Facebook… Sosyal paylaşım ağı… Kendimize benzettiğimiz için feysbuk şeklinde yazıyorum. Meğer hayatımız feysbuk olmuş haberim yok...
Dün sabah bir yazı paylaştım, 'Hayata pamuk ipliğiyle bağlanmak, kukla ipiyle bağlanmaktan iyidir' şeklinde...
Birkaç dakika sonra eski bir arkadaşımdan yorum: Yılmaz Özdil iyi yazmış.
Aynı anda zil çaldı. Eyvah dedim. Kapıya dayanan iki polis şimdi gözaltına alacak beni…
'Başkasına ait bir sözü paylaşmak suçundan tutuklusun.'
***
Anladım ki arkadaşım şunu demek istiyor: Ayıp ayıp… Başkasına ait bir sözle laf çakıyorsun.
Bir suçluluk duygusu anlatamam. Sanki gece yarısı tekel bayisinin duvarını delip, iki karton sigara çaldım.
Yoruma cevap yazsan bir türlü, yazmasan bir türlü…
Demek feysbuk raconuna ters bir davranış sergiledim. En iyisi susmak…
'Susan adam' oldum.
***
Sonra bakayım neyin nesi şu feysbuk dedim, biraz da araştırma yaptım.
E valla ucuz kurtulmuşum. Tefe koyarlar adamı. Almış başını gidiyor bu sosyal paylaşım ağları…
Gezi parkı geldi aklıma…
Bildik medyayı 'madara' etmiş bir 'sosyal medya' var karşımda…
Terslenmeye hiç gelmez…
***
Biraz gezindim. Arkadaş herkes yapıyor bunu. Adam en son 'Cin Ali Tatilde' kitabını okumuş. Sokrates'in bir sözünü paylaşıyor cep telefonundan. Üstelik sahilde kıçını kaşırken…
Olamaz mı, olur elbet. Ama garibim Sokrates'i Bağdat Caddesi'nde dürümcü olarak biliyor.
'Kadın, doğası gereği merhamet sahibidir; onu hırçınlaştıran, doğasına aykırı davranan erkeklerdir' yazmış birisi…
E bunu yazmadan beş dakika önce sokakta gördüğün kadına ağzından salyalar akıtarak, 'memelere bak' diyen sen değil misin?
***
Kadınlar daha aktif feysbuk'ta. İki kadın tipi öne çıkıyor. İlki eşi ya da çocukları veya sevgilileriyle ilgili paylaşımlar için telef olanlar…
İkinci tipler çok tehlikeli, erkekler aleyhine ele geçirdikleri tüm olumsuz sözler, araştırmalar veya tespitlerle sürekli 'laf oturtma' peşindeler.
Adam mutfakta tepiniyor, 'Muazzez yine yemek yok mu. Allah canını alsın' diye…
Seninki feysbuk'taki mevziden saldırı halinde erkek milletine.
İki kap yemek yap doyur karnını bakalım, belki melek gibi olacak adam…
***
Erkekler için çok fazla bir şey demeye gerek yok.
Hiç tanımadığı bir kadının yayınladığı fotoğrafın altına, 'Bakışlarınızdaki derinliği bugüne kadar hiçbir kadında görmedim' diyen, genlerinle oynanmış hıyar var mesela…
Derinliği ekrandan nasıl ölçtün be birader…
Bir de okeyde kazandığı milyon doları gerçek hayatta kullanamadığı için intihara kalkışan tipler var.
***
Seçimler yaklaşırken siyasilerin de gözdesi tabi feysbuk.
İzmir'in gözde ilçelerinden birisinden belediye başkan aday adayı afişini koymuş.
Bir yanda Atatürk diğer yanda kendi fotoğrafı. Güzel güzel yazılar…
Üç saat olmuş, yemin ederim 'bir beğeni' almış.
At kendini körfeze kurtul.
'Belediye seçimi hizmet seçimidir' sloganı yazan var.
40 Sokrates bir araya gelse, böyle derinliği olan bir söz söyleyemezdi.
***
Şimdi başa döneceğim. Orada paylaştığın söz kime ait olursa olsun, hayat felsefene uygun olmalı.
Geçmişte bir teknik direktör, 'Köpekler istedi diye atlar ölmez' demişti.
Rumenlerin ünlü atasözüydü…
Ama söylediği sözün üzerinden bir gün geçmeden 'at kılığında' öldü.
Sözünün arkasında duracaksın ya da söylediğin söz sana ve hayat felsefene uygun olacak.
Yorumu yazan arkadaşıma, son bir söz söyleyerek yazıyı sonlandırayım.
O sözü ya da benzerini uzun yıllar önce bir kitapta okumuştum.
Beni bilen biliyor, hayat felsefelerimden birisidir, hayata kukla ipiyle bağlanmamak.
Bildiğim kadarıyla senin de meslek hayatın böyle geçti.
Yine de teşekkür ediyorum.
Sayende bir yazı konusu bulmuş oldum.
Sevgilerimle… :) :) :)