Politikacıların yemek yediği anların yüzlerce fotoğraf arasından tarihi bir önemi ve hikayesi olanlar...

Susuz Rakı Ayrışması: Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Celal Bayar`ın rakıyı sulu içtikleri biliniyor. Türk siyasetinde `susuz rakı` dönemini başlatan isimse Adnan Menderes oldu. O devirlerde de toplum önünde rakı içmek politikacılar açısından maliyetli olsa da Menderes`in yakınları onun bu alışkanlığını bir çok defa ifade ettiler. Şampanya ve viskiyi de seven Menderes bu özelliği ile sağ siyaseti de rahatlattı. Demirel ve Özal`a kadar uzanacak içki içme serbestisinin de aktörü oldu. 2002 yılından sonra bu hava değişecek, siyasetçiler içki kadehiyle fotoğraf vermekten şeytandan kaçar gibi kaçacaktı.

Rakının Gökçek Hali: Melih Gökçek`in bu fotoğrafı ilk kez Oda TV`de yayınlandı. Ancak esas olay twitterda bir kullanıcının bu fotoğrafı Gökçek`e göndermesiyle çıktı. Melih Gökçek bir anda sinirlenerek bu fotoğrafın `photoshop` olduğunu iddia etti ve kullanıcıya dava açacağını söyledi. Henüz böyle bir dava açılmasa da bu fotoğraf hafızalarda rakının Gökçek hali olarak yer etti.

103 Yaş Rakısı: Fotoğrafta Türkiye Cumhuriyeti`nin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar 103. yaş gününü kutluyor. `İkinci dalyaya doğru` adı verlien ve kendisi için özel hazırlanan pişmaniyelerden aldıktan sonra rakısını içen Bayar, o tarihte dünyanın hayatta kalan en yaşlı lideri olmanın da tadını çıkartıyordu.

Özal`ın `Yumuşak Güç` Stratejisi: Özal yemek yemeği seven bir insandı. Hayatının bir çok alanına yayılmış bu derin yemek yeme tecrübesi onu diğer siyasetçilerden ayırıyor, ustalıklı teknikleri kullanmasına da izin veriyordu. Örneğin yaptığı bir pazar ziyaretinde hızlı bir şekilde karpuz yiyebiliyor, verdiği davetlerde de damak zevkinin nadide örneklerini davetlileriyle paylaşıyordu. Fotoğrafta Özal`ın köftelere karşı -neredeyse belli belirsiz- elinin çok yumuşak bir dokunuşuyla uzandığı ve nihayetinde amaca hasıl olduğu gözüküyor. Bu yumuşak güç stratejisi Özal`ın çok yoğun bir tepki çekmeden, bir çok yemek fotoğrafı vermesinin de en önemli sebebi oldu.

Babanın Gözlemesi: Fotoğraf 1960`lı yıllardan. Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel kendisi için hazırlanan gözlemeyi güçlü bir şekilde ellerinin arasına alarak hakimiyetin kimde olduğunu cemil cümle aleme belli ediyor. Gözlemeninse sonu malum, biçare bir şekilde o güçlü parmakların arasında mukadder sonun gelmesini bekliyor.

Deniz Baykal`ın Lokması: Baykal`ın `halka inemediği` yönünde eleştirilerin yoğunlaştığı sıralarda verilen bu fotoğraf, elbette ikonik. Baykal`ın halkla hemhal olduğu nadir anlardan biri böyle ölümsüzleşirken, lokmacı çocuktan arkadaki beyefendiye herkesin yaşadığı mutluluk da eleştirilere cevap olacak mahiyette.

Vesayetçi Dondurma: Recep Tayyip Erdoğan`ın milli iradeye duyduğu heyecan herkesin malumu. Bu fotoğrafta Erdoğan erimek suretiyle milli iradenin temsilcisinin kendisini keyifle yemesini engelleyen belli ki vesayetçi zihniyete sahip bir dondurmaya gereken dersi apaçık bir şekilde veriyor. Dondurma kurtuluşun olmadığının farkında. Erdoğan`dan aldığı tokat gibi cevapla akibetini bekliyor.

Dezenformasyon Ayranı: Tarih 90`lar. Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan`ın yanında Recep Tayyip Erdoğan var. Ayranlarını içiyorlar. Ancak Erdoğan`ın bardağı tutuşu ve ayranı içişi öyle bir niteliğe sahip ki, bu fotoğrafın o bölümü kesilerek Erdoğan`ın rakı içtiği iddialarına sebebiyet verdi. Fotoğrafın bütünü ortaya çıkınca da iddialar ortadan kalktı. Erdoğan`ın `milli içeceği` hakikaten ayrandı.

Akit Kebabı: Esasında bu fotoğrafta herhangi bir sorun yok. Sorun bu fotoğrafın verilişinde oldu. O tarihte cezaevlerinde bulunan bazı mahkumlar açlık grevindeydi. BDP`li milletvekilleri de bu açlık grevlerine destek veriyordu. Erdoğan, bir grup konuşmasında açlık grevlerine destek veren vekilleri eleştirirken, bu vekillerin kendilerinin kebap yediğini, o insanları da açlığa mahkum ettiğini söyleyince Akit gazetesi bu fotoğrafı yayınladı. Ertuğrul Kürkçü bu yayına öfkelenecek, fotoğrafın Büşra Ersanlı`nın cezaevinden çıktığu tarihte yani 3,5 ay önce çekildiğini söyleyecekti. Politika bir yemeği yalana çevirmişti.

Karun Sofrası: Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu`nun bu fotoğrafı, gerçek bir kahvaltı deneyiminin ne olduğunu cümle aleme gösterdi. Çay - simit ile yapılan kahvaltıları fersah fersah geçen bu şölende eleştirilebilecek tek husus gerçekten de kuş sütünün sofrada bulunmamasıydı. O hariç envai çeşit yiyecek ile karunlara yakışan bu sofra memleketimizin kahvaltıya bakış açısını yepyeni bir seviyeye taşıdı.