Geçen ay, Dominik Srauss Khan (DSK) kaldığı Sofitel otelde kral dairesine hizmet veren görevli kadına cinsel tacizde bulunmaktan tutuklanmıştı. Bu tutuklama sonrası basındaki haberleri değerlendirdiğimde, böyle bir tacizin olması ihtimalini küçük görmüştüm. DSK'ı tanıyordum, evet bir hovarda karakteri vardı ama medeni bir insan olduğundan, zorla bir kadına sahip olamayacağını düşündüm.
Bu konuda yine bu gazetede 'bu işte bir bit yeniği yok mu' başlıklı bir yazı yazmıştım. Her şeyden önce kral dairesi boş olduğu bir zaman aralığında temizlenir, düzenlenir. Kral dairesine müsaadesiz girilemez, girmek gerekiyorsa yönetimden ilave bir kişi ile girilir. Bu temizlikçi anahtarını kullanarak, içeride misafir olduğunu bilerek daireye girmiştir. İçeriye habersiz girdiğinde karşısında DSK'ı banyodan çıkmış olarak, çıplak görmüş, iffetli bir kadın otonom bir hareketle özür dileyip hemen dışarı atar kendisini. Ama kadın böyle davranmamış. Belki o anda her ikisinin fantezileri örtüşmüştür, rızaya dayanan bir birliktelik olmuş veya düzenlenmiş bir komplonun gereği olarak cinsel temas kurulmuştur.
Ben bu yazıyı 'bak gördünüz mü ben haklıymışım' demek için değil, yargının süratli çalışıp delilleri bulma ve insanların tutukluluk süresini kısaltmadaki başarısını öne çıkarmak ve basında yazılan çizilen haber veya görüntülerin doğruyu aktardığına hemen inanmama gereğini göz önüne sermek istemimdir. Basında verilen haberlerin yönlendirilebilmiş olduğu ihtimalini göz önünde bulundurmak gereğini, bu haber ile de tekrar hatırlamak gerekir.
Her şeyden evvel 'hukukun üstünlüğü' insan hak ve özgürlüğünün önemli olduğunu, bu önemin şu veya bu gerekçe ile küçültülmemesi gereğinin belleklerimize kazınması lazım. Hatırlayın, bu konu dolayısıyla basında çıkan senaryoları, bunların tümünün düzmece ve asparagas haberlerin, magazin türüne dönüştürülerek okuyucuya sunulmuş olduğunu.
Ülkemizdeki basında maalesef masa başında haber tezgahlamasının çok yaygın olduğunu görüyoruz. Bazı basın kuruluşları da muhabirlerine gazetede çıkan yazılarına göre ücret ödediklerinden ruh sağlığı güçlü olmayan bazı kimseler de muhayyelerini sınırsız kullanmaktadırlar. Bu gerçeği basın patronları, genel yayın yönetmenleri, diğer üst düzey yöneticiler de biliyor. Bazı patronlar da kendileri düzmece haber üretebiliyor. Kanaatimce basın bu marazlardan kurtulmadığı sürece, ülkemizin batılı bir ülke olduğunu söylememiz veya iddia etmemiz mümkün değil…