Adalet ya da adaletli olmak nedir?
Doğru ve yararlı olanı savunmaktır, diyebilir miyiz?
Peki, kime göre veya neye göre doğru ve yararlı olanı savunacağız?
Cevaplaması zor bir soru...
Doğru olanın adalet ya da adaletli davranmak olduğu savını kabul edersek;
Türk Ordusu'nun Silivri ve Hasdal'da yatan subayları da vatanın çıkarları uğruna yaptıkları her türlü eylem ve davranışın doğru olduğuna inanmışlardır.
Yani, sırf vatandaşlarının faydasını gözettiklerinden, geçmişte yaptıkları her türlü eylemin doğru, bu nedenle de adaletli olduğunu düşünürler.
Başkalarının çıkarları adına adaletli davrandıklarına inanan insanlar, bunun için suçlanabilir mi, ya da yasalara ihanet ettikleri iddia edilebilir mi?
Hele ki eylemlerini yapma gücünü görevlendirildikleri aynı yasalardan almışlarsa!
PKK terör örgütü de Kürt Halkı'nın yararına olduğu düşüncesiyle, 30 yıldır kendi doğrularını uyguladığını zannediyor mesela...
Dolayısıyla PKK terör örgütü, adaletin yukarıda varsayılan tanımına göre, Kürt Halkı'nın çıkarlarını ve haklarını korumaya çalıştığından, adaletli ya da adil davranan bir örgüttür tezini de kabul etmemiz gerekiyor, diye düşünenler çıkabilir...
Ancak böyle düşünmek, düz mantık yürütmektir. Bizi yanılgıya ve hatalı sonuçlara varmaya götürür.
Çünkü, Türk Ordusu ile PKK terör örgütü arasında (diğer farkların yanı sıra) önemli bir fark var.
Biri, gücünü toplumun ya da devletin kurumsal olarak kendisine verdiği yasal mekanizmalardan alıyor. Dolayısı ile vatandaşlar nezdinde saygı duyulan meşru bir örgüt olma imajını zedelemiyor.
Diğeri ise gücünü, mevcut yasalara karşı gelen adam öldürme, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi illegal yapılanmalardan alıyor.
Şimdi, devlet bunun neresinde ya da hangi tarafında yer alıyor?
Türk Ordusu, devletin bizzat kurumsal olarak kendisine verdiği yetkiye dayanarak, yasaları koruma, dolaylı olarak da kamuoyunun düzenini sağlama adına eylemlerde bulunuyor (adaleti sağlıyor).
Bunun karşısında PKK da devletin yasalarına karşı çıkarak, kamu düzenini bozmaya ve tam tersi yönünde bir düzeni yasal olmayan yollardan kurmaya çalışıyor (güya o da adaletini uyguluyor).
Devlet ise, 'yasaları ve kamu düzenini' korusun diye, yetki ve görev verdiği ordusunun üst düzey yöneticilerini 'yasalara uydular' diye hapse tıkarken; yasalara karşı gelerek anayasayı ortadan kaldırmak ve kamu düzenini yıkmak için silahlı çete kuran bir illegal örgütün başıyla, yine aynı 'kamu düzenini korumak ve sürdürmek' amacıyla pazarlık yapıyor!
O zaman, insanın aklına ister istemez şu geliyor:
Ya devlet 'kamu düzenini korumak ve sürdürmek' iddiasını denetleme görevini yerine getiremiyor ya da 'kamu düzenini koruma ve sürdürme iddiasını taşıyan yasalar yanlış'!
Sizce hangisi?
Terör dediğimiz sorunu biraz da bu açıdan irdelemeye değmez mi?