EGEDESONSÖZ – Dünya Çevre Günü kapsamında açıklama yapan Karaburun Sivil İnisiyatifi, Karaburun Yarımadası’nda artan enerji, turizm ve madencilik yatırımlarının bölgenin ekolojik bütünlüğünü tehdit ettiğini belirterek, Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) statüsünün gereklerinin yerine getirilmesini istedi.
Yapılan açıklamada, Karaburun’un geleceğinin yeni yatırım alanları açılarak değil, doğayı ve yaşam alanlarını koruyan politikalarla şekillendirilmesi gerektiği vurgulandı. İnisiyatif, Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmesine rağmen bölgedeki koruma kararlarının uygulamada karşılık bulmadığını savundu.
Açıklamada, yıllardır devam eden rüzgar enerji santrali (RES), güneş enerji santrali (GES), jeotermal enerji santrali (JES), balık çiftlikleri ve taş ocakları yatırımlarının yarımadanın doğal yapısı üzerinde ciddi baskı oluşturduğu ifade edildi. Özellikle koruma statüsü sonrasında da yeni enerji projelerine onay verilmesinin, koruma kararlarının amacını zedelediği öne sürüldü.

Karaburun Sivil İnisiyatifi, yarımadanın yüzde 89’unu etkileyen yedi RES projesinin yalnızca çevresel değil, sosyal ve ekonomik sonuçlar da doğurduğunu belirtti. Bölgenin temel geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılığın, mera alanlarının enerji yatırımlarına tahsis edilmesi nedeniyle zarar gördüğü ifade edilirken, yöre halkının ortak kullanım alanları ve su kaynaklarına erişiminin de kısıtlandığı kaydedildi.
İnisiyatif, 1/25 bin ölçekli Karaburun-Ildır Körfezi ÖÇKB Nazım İmar Planı’nda yapılan değişikliklerle bazı enerji projelerinin yerleşim alanlarına daha yakın kurulmasının önünün açıldığını belirterek, bunun koruma ilkeleriyle çeliştiğini savundu. Ayrıca "Hassas Alan B" olarak tanımlanan bölgelerde ilgili kurumların uygun görüşüyle RES ve GES yatırımlarına izin verilmesinin de endişe yarattığı ifade edildi.

Açıklamada, Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi için halen onaylanmış bir yönetim planının bulunmadığına dikkat çekildi. Denizel ve karasal biyoçeşitlilik çalışmalarının tamamlanmasına rağmen sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmadığı belirtilirken, koruma ilanının üzerinden geçen yedi yıla rağmen yönetim planlarının tamamlanamamasının yatırım baskılarını artırdığı öne sürüldü.
Karaburun’un Yaylaköy bölgesinde devam eden enerji projelerine de değinilen açıklamada, RES ve GES yatırımlarının habitat kaybı ve parçalanmasına yol açtığı iddia edildi. Daha önce açılan davalarda bilirkişi raporlarının da bu yönde değerlendirmeler içerdiği belirtilirken, zeytinlik alanlar ve doğal yaşam koridorlarının tehdit altında olduğu ifade edildi.

Mordoğan Ayıbalığı Koyu ve İris Gölü'nün de çeşitli yatırımlar nedeniyle risk altında olduğu belirtilen açıklamada, Akdeniz foklarının yaşam alanları ile yarımadanın tek sulak alanı olan İris Gölü için daha güçlü koruma önlemleri alınması çağrısı yapıldı. Ayrıca Mordoğan kıyılarında turizm amaçlı yapılaşmayı öngören imar planlarına da itiraz edildiği bildirildi.

Karaburun Sivil İnisiyatifi, Urla-Çeşme-Karaburun hattının ekolojik bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunurken, bölgede planlanan yatırımların su tüketimi, enerji ihtiyacı, atık yükü ve doğal yaşam üzerindeki etkilerinin birlikte ele alınmasını istedi. Açıklamada, “büyüme” hedeflerinden önce “koruma” ilkesinin esas alınması gerektiği vurgulandı.
Dünya Çevre Günü mesajında, Karaburun’un yatırım ve rant baskıları altında bırakılmaması gerektiğini belirten İnisiyatif, yarımadanın doğayla uyumlu, adil ve yaşamı merkeze alan politikalarla geleceğe taşınması çağrısında bulundu
Karaburun Sivil İnisiyatif’ten konuyla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Dünya Çevre Gününde Karaburun’dan Ses Veriyoruz...
Karaburun’un geleceği, yeni talan alanları yaratmakla değil; ekolojiyi koruyan, doğayla uyumlu ve yaşamı merkeze alan bir anlayışla şekillenmeli.
Yarımadada bölge için ilan edilen ÖÇKB kararının içinde yer alan koruma ilkesi esas alınmalı ve bölgede ki yatırımlara karşı ekosistem korunmalıdır
Doğanın ve tüm canlıların yaşamı adına yaşadığımız yere sahip çıkıyoruz. Yarımadamız da “rüzgar yaşamdan yana essin” ve “yok edişe bir son verilsin” diyoruz.
Orman alanları, zeytin ağaçları, tarlaları, meraları, sulak alanları, köyleri tehdit eden ve yaşam alanlarımızı daraltan yatırım onaylarına “yeter” diyoruz!
Doğayı korumanın gerçek anlamının ne demek olduğunu, doğayla kurduğumuz ilişkiyi yeniden düşünmemiz gerektiğini vurguluyoruz. Koruma iddiası ile yeni alanlar belirleniyor, yaşam hakkının korunması sözü veriliyor. Ancak bu alanları yine “sürdürülebilir” kalkınma söylemine sığınarak limitsiz olarak kullanabileceğimizi varsayıyoruz. Bunun en somut örneklerinden biri ÖÇKB ilan edilmesine karşın, yatırımların kullanımına açılan Karaburun Yarımadası.
Karaburun’da yıllardır süren yenilenebilir enerji yatırımı baskısının koruma kararlarıyla sınırlandırılacağı ve kırsalın güçlendirilmesine yönelik politikaların ön plana çıkacağı umudu; mera ve tarım alanlarında koruma kararı sonrasında önerilen güneş enerji santrallerine ilişkin imar planlarının onaylanmasıyla baltalanmıştır. Bunun yanında, yarımada kıyılarının Akdeniz Foku yaşam alanı olmasının Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmesinin en önemli nedenlerinden sayıldığı düşünüldüğünde, Yarımada kıyılarında tatil köyü-otel yapımına yönelik önerilerin kabul görmesi ve bu alanlarda kullanım yoğunluğunu artıracak yapılaşma kararlarının alınması da koruma kararının etkisizliğine yönelik endişeleri doğrulamıştır.
Oysa Karaburun’un sahip olduğu zengin biyoçeşitlilik ve karbon yutak alanları olan meralar ve deniz çayırları yalnızca yerel ölçekte değil, küresel ölçekte de korunması gereken değerlerdir. Yaşam alanları ve biyoçeşitlilik üzerinde artarak devam eden baskıların her geçen gün derinleştiği günümüzde, bu alanların korunmasını esas alan politikaların benimsenmesi her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır.
Karaburun Sivil İnisiyatif olarak Dünya Çevre Günü’nde dileğimiz; yatırım ve rant baskılarına boyun eğmeyen, Karaburun’daki yaşamı yeniden canlandıracak, Yarımada’nın bütününde tüm canlıların refahını birlikte gözeten politikaların hayata geçirilmesidir. Karaburun’un geleceği, yeni talan alanları yaratmakla değil; doğayla uyumlu, adil ve yaşamı merkeze alan bir anlayışla şekillenmelidir.
“...Karaburun Yarımadası 2019’da Karaburun-Ildırı Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) kararı öncesinden başlayan RES, GES, JES, Balık Çiftlikleri ve Taş-Mıcır ocakları yatırımları ile karşı karşıya. Bu süreçte yapılan eylemler ve açılan yurttaş davaları yatırım süreçlerini yavaşlatsa da yeni yatırımların önünü kesemedi ne yazık ki.. Karaburun Yarımadası’nın yüzde 89’unu kapsayacak şekilde 7 rüzgar enerji santrali (RES), bölgenin doğal ve çevresel değerlerinin yanında sosyal ve ekonomik yapısını da olumsuz etkiliyor. Bölgenin temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık. Alandaki kadimden beri kullanılan tescilli meralar, rüzgar enerjisi santralleri için tahsis edilmesi sebebiyle daraltıldı. Ayrıca, bu alanların tahsisi ve etrafının çevrilmesi, hayvancılık ile uğraşan yöre halkının ortak kullanılan mera alanlarına ve su kaynaklarına erişimine de engel oluyor. Karaburun’da mevcut ve öneri RES ve GES projeleri mera, tarım, zeytinlik ve orman alanların üzerinde yer alıyor.
Karaburun Yarımadası’nda koruma kararı sonrası verilen ÇED kararları, plan kararları ve onaylar Özel Çevre Koruma Bölgesi kararı öncelikleriyle ters düşüyor!..
1/25.000 ölçekli Karaburun–Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi Nazım İmar Planı’nda, plan hükmünde yapılan değişiklikle bölgede plan onayından önce Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan (EPDK) Enerji Üretim Lisansı almış rüzgar ve güneş enerjisi projelerinin, yerleşim alanlarına 1500 metreden daha yakın mesafede kurulabilmesine olanak tanımıştır. Bu hüküm, koruma kararından sonra lisans alan projelerin de bu kapsamda değerlendirilmesine yol açmakta ve koruma amacını zedelemektedir.
Öte yandan, kısmen onaylanan 2024 yılı Karaburun-Ildır ÖÇKB Nazım İmar Planı kapsamında “Hassas Alan B” olarak işaretlenen ve çoğunlukla orman, mera ve doğal alanları kapsayan bölgelerde, ilgili kurumların uygun görmesi halinde RES ve GES yapılabilecektir. Oysa yenilenebilir enerji faaliyetleri bölgedeki başlıca tehdit unsurlarından biridir.
Geçtiğimiz aylarda bazı yardımcı kaynak GES (Lodos Enerji/Karaburun GES) ve lisanssız GES (Yaylaköy/ Karaburun GES, Eğlenhoca/Fırattekstil GES) projelerinin “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararlarına karşı açılan davalar sonuçlanmadan projelere ilişkin imar planları onaylanmış ve askıya çıkmıştır. Bu projeler zeytinlik alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar, hassas alanlar ve orman alanları arasında kalan ekolojik bağlantı/koridor işlevi gören açıklıklar üzerinde önerilmektedir.
Karaburun Yarımadası genelinde çok sayıda RES ve GES projesi bulunmaktadır. Karaburun–Ildır Körfezi ÖÇKB koruma kararı sonrası önerilen yeni GES projeleri yeni iletim hatları, servis yolları ve altyapı tesisleriyle birlikte orman ve mera tahribatına, habitat bütünlüğünün bozulmasına, ekolojik koridorların parçalanmasına ve yangın riskinin artmasına neden olacaktır. Her bir projenin etkisinin proje bazında değerlendirilmesi, parçacıl ve kontrolsüz yatırımların önünü açacaktır.
Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesine ilişkin yönetim planı yapılmadan yatırım girişimlerine yönelik kısıtlayıcı kararlar alınmadığı takdirde Yarımada’nın taşıma kapasitesinin aşılmasıyla doğal, sosyal ve kültürel değerlerine geri dönüşü olmayan zararlar verilecektir. Özel Çevre Koruma Bölgesi ilanının amacı binlerce yılda oluşmuş ekolojik, kültürel ve kırsal değerleri bütüncül bir yaklaşımla korumak olmalıdır. Karaburun Yarımadası’nda koruma kararı sonrası verilen ÇED kararları, plan kararları ve onaylar koruma öncelikleriyle ters düşmektedir.
Karaburun- Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesinin Onaylanmış Yönetim Planı Yoktu
Karaburun- Ildır Körfezi ÖÇKB karasal ve denizel biyoçeşitlilik çalışması tamamlanmış ancak sonuçları yerel ile paylaşılmamıştır. Koruma ilanı sonrası yapılması gereken özel çevre koruma bölgesine ilişkin denizel yönetim planı henüz onaylanmamış, karasal yönetim planı süreci ise yeni başlamıştır. Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi ilanından bugüne 7 yıl geçmiştir. Bu durum, yeni yatırımlara ilişkin verilecek kararların değerlendirilmesinde tedbirli olmayı gerektirse de alandaki enerji yatırımlarının sosyal ve çevresel etkilerine ilişkin açılmış olan davalardaki bilirkişi incelemeleri ve farklı kurum ve kuruluşların raporlarına rağmen Karaburun- Ildırı Körfezi ÖÇKB ilanı sonrasında yeni rüzgar enerji türbinleri inşa edilmiş, yeni güneş enerji santrali ve hibrit enerji yatırımlarının başvuru süreçleri başlatılmıştır.
Yaylaköy’de habitat parçalanması yaşanıyor
Yarımadada yatırım talanının boyutları görünenden de büyüktür. ÖÇKB ilan edilen ve yönetim planları yapılmamış, hem de kesin korunacak alan olarak tescil edilmiş Karaburun Yaylaköy’de RES ve GES projeleri, hız kesmeden ve onay alarak devam etmektedir. 2019 yılında afet alanı ilan edilen Yaylaköy’de bugün, vatandaşın zeytin dikim alanındaki 5 bin zeytin ağacı hukuksuzca GES projesi için kesilmiştir. Vatandaşın açtığı davada, GES projesinin ÇED raporu iptal edilirken ilgili bakanlık yatırımcı için yeni bir ÇED süreci başlatmış ve imar planlarını askıya çıkarmıştır. Davaya konu olan Bilirkişi İnceleme Raporu; “GES projesi RES sahası içinde yapılacağı için GES+RES birlikte kümülatif etkisi ekosistemin tamamen bozulmasına neden olacaktır, Yaylaköy’de habitat kaybı ve parçalanması yaşanacaktır” diyor.
Mordoğan Ayıbalığı ve İris Gölü için tehditler devam ediyor
Mordoğan Ayıbalığı Koyu’nda yapılan kaçak İskele konusu basında çokça yer aldı. İskele, kıyı kanununa aykırı ve Akdeniz Fokunun Ege Denizinde en önemli üreme mağarasının yanı başındaydı. Kaçak iskele, Sualtı Araştırmaları Derneği-Akdeniz Foku Araştırma Grubu (SAD-AFAG) ve Karaburun Yerel Fok Komitesi’nin 1,5 yılı aşan mücadelesi sonucunda 2025 yazında kaldırıldı. Akdeniz Foku yaşam alanı olarak Yarımadanın en değerli bölgesindeki tehdit bu kez, Karaburun Belediyesi Aralık 2024 Meclis Toplantısında alınan “Ayıbalığı eski adıyla Urkuç Mevkii’nde kısmi yapılaşma” karar ile devam ediyor.
Yarımadanın tek sulak alanı İris Gölü de yakınına yapılan GES yatırımları ile risk altında. Kuraklık, kaçak su kullanımı, otlatma ve kaçak avcılık baskısı İris Gölü için bir tehdit olmayı sürdürürken, ilgili kurumlardan mahalli sulak alan tescil kararının çıkması ve koruma amaçlı planların yapılması bekleniyor.
Mordoğan Ayıbalığı ve İris Gölü’ne ilişkin Karaburun Sivil İnisiyatif ve Karaburun Yerel Fok Komitesinin ilgili kurumlarla iletişimleri, itirazları ve bölgedeki gözlem, belgeleme çalışmaları sürdürülmektedir.
Son olarak, geçtiğimiz aylarda Mordoğan Mahallesi kıyılarında, Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde yer alan doğal ve arkeolojik sit alanı niteliğindeki parselleri de kapsayan bir alanda, zeytin ağaçlarının da bulunduğu tarım arazilerinin turizm kullanımına dönüştürülmesi amacıyla otel ve tatil köyü yapılmasına yönelik nazım ve uygulama imar planı değişikliği onaylanmış ve askıya çıkarılmıştır. Karaburun Sivil İnisiyatif tarafından, plan pafta ve plan notları incelenerek askı süresi içinde itiraz edilmiştir
Urla – Çeşme -Karaburun Yarımadası bir bütün olarak ele alınmalıdır
Karaburun Yarımadası, Urla – Çeşme – Karaburun hattı ile birlikte ekolojik bir bütün olarak ele alınmalıdır. Karaburun – Çeşme – Foça kıyıları Akdeniz Foku’nun yaşam alanı olup deniz çayırları ve hassas kuş türleri açısından önem taşımaktadır. Foça Özel Çevre Koruma Bölgesi, Gediz Deltası ve Alaçatı Sulan Alanı biyolojik çeşitlilik açısından önemli alanlardır. Urla – Çeşme – Karaburun aksında önerilen plan ve projeler; yaratacağı yapılaşma yoğunluğu, artacak enerji ve su ihtiyacı ile atık yükü açısından birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle rüzgar ve olası deniz üstü rüzgar/güneş enerji yatırımlarının kıyı ve denizel alanlara etkisi göz önünde bulundurulmalıdır. Bölgede “büyüme” hedeflerinden önce “koruma” ilkesi esas alınmalıdır.
Yenilenebilir enerji yatırımları yaşam alanlarını çölleştiriyor
Yarımada’nın risk altında bulunan endemik türleri, önce rüzgar enerji santralleri ile rahatsız edildi, yetmedi halkı ve keçileri yerinden edildi. Şimdi de habitatı, merası, zeytin ağaçları köylerin etrafını devasa aynalar gibi çevreleyecek güneş enerji santralleri ile tehdit altında. Hem de Karaburun -Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi ilanından, habitatının, biyoçeşitliliğinin, bitki örtüsünün önemi tescillendikten sonra! Yenilenebilir enerji ve yeşil ekonomi ile vaat edilen kurtuluşun bu bölgede bir “yok oluş” anlamına geldiğini hem yapılan çalışmalar hem de yöre halkının giderek zorlaşan var olma çabasından biliyoruz. Bu durum kentlerde tarımsal üretimin sıkıntıya girmesi ile gıdaya erişememek gibi dolaylı sorunlar olarak karşımıza çıkarken, ekosistemin dengesinin bozulması ile meydana gelebilecek ön göremediğimiz karmaşık sorunlardan henüz habersiziz. Sürdürülebilir kalkınmayı sınırsız bir kullanım olarak algıladığımız, koruma bölgelerini bile bu yatırımların yer alabileceği birikim alanları olarak tanımladığımız sürece ne çevre ne de onun parçası olan bizim varlığımızı devam ettirmemiz mümkün değil. Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi doğayla yeniden nasıl ilişki kurabileceğimiz konusunda bize yol gösterebilecekken yenilenebilir enerji yatırımları ile donatılan bir çöl haline getiriliyor. Yenilenebilir enerji ambalajıyla tarım ve turizm alanlarına, mera ve otlaklara, yerleşim yerlerinin yakınlarına, ormanlara kurulan ve kurulması planlanan yatırımlar, tüm canlıların yaşam alanlarını yok ediyor. Balık çiftlikleri denizleri, denizlerin oksijen kaynağı deniz çayırlarını, denizlerdeki zengin biyoçeşitliliği, kıyıları kirletiyor. Bu toptan “yok oluş” süreci, ekosistem yıkımının önünü açan yeni yasalar ve yönetmelik değişiklikleriyle hızlanıyor.
Dileğimiz; Karaburun -Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi ilanı ile habitatının, biyoçeşitliliğinin, bitki örtüsünün önemi tescillenen Yarımadada yatırım ve rant baskılarına boyun eğmeyen, Karaburun’daki yaşamı yeniden canlandıracak, bütününde tüm canlıların refahını birlikte gözeten politikaların hayata geçirilmesidir. Karaburun’un geleceği, yeni talan alanları yaratmakla değil; doğayla uyumlu, adil ve yaşamı merkeze alan bir anlayışla şekillenmelidir...”




