Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun, 'Bu gençler bize çok şey öğretti' sözleriyle başlayan furya, İzmir'de, Ankara'da, İstanbul'da, Meclis'te, CHP neredeyse tüm organlarında hayat buluyor.
CHP yazdan bu yana Gezi ruhundan gem vuruyor, öyle benimsemiş ki CHP Gezi'yi, İstanbul'un olası adayları arasında 'o ruh senin-benim arkamda' tartışması bile çıkıyor, İzmir'in Başkanı Kocaoğlu, 'Gezi ruhu olmadan asla' diyor, öyle ki CHP sokakta özgürlüğün ve yeşilin yanında baskıya ve ranta karşı mücadelede başrol oynamaya soyunuyor.
Hangi Gezi'den? İhsan Eliaçık Hoca'nın müthiş tabiriyle ülkeyi ve insanlığı kurtaracak 19 günlük bir devrimci rüyası olan Gezi'den… Aşkla, özgürlükle, saygıyla direnen çoğulcu ve dayanışmacı Gezi'den…
'Çok şey öğrenen' CHP, yaz sonunda bu rüyayı görüp görmediğini ortaya koyacak, hızlandırılmış kursun ardından edinimlerini test edecek 2 sınava girdi.
'CHP Gezi'den ne öğrenmiştir?' sorusuna Yeni Anayasa süreci başlı başına bir sınavdır elbet ama Demokratikleşme Paketi'ne karşı tutum ve başörtüsünün Meclis özgürlüğü günü de bir cevaptır.
Başbakan Erdoğan tarafından büyük bir gurur, hatırı sayılır bir 'lansman'la açıklanan eşitlik ve demokratiklik fukarası aciz pakete ne tepki verdi CHP?
'Gezi'den çok şey öğrenmiş' CHP, yüzde 10'luk baraj rezaletine hala daha 'gelin, tartışalım' diyen, anadilde eğitim hakkını ticarete bağlayan, ötekileştirilmiş, görmezden gelinmiş yetmemiş yakılmış, katledilmiş Alevilere 'alay eder' gibi bir üniversite ismi bahşeden pakette neyi yanlış buldu? Andımızı!
Erdoğan en sevdiği siyasi manevrayı yapıp, daha paketi açıklamadan '27 Mayıs vurgusu'yla sandıkta hep yendiği ulusalcıları ringe çağırdı, CHP de bu davete icap etmekte gecikmedi ve tepkisi Andımızın okullardan kaldırılmasına oldu.
CHP, 12 Eylül Cuntası'yla yıldızı yeniden parlayan, ötekileştirici, zorlayıcı, dikta andı; haydi içeriğini geçtim, 7 yaşında çocukları sanki okulda değil de ordudaymış gibi sabahın köründe 'zorunlu' olarak tek bir ağızdan anlamsızca haykırmayacak olmalarını sorun etti!
Başka bir deyişle hiçbir ötekisi olmayan Gezi'den çok şey öğrenen CHP her haliyle bir ötekileştirici olan andın okullarda her sabah okutulmasının kaldırılmasına karşı durdu sadece!
Bu paketin alametifarikalarından biri de kamusal düzende ve yasalar önünde zaten özgür olan başörtüsünün ipini salarak gökyüzüne bırakması oldu. Başörtülü kadınların okulda, işte ve Meclis'te özgür olmalarından söz ediyorum…
CHP yazdan bu yana Gezi ruhundan gem vuruyor, öyle benimsemiş ki CHP Gezi'yi, İstanbul'un olası adayları arasında 'o ruh senin-benim arkamda' tartışması bile çıkıyor, İzmir'in Başkanı Kocaoğlu, 'Gezi ruhu olmadan asla' diyor, öyle ki CHP sokakta özgürlüğün ve yeşilin yanında baskıya ve ranta karşı mücadelede başrol oynamaya soyunuyor.
Hangi Gezi'den? İhsan Eliaçık Hoca'nın müthiş tabiriyle ülkeyi ve insanlığı kurtaracak 19 günlük bir devrimci rüyası olan Gezi'den… Aşkla, özgürlükle, saygıyla direnen çoğulcu ve dayanışmacı Gezi'den…
'Çok şey öğrenen' CHP, yaz sonunda bu rüyayı görüp görmediğini ortaya koyacak, hızlandırılmış kursun ardından edinimlerini test edecek 2 sınava girdi.
'CHP Gezi'den ne öğrenmiştir?' sorusuna Yeni Anayasa süreci başlı başına bir sınavdır elbet ama Demokratikleşme Paketi'ne karşı tutum ve başörtüsünün Meclis özgürlüğü günü de bir cevaptır.
Başbakan Erdoğan tarafından büyük bir gurur, hatırı sayılır bir 'lansman'la açıklanan eşitlik ve demokratiklik fukarası aciz pakete ne tepki verdi CHP?
'Gezi'den çok şey öğrenmiş' CHP, yüzde 10'luk baraj rezaletine hala daha 'gelin, tartışalım' diyen, anadilde eğitim hakkını ticarete bağlayan, ötekileştirilmiş, görmezden gelinmiş yetmemiş yakılmış, katledilmiş Alevilere 'alay eder' gibi bir üniversite ismi bahşeden pakette neyi yanlış buldu? Andımızı!
Erdoğan en sevdiği siyasi manevrayı yapıp, daha paketi açıklamadan '27 Mayıs vurgusu'yla sandıkta hep yendiği ulusalcıları ringe çağırdı, CHP de bu davete icap etmekte gecikmedi ve tepkisi Andımızın okullardan kaldırılmasına oldu.
CHP, 12 Eylül Cuntası'yla yıldızı yeniden parlayan, ötekileştirici, zorlayıcı, dikta andı; haydi içeriğini geçtim, 7 yaşında çocukları sanki okulda değil de ordudaymış gibi sabahın köründe 'zorunlu' olarak tek bir ağızdan anlamsızca haykırmayacak olmalarını sorun etti!
Başka bir deyişle hiçbir ötekisi olmayan Gezi'den çok şey öğrenen CHP her haliyle bir ötekileştirici olan andın okullarda her sabah okutulmasının kaldırılmasına karşı durdu sadece!
Bu paketin alametifarikalarından biri de kamusal düzende ve yasalar önünde zaten özgür olan başörtüsünün ipini salarak gökyüzüne bırakması oldu. Başörtülü kadınların okulda, işte ve Meclis'te özgür olmalarından söz ediyorum…
***
Tarihi bir meclis oturumu yaşadık, yeni bir '2 Mayıs 1999'u yaşamadık. CHP bu kez Meclis'e özgürce gelen seçilmişlere Ecevit'in tabiriyle 'derhal hadlerini bildirmedi', 'Lideri'nin tabiriyle 'tarih yazdı'…
Kılıçdaroğlu'na göre türbana 'evet' diyerek AKP'yi bozguna uğrattı! (Aslında tüm hikayenin de özeti bu ya, eşitlikten, özgürlükten yana değil CHP, meselesi AKP'yi bozguna uğratmak!)
Hangi mesajlarla? Muharrem İnce ve Şafak Pavey'in destekçilerine göre epik konuşmalarıyla…
Açıkçası beni hiç içine alamayan 'İnce' konuşmanın üzerinde pek fazla durmak istemiyorum çünkü hiddetli ve coşkulu konuşmanın ardından zihnimde kalan 'Madem başörtüsü özgür kaldı o zaman at yarışını yasaklayın' gibilerinden üstünde hiç de durmaya gerek kalmayan bir ifade… Nasıl bir coşkuysa İnce'nin, konuşmasını aldı bu noktaya getirdi!
İnce tabiî ki özgürlüğe şart koşma da yalnız kalmadı… Meclis'in en sempatik yüzü, gülüşüyle içimizi ısıtan güzel insan Şafak Pavey de partisinin kırmızıçizgilerine, inkar geleneğine ve kendine has laiklik sınırına sıkıştı, kaldı…
Toplumun 'taraflı-tarafsız' birçok kesiminden alkış koparan konuşma başörtüsü özgürlüğüne kavuşan 4 vekile görevler verdi, 'öteki'ler için mücadele etmeyi öngören kutsal görevler… Sanki CHP bugüne kadar eşit olma adına yılmaz, korkusuz, soluksuz mücadeleler vermiş gibi, öyle olsa bile buna hakkı varmış gibi!
Şimdi Meclis'teki şu pantolon saçmalığı da sona erince BDP'li bir vekil de çıkıp Pavey'e 'Evet artık özgürsünüz ama araştırdım Diyanet İşleri'nin kaldırılmasına, gay, lezbiyen, biseksüel ve transseksüellerin eşitlik mücadelelerine, anadilde eğitimin insani bir hak olduğuna dair hiçbir söylem ya da eyleminiz olmamış… Umarım bundan sonra olur' dese…
Ama yok, benim canım güzel ve yalnız ülkem iki parça işte… Ya avuçları patlayasıya kadar alkışlıyor Pavey'i ya da hiç farkında olmadan 'Sevilay Yükselir'leşiyor!
Halbuki ne güzel de yazmış Cengiz Algan… Tutum aynen şu, 'Gezi'de elimi tutabilirsin ama Meclis'te asla!'… Ve ne güzel de bitirmiş: 'Şafak Pavey CHP içindeki reformist kanatta yer alıyor. Belki de bu konuda bir CHP'linin yapabileceği en 'ilerici' konuşmayı yaptı. Ama sorun da tam burada zaten. CHP'nin en 'ilericileri' bile başörtüsü konusunda işte bu kadar gerici…'
Halbuki ne güzel de yazmış Cengiz Algan… Tutum aynen şu, 'Gezi'de elimi tutabilirsin ama Meclis'te asla!'… Ve ne güzel de bitirmiş: 'Şafak Pavey CHP içindeki reformist kanatta yer alıyor. Belki de bu konuda bir CHP'linin yapabileceği en 'ilerici' konuşmayı yaptı. Ama sorun da tam burada zaten. CHP'nin en 'ilericileri' bile başörtüsü konusunda işte bu kadar gerici…'
***
Çok özel bir yerel seçim yaşayacağız… Çok özel bir yaz yaşadık çünkü… Sokaklar kafasını asfalttan kaldıran, katılımcı demokrasiye maksimum prim veren, çevreci, yenilikçi yerel idareler istiyor ve bunun için sandık başına gidecek. İstanbul'un göbeğinden, Taksim Gezi Parkı'ndan yayıldı bu ışık ülkeye… 'Gezi'den çok şey öğrenen' CHP'nin de öncelikli siyasi hedefi o İstanbul'da iktidar olmak… Peki kiminle? Bir sürpriz olmazsa af-dönüş işlemleri tamamlanan Mustafa Sarıgül'le… Yani CHP zafer için kendi 'Kasımpaşalısı'nı buldu gibi… Hem de 'Sırrı Süreyya Önder aday olup oy bölmesin' söylemleriyle… Görüldüğü üzere kibir CHP'de sadece kürsülerde özgürlüğe şart koşmakla hayat bulmuyor, 'İstanbul'u siz değil, biz alırız, çekilin kenara'lara varan bir yaşam biçimi!
Sözün özeti şudur ki; CHP, 'aşkın, özgürlüğün, saygının, çoğulculuğun ve dayanışma'nın 19 günlük düşünden, Türkiye'nin Paris Komünü yazından hiçbir şey öğrenememiştir.
Elbette ki AK Parti önce barış sonra da eşit ve demokratik bir ülke için bir seçenek değildir, ama CHP de bir umut değildir ve hiçbir zaman olmayacaktır, bu böyle biline!
Çok özel bir yerel seçim yaşayacağız… Çok özel bir yaz yaşadık çünkü… Sokaklar kafasını asfalttan kaldıran, katılımcı demokrasiye maksimum prim veren, çevreci, yenilikçi yerel idareler istiyor ve bunun için sandık başına gidecek. İstanbul'un göbeğinden, Taksim Gezi Parkı'ndan yayıldı bu ışık ülkeye… 'Gezi'den çok şey öğrenen' CHP'nin de öncelikli siyasi hedefi o İstanbul'da iktidar olmak… Peki kiminle? Bir sürpriz olmazsa af-dönüş işlemleri tamamlanan Mustafa Sarıgül'le… Yani CHP zafer için kendi 'Kasımpaşalısı'nı buldu gibi… Hem de 'Sırrı Süreyya Önder aday olup oy bölmesin' söylemleriyle… Görüldüğü üzere kibir CHP'de sadece kürsülerde özgürlüğe şart koşmakla hayat bulmuyor, 'İstanbul'u siz değil, biz alırız, çekilin kenara'lara varan bir yaşam biçimi!
Sözün özeti şudur ki; CHP, 'aşkın, özgürlüğün, saygının, çoğulculuğun ve dayanışma'nın 19 günlük düşünden, Türkiye'nin Paris Komünü yazından hiçbir şey öğrenememiştir.
Elbette ki AK Parti önce barış sonra da eşit ve demokratik bir ülke için bir seçenek değildir, ama CHP de bir umut değildir ve hiçbir zaman olmayacaktır, bu böyle biline!