EGEDESONSÖZ – İzmir’in Selçuk ilçesindeki Efes Antik Kenti’nin hemen bitişiğinde, 1. derece arkeolojik SİT alanında inşa edilen Efes Antik Kenti Karşılama Merkezi Projesi’ne karşı açılan davada bilirkişi raporu mahkemeye sunuldu. Raporda, proje alanındaki faaliyetlerin mevzuata, koruma amaçlı imar planına ve alan yönetim planına uygun olmadığı değerlendirmesi yapıldı. Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), rapor doğrultusunda projenin yürütmesinin durdurulmasını talep etti.
İzmir 5. İdare Mahkemesi’nde görülen dava, EGEÇEP ve projeye karşı çıkan yurttaşlar tarafından açıldı. Dava kapsamında 26 Haziran 2026 tarihinde proje alanında keşif ve bilirkişi incelemesi gerçekleştirildi. Hazırlanan rapor mahkemeye sunulurken EGEÇEP, raporun sonuç bölümündeki değerlendirmeleri kamuoyuyla paylaştı.

“KURUM İZİNLERİ ALINMADAN MÜDAHALEDE BULUNULMAMALI”
EGEÇEP’in aktardığı bilirkişi raporunun sonuç bölümünde, dava konusu alandaki faaliyetlerin yürürlükteki mevzuat hükümlerine, koruma amaçlı imar planına, alan yönetim planına ve koruma-kullanma ilkelerine uygun olmadığı belirtildi.
Raporda ayrıca, ilgili kurumların izni alınmadan alanda herhangi bir inşai ve fiziki müdahalede bulunulmaması gerektiği değerlendirmesine yer verildi.

TAMPON BÖLGENİN KORUNMASINA DİKKAT ÇEKİLDİ
Bilirkişi raporunda, Efes Antik Kenti’nin çevresindeki tampon bölgenin korunma düzeyinin en üst seviyeye çıkarılması gerektiği de belirtildi. Efes’in UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmasında önem taşıyan liman kenti niteliğine, nehir-deniz liman ilişkisine ve bu ilişkinin izlerinin korunmasına dikkat çekildi.
Raporda, kamu yararı bakımından önceliğin arkeolojik alanın bilgi ve belge değerinin sürdürülmesi, arkeolojik buluntuların ve rezervlerin korunması, arkeolojik peyzajın ve silüetin muhafaza edilmesi olması gerektiği ifade edildi.
Ziyaretçi Karşılama Merkezi’nin tampon bölgede yeni ve belirgin bir yapılaşma odağı oluşturduğuna işaret edilen raporda, bu durumun arkeolojik alan ile çevresindeki doğal ve kırsal peyzaj arasındaki sürekliliği kesintiye uğratabileceği belirtildi. Yapılaşmanın tarihsel mekânsal ilişkilerin okunabilirliğini azaltabileceği ve alanın algısal bütünlüğünü parçalayabileceği değerlendirmesi yapıldı.
Raporda şu ifadeler yer aldı:
İzmir ili, Selçuk ilçesi, Atatürk Mahallesi sınırlarındaki Efes Ören Yerinin hemen bitişiğinde bulunan ve 1. derece arkeolojik sit alanında yer alan 323 ada 67, 69 ve 70 parsellerdeki (tevhit sonucunda 323 ada 117 parsel) kamuoyunda "Efes Antik Kenti Karşılama Merkezi" olarak bilinen projeye ilişkin olarak onaylı koruma amaçlı imar planları doğrultusunda alınan "çevre düzenleme projesi ve uygulama projelerinin uygun bulunmasına" ilişkin İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararlarının iptali istemiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı'na karşı açılan davaya ilişkin olarak:
1. İzmir İli Antik Yunan, Roma, Bizans, Geç Ortaçağ ve Osmanlı Dönemleri'ne ait arkeolojik ören yerleri açısından son derece zengin olup, sınırları içinde yüzlerce arkeolojik ören yeri bulundurmaktadır. Selçuk İlçesi, Efes Örenyeri olmak üzere, lonia Bölgesi'nin Kıta Yunanistan ve Ege Bölgesi kültürleri ile kaynaşmasının arkeolojik bir kanıtı sayılabilecek arkeolojik verilerle doludur. Dava konusu Tapu'nun 323 ada 117 Parseli'nde belgelenen arkeolojik taşınabilir kültür varlıkları İ.S. 2.-5. yy.'lara aittir ve Efes Örenyeri'nin arkeolojik geçmişine ilişkin bilimsel bulgulardır. Bu arkeolojik öğeler Roma ve Erken Bizans Dönemleri'nde alanın yakınındaki gymnasium yapısını, yerleşim düzenindeki yerini ve yöredeki yaşam koşullarını göstermesi açısından önemli veriler sunmaktadır. Bu bağlamda söz konusu arkeolojik kültür varlıkları, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na göre kamu yararı adına bilimsel açıdan korunması gereken arkeolojik öğelerdendir.
2. Dava konusu Tapu'nun 323 ada 117 Parseli kayıtlı taşınmazın bir bölümündeki arkeolojik verilerle ilgili olarak şu ana değin herhangi bilimsel bir kazı ya da yeterince yayın yapılmamıştır; dolayısıyla alan bilim dünyası tarafından yeterince tanınmamaktadır. Söz konusu alanda ileriki yıllarda yapılacak bilimsel araştırmalar ve kazılar sırasında yeni kültür varlıkları ve kalıntıları bulma olasılığı oldukça yüksektir. Dava konusu taşınmazın arkeolojik sit alanının mevcut derecesinin değiştirilmesi halinde, bu durum anılan parselde ele geçen kültür varlıklarının tahribatının önünü açacak ve alanda Selçuk İlçesi, Efes Örenyeri'ne ait önemli verilerin, bilimsel olarak tam olarak anlaşılamadan yok olmalarına sebebiyet verilecektir. Arkeolojik olarak şu ana değin herhangi bilimsel bir nihai yayın yapılmayan bu alanın korunması, söz konusu verilerin ileriki nesillere aktarılabilmesi açısından şarttır.
3. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 6. Maddesi'ne göre "korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları" şunlardır:
a) Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar,
b) Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar,
c) Sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları.
Kaya mezarlıkları, yazılı, resimli ve kabartmalı kayalar, resimli mağaralar, höyükler, tümülüsler, ören yerleri, akropol ve nekropoller; kale, hisar, burç, sur, tarihi kışla, tabya ve istihkâmlar ile bunlarda bulunan sabit silahlar; harabeler, kervansaraylar, han, hamam ve medreseler; kümbet, türbe ve kitabeler, köprüler, su kemerleri, su yolları, sarnıç ve kuyular; tarihi yol kalıntıları, mesafe taşları, eski sınırları belirten delikli taşlar, dikili taşlar; sunaklar, tersaneler, rıhtımlar; tarihi saraylar, köşkler, evler, yalılar ve konaklar; camiler, mescitler, namazgâhlar; sebiller; imarethane, darphane, şifahane, muvakkithane, simkeşhane, tekke ve zaviyeler; mezarlıklar, hazireler, arastalar, bedestenler, kapalı çarşılar, sandukalar, steller, sinagoglar, bazilikalar, kiliseler, manastırlar; külliyeler, eski anıt ve duvar kalıntıları; freskler, kabartmalar, mozaikler, peri bacaları ve benzeri taşınmazlar; taşınmaz kültür varlığı örneklerindendir.
Yukarıda altı çizili olan nitelikler dava konusu olan, İzmir İli, Selçuk İlçesi, Efes Örenyeri'nde bulunan ve Tapu'nun 323 ada 117 Parseli kayıtlı taşınmazın çok yakınındaki komşu parsellerde tespit edilmiş olup, bu tespitler yukarıda ayrıntılı olarak tanıtılmıştır. Buna göre İzmir İli, Selçuk İlçesi, Efes Örenyeri'nde bulunan ve Tapu'nun 323 ada 117 Parseli kayıtlı taşınmazda 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 6. Maddesi kapsamındaki "korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları" mevcut olmasa da, bu öğelere ait fragmanlar komşu parsellerde mevcuttur. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 05/11/1999 tarih ve 658 sayılı ilke kararında "Arkeolojik Sit" tanımı "İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlardır" diye yapılmakta ve söz konusu Tapu'nun 323 ada 117 Parseli kayıtlı taşınmazın bir bölümü bu tanıma birebir uymaktadır. Nitekim, Tapu'nun 323 ada 117 Parseli kayıtlı taşınmazın bir bölümündeki kalıntılar, Efes Örenyeri'nin arkeolojik geçmişinin bir parçasıdır. Dolayısıyla, Tapu'nun 323 ada 117 Parseli'ne kayıtlı taşınmazın bir bölümü üzerinde tespit edilen ve yukarıda ayrıntılı olarak tanımlanan taşınabilir arkeolojik kültür varlıkları bütüncül olarak değerlendirildiğinde, 1. (Birinci) Derece Arkeolojik Sit tanımına uygun özellikler göstermektedir. Alandaki iki farklı devre ait (Roma ve Geç Bizans Dönemleri) toplam iki ayrı nitelik girift bir arkeolojik doku oluşturmuş ve bölgenin arkeolojik yoğunluğunu arttırmıştır. Başlıca yaşamsal kaynakları tarım ve hayvancılık olan Antik Dönem, Ortaçağ ve Osmanlı Dönemi yerleşim yerleri ve kalıntıları sadece tespit edildikleri alanlarda değil, çevrelerinde de yayılım göstermektedirler. Ayrıca dava konusu parselin arkeoloji literatüründe az tanınıyor olması, söz konusu taşınmazın önemini daha da artırmıştır. Taşınmazın üzerinde gözlemlenen buluntular daha önce niteliği tam anlamı ile açıklanamayan, arkeolojik açıdan önemli öğelerdendir; bu yüzden alandaki sit bütünlüğünü bozan herhangi bir faaliyet yapılamaz. Eğer alanda bu tür faaliyetler yapılırsa, alanın çevresiyle mevcut olan ve yukarıda tanımlanan arkeolojik bütünlüğü tümüyle bozulacaktır ve daha da tahrip olacaktır.
4. Yukarıda da belirtildiği üzere, dava konusu alanda Roma ve Erken Bizans Dönemleri'nin (İ.S. 2.-5. yy.) sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan taşınabilir kültür varlıklarının fragmanları bulunmaktadır. Alanın tamamı, alanın yüzeyinde bulunan ve yukarıda ayrıntılı olarak tanımlanan arkeolojik taşınabilir kültür varlıklarının sayısından dolayı "Arkeolojik Sit" alanı olma özelliği göstermektedir; zira bu veriler alanın "1. (Birinci) Derece Arkeolojik Sit" alanı olarak ilan edilmesi için yeterlidir. Taşınmazın yüzeyindeki arkeolojik buluntular taşınmazın tamamında aynı oranlarda gözükmektedirler. Dava konusu taşınmazın "1. (Birinci) Derece Arkeolojik Sit" alanı niteliğin, bozan eylemler yapılması halinde, gerek toprak üstünde görülebilen arkeolojik kalıntılar, gerekse toprak altındaki olası arkeolojik bulguların korunmasının imkansızlaşacağı, tahribatlarının önünün açılacağı ve arkeolojik bütünlüklerinin bozulacağı aşikardır. Kamu yararı bakımından değerlendirildiğinde, toplumun bilimsel ve kültürel açılardan burada korunan bilgilerden faydalanabilmesi adına, söz konusu İzmir İli, Selçuk İlçesi, Efes Örenyeri'nde bulunan ve Tapu'nun 323 ada 117 Parseli kayıtlı taşınmazın bir kısmının "1. (Birinci) Derece Arkeolojik Sit" olarak tescillenmesi işlemi 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu mevzuatı açısından doğru bir işlemdir. Bundan dolayı dava konusu alanın "1. (Birinci) Derece Arkeolojik Sit" olarak tescilinin devamı gereklidir.
Bilirkişi Heyeti olarak; dava konusu olan, İzmir İli, Selçuk İlçesi, Efes Örenyeri'nde bulunan ve Tapu'nun 323 ada 117 Parseli kayıtlı taşınmazdaki faaliyetlerin, yürürlükte olan mevzuat hükümleri, koruma amaçlı imar planı hükümleri, alan yönetim planı hükümleri ve bu konudaki ilke kararları ile koruma ve kullanma ilkelerine uygun olmadığı ve dava konusu alanda ilgili kurumların izni alınmadan herhangi bir inşa-î ve fizikî müdahalede bulunulmaması gerektiği görüş ve kanaatindeyiz.

EGEÇEP tarafından yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde:
Kuruluşu MÖ 6600 yıllarına dayanan, taşıdığı üstün evrensel değerlerle, UNESCO Dünya Miras Listesinde yer alan, İzmir İli Selçuk İlçesi, Efes Ören yerinin hemen bitişiğinde, 1. derece arkeolojik sit alanında yer alan, kamuoyunda “Efes Antik Kenti Karşılama Merkezi” olarak bilinen projeye karşı Ege Çevre ve Kültür Platformu ( EGEÇEP ) Derneği ile insanlığın kültür varlığını korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak isteyen yurttaşlar tarafından dava açılmıştır.
Geleceğe Miras “Sonsuz Efes”, yazan yüksek paravanların ardına gizlenmiş bu projenin, açıkça hukuka aykırı olması ve en başından giderimi olanaksız zararlar doğurmuş olması nedeniyle, Koruma Bölge Kurulu kararının, yürütülmesinin durdurulması ve iptali talebiyle açılan davada 26.06.2026 tarihinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmış, hazırlanan rapor dosyaya sunulmuştur.
Bilirkişi Heyeti Raporunun sonuç bölümünde; "...dava konusu alandaki faaliyetlerin, yürürlükte olan mevzuat hükümleri, koruma amaçlı imar planı hükümleri, alan yönetim planı hükümleri ve bu konudaki ilke kararları ile koruma ve kullanma ilkelerine uygun olmadığı ve dava konusu alanda ilgili kurumların izni alınmadan herhangi bir inşa-î ve fizikî müdahâlede bulunulmaması gerektiği ..." değerlendirilmesi yapılmıştır.
Efes’in dışında, “Tampon Bölge”, diyerek adeta değersizleştirilen proje alanı ile ilgili olarak, Bilirkişi Heyeti Raporunda tampon bölgenin tamamının yasal koruma düzeyinin en üst seviyeye çıkarılması gerektiği belirtilmiş, Efes Antik Kenti’ne ilişkin UNESCO miras kriterlerinde de çekirdek alanın tampon bölgesini kapsayan liman kenti olma durumu, nehir-deniz liman ilişkisi ve bu ilişkinin izlerinin korunmasının önemine dikkat çekilmiştir.
Raporda, Kamu yararı açısından öncelik, alanın bilgi belge değerinin sürdürülmesi yönünde; arkeolojik bulgu ve rezervlerin korunması, arkeolojik peyzajın ve silüetin muhafaza edilmesi olmalıdır, denilerek Ziyaretçi Karşılama Merkezi'nin tampon alan içerisinde yeni ve belirgin bir yapılaşma odağı oluşturması; arkeolojik alan ile onu çevreleyen doğal ve kırsal peyzaj arasındaki sürekliliğin kesintiye uğramasına, tarihsel mekânsal ilişkilerin okunabilirliğinin azalmasına ve alanın algısal bütünlüğünün parçalanmasına yol açabilecek nitelikte olduğu belirtilmiştir.
Efes'in jeoradar jeomanyetik ölçüm sonuçlarının yer aldığı "Avusturya Arkeoloji Enstitüsü'nün Bilimsel Yıllık Raporu 2015’te; Avusturya Viyana Yerbilimleri Enstitüsü'nden Süleyman Sırrı Seren’in 2013 yılında Efes (Avusturya) Kazı Evinde yaptığı sunumda sözlü olarak (kilise, tapınak şeklinde) aktardığı jeofizik sonuçlarının bir kısmı yer almaktadır.
Raporla birlikte sunulan jeofizik görseli ise, Efes Karşılama Alanı inşaat sahasında bulunan taşınmaz kültür varlıkları hakkında hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar detaylı bilgi ( pek çok yapı kompleksi ve tekli yapı ) içermektedir. Bu yapıların işlev ve tarihlendirmeleri ancak arkeolojik sondaj ve kazılar sonucu kesin olarak anlaşılabilecektir.
Sınırları belki hiç çizilemeyecek Efes’in binlerce yıl öncesinden katman katman biriktirdiği bilgiyi, tanıyan, koruyan bütün insanlıkla cömertçe paylaşmaya devam edebilmesi için; bilirkişi raporu, Avusturya Arkeoloji Enstitüsü'nün Bilimsel Yıllık Raporu 2015 ve belgeler göz önüne alınarak daha fazla zaman geçirilmeden dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesini talep ediyoruz.

ÇALIŞMA HAKKINDA
UNESCO Dünya Mirası Efes Antik Kenti yakınlarında geçtiğimiz yılın Mayıs ayında başlayan çaılışmalar, arkeologlar, kültür çevrelerinin ve yerel yönetimlerin tepkisini çekmişti. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen proje kapsamında, bölgedeki Vedius Gymnasiumu’nun tam karşısına “karşılama kapısı” inşa ediliyor. Bu alanda alışveriş birimlerinin yer alacağı, Efes Antik Kenti’nin her iki kapısındaki mevcut dükkanların kaldırılarak tamamının bu yeni merkeze taşınacağı ifade ediliyor. Alanda ayrıca otopark da olacak ancak bölgedeki hafriyatın arkeolojik tabakalara zarar verdiği iddiası tartışmaları beraberinde getirdi.
TAPINAK İDDİASI
Arkeolog Yusuf Yavaş, 2013 yılında Viyana Teknik Üniversitesi’nden Dr. Sırrı Seren tarafından yapılan jeofizik ve jeoradar araştırmalarında, Küçük Tusan bölgesinde yer alan Roma villasına ek olarak Vedius Gymnasiumu ile Selçuk–Kuşadası karayolu arasında bir kilise ve tapınak olması muhtemel bir yapının tespit edildiğini dile getirmişti.




