CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Egedesonsöz’ü ziyaret etti.
CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün de eşlik ettiği görüşmede güncel, siyasal gelişmeler ele alındı. Sohbet havasında geçen görüşmede, Bulut, CHP’nin medya stratejisini, partisinin iktidar hazırlığında geçeceği aşamaları, kamuoyunda “Phuket Genelgesi” olarak anılan son parti genelgesinin anlamını ve kamuoyu araştırmalarında partisinin son durumu ile ilgili detayları anlattı.

GENEL BAŞKAN DİĞER İLLERE NAZARAN İZMİR’DE TOPLUMSAL İSTEĞİ DAHA ÇOK YANSITTI
-Genel Başkan Özgür Özel, gerek belediye başkan adaylarını belirleme gerekse de il kongreleri sürecinde İzmir ile bizzat ilgilendi, ilgilenmeye devam ediyor. Belediye başkanlarının bu süreçte performansları önemli. Bu performanslar doğrudan medya ve iletişim konusunu ve stratejilerini de belirliyor. Bu anlamda İzmir, Ankara’dan nasıl gözüküyor?
Genel başkanımız Manisalı, İzmir’de okumuş olması da bir vesile. Ege Bölgesi’ndeki siyaset birbirine çok yakın. İlgi ve alakası yerel seçimlerde gördük. İzmir’deki adaylaştırma Genel Başkanın talebinden ziyade vatandaşın talebi ve isteği üzerinden oluştu. Siyasette toplumsal beklenti 31 Mart seçimleri öncesi ciddi bir kırılım noktasındaydı. Siyasetçiler eskidi, anlayışlar eskidi, genç nüfus arttı. Genç nüfusun temsili kendi artışı kadar değil. Seçmen bazında genç nüfusun artışı yüzde 20 ise yansıması yüzde 5’lerde kalıyor. Talep daha çok genç, kadın ve belediyecilik hizmeti yapacak isimlerin belirlenmesiydi. Genel Başkan diğer illere nazaran İzmir’de toplumsal isteği daha çok yansıttı. Sonuçlarına bakıldığında da başarı var mı, yok mu? Değerlendirmeyi nasıl alıyorsunuz? Çeşitli sorunlar var, belediyecilik hizmetlerinde eksiklikler gibi şeyler konuşuluyor. Vatandaş elbette oy verirken bir tarafta siyasi, hemşericilik, toplumsal görüşün yanı sıra belediyecilik hizmetlerini de değerlendiriyor. Türkiye’de siyasi değerlendirmenin eşit koşullarda yapılıyor dersek yanılır ve doğru sonuç çıkaramayız.

HAKSIZ REKABET VAR
CHP’li belediyelere yönelik soruşturmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? CHP’li belediyelerin SGK ve vergi borçları sebebiyle ödeneklerinde kesintiler meydana geliyor. Kesintiler sebebiyle de işçi maaşlarında gecikmeler meydana geliyor. Bu çerçevede belediyelerin içinde bulunduğu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir sürü soruşturma yapılıyor. İstanbul, İzmir, Antalya ve Adana’da soruşturmalar yapılıyor. Aynı şirketlerle çalışan AK Partili belediyelere işlem yapılmıyor. Bu kadar görünür bir durumun olduğu yerde yatırımların haksız rekabette yapıldığının da göstergesi. Bir tarafıyla birileri SGK’ya olan borcu ödemiyor ya da SGK’ya olan borcunu ödeyeceği zaman cami arazisini veriyor ve borçlar siliniyor. Bir tanesi de tam işçi ödemesi yapacağı gün maaş hesabından icra ile para kesiyor. Böyle haksız bir dönem var. Bugün siyaset doğru yörüngede değil. Genel değerlendirme yapmak da normal değil. Bir tarafıyla merkezi hükümetin yapması gereken yatırımların aksamasından kaynaklı hizmet eksiliği olunca hizmet eksikliğini belediye kendini ifade edemeden havuz medyası çökebiliyor. Bu da doğru bir algı oluşmasını engelliyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanın Cumhurbaşkanı adayı olacağı konuşulmaya başlandığı dönemde yaptığı yardımlardan bile eleştiri bombardımanına tutuldu. O kadar ileri gittiler ki cezaevine attılar. Cezaevinde siyasal olarak engelledik diye düşünen anlayış şimdi de Mansur Yavaş’a baskı içerisinde. Haliyle İzmir’e de bakışı öyle. İzmir’de yaratılan tantana, yaratılan kargaşa burada yaşanılanlar gibi değil.

CUMHURBAŞKANI HER YAZ 1 HAFTA 10 GÜN ORTADAN KAYBOLUYOR, TATİL YAPIYOR. O TATİL YAPARKEN TÜRKİYE BORÇSUZ MU?
Buca Belediye Başkanı Görkem Duman’ın Phuket tatili kamuoyunda çok geniş yer buldu, hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da grup toplantısında gönderme yaptı. Phuket olayına ve Cumhurbaşkanın açıklamalarına yönelik neler söylemek istersiniz?
Çarşamba günü Cumhurbaşkanı İzmir’de bir konuya ilişkin grup toplantısında konuşma yaptı. Görkem Başkanla ilgili. İşçi maaşlarını ödemiyor, şunu yapıyor, bunu yapıyor. Koskoca Cumhurbaşkanı bir kere doğruları söylemiyor. Ne zaman maaş ödenmiş ve ne eksik kalmış somutta bir veri. Sen şatafattan bahsediyorsan önce saray bütçesine bak. Harcanan paraya bak. Korkunç rakamlara çıkmış durumda. İletişim Başkanlığı’nın günlük bütçesi geçen sene 20 milyonu buldu. Sarayın da 60 milyon. Şatafatı, uçan sarayı, kalkan sarayı var. İtibardan tasarruf olmaz diyor. Cumhurbaşkanı her yaz 1 hafta 10 gün ortadan kayboluyor, tatil yapıyor. O tatil yaparken Türkiye borçsuz mu? Devletin ve bireylerin en borçlu olduğu dönemdeyiz. Buradaki konu daha magazinel olması.
CHP Genel Merkezi Yerel yönetimler genelgesini Buca özelinde mi gönderdi?
Bu dönem biraz daha yapılan işleri daha düzenli yapılması ve merkezi kontrolün daha güçlü olmasını istiyoruz. Birçok alanda genelgelerimiz var. Başka illerde de bilgilere ihtiyaç oluyor.

YAPILAN İŞLERİ KAMUOYUNA ANLATAMAMA NEDENİMİZ…
CHP kendi medyasını oluştursa da alanı daralıyor. CHP’liler çalışıyor ama anlatamıyor gibi bir durum var. Kendini anlatılma işiyle ilgili nasıl bir stratejiniz var?
Belli konularda eksiklik olsa da vatandaş farkında. En önemli göstergesi de 31 Mart seçimleri. Yeni lider, yeni vizyon… Bir de belediyelerin başarıları da var. İstanbul, Ankara, Adana, Antalya ikinci dönemlerini geçiriyorlar. Bu demektir ki başarılı oldular ve yeniden seçildiler. Diğer yerlerdeki etkileri ayrı tutuyorum ama mevcutta bir belediye tekrar seçilmişse başarılı hizmetlerini gösteriyor. Aslında yapmıyor değiliz tekleştirdik. Kent lokantaları bir örnek. Yerel yönetimler yaptıkları başarılı çalışmaları paslaşıyorlar ve projeler ortaklaşıyor. Çok sık toplantılarda bir araya geliyoruz. Projelerin kamuoyu yoklamaları ile sonuçlarını alıyoruz. Memnuniyet anketleri yapıyoruz. Bir tür karne alıyoruz.
Biz bunları çok kamuoyuna anlatamadık. Çünkü çok olağanüstü dönemden geçiyoruz. Biz parti programını 14 ayda hazırladık, lansmanı ne zaman yapalım dedik mutlaka bir operasyon oldu. İstanbul’a kayyum atandığı gün biz genel merkezde parti programı tartışıyorduk. Sabahına CHP İstanbul’a kayyum atandı. Parti programında 5 bin kişinin çalışması mı haber olur, İstanbul’a kayyum atanması mı? Diğer yandan partimizin 20 kişilik bir medya ekibi var. Sadece İletişim Başkanlığı’nda 2 bin personel çalışıyor. 2 bin kişiye karşı 20 kişi ile mücadele ediyoruz. Daha iyisi olabilir ve bu konuda yerel yönetimler çabalıyor.

PARTİ PROGRAMINI HÜKÜMET PROGRAMINA EVRİLTECEĞİZ
CHP’de yeni yapılanma ve parti programı gerçekleştirdiniz? Cumhurbaşkanlığı Ofisi neler yapacak? Bu dönem nasıl bir CHP göreceğiz?
60 kişilik PM 80’e çıktı. Cumhurbaşkanlığı ofisinde 20 kişilik kadro var. 100’e yakın yeni siyasetçi vitrini oluştu. Bunların hepsi iletişimi güçlendirmek için yapılan şeyler. Önümüzde genel seçimler var. Parti programı ile iktidara giderken üzerimize düşen hazırlıklarımızı yapıyoruz. Ülkeyi yönetecek kadroları vitrine çıkardık. Mücadeleyi örgütlerimiz yapacak. Muhalefeti meclis yapacak. Cumhurbaşkanlığı ofisi de halka iktidar olduğumuzda neler yapacağımızı anlatacak. Emekli maaşı bir asgari ücret olsun diyoruz ve kaynağının nasıl olacağını anlatacağız. Öğrencilere, kadınlara ilişkin düşüncelerimizi anlatacağız. Parti programını hükümet programına evrilteceğiz. Bu kadrolarımızla mücadele vermeye devam ederken iktidar çalışması örneğini göstereceğiz.
NORMALLEŞMEYE DIŞARIDAN ELEŞTİRİ GELMEDİ, AKSİNE ÇOK OLUMLU DÖNÜŞLER OLDU
Birinci normalleşme döneminde parti içinden ve dışından çok fazla eleştiri aldınız. Kutuplaşma ve öteki mahalleye ulaşamama sorunu sebebiyle mi ikinci normalleşmeyi yapıyorsunuz? Bir zorunluluk mu doğdu?
Normalleşmeye dışarıdan eleştiri gelmedi. Aksine çok olumlu gördüler. Anketlerde en yüksek olduğumuz dönemlerden bir tanesiydi. Vatandaşın talebi vardı. İnsanlar gerginlikten bıktı, hayatın normalleşmesini istiyor. Parti içerisinde eleştiriler oldu. Ancak biz gündemin yoğunluğundan çok anlatamadık. Örgüte gidip anlatabilseydik o kadar sert reaksiyon olmazdı. O dönem muhalefet tartışmaları da olmuştu. Mesele şu, olağanüstülük memlekette normalleşti. Bunun içinde organize kötülük de var. Mahkemeye düşsen işimiz halletsin diye AKP’li avukat arıyorsun. O kadar fenalıklar var ki, hepsi kabulümüz oldu. Demokrasi talep etmek anormal oldu. Biz Tayyip Erdoğan ile normalleşmenin olmayacağını bilmiyor muyuz? Yaptıkları kötülükleri biliyoruz, sicili bozuk onu biliyoruz. Ancak biz memleketi normalleştirmeye çalıştırıyorduk. Tayyip Erdoğan ile normalleşelim değil. Bu anormalliklerin farkına vardırmaya çalışıyorduk.
Bu kutuplaşmadan iktidar fayda sağlıyor. Koskoca Cumhurbaşkanı, ‘velev ki montaj video’ dedi. Montaj videoları senin engellemen lazım. Çeşitli propagandaları Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kullandılar. Onlar yüzde 60’lık kitleye hitap ediyor. Biz yüzde 40’ta kaldık. Öbür mahalleye ulaşmak ve kendimizi ifade etmek için oraya girmemiz gerekiyor. Normalleşmeyi başlatan biz olsak bile bitiren biz değiliz. Genel Başkan Manisa’da yapılan herhangi bir açılışa diğerlerini de çağırın diyor. Çünkü yaptığımız kutuplaşma onlara hizmet ediyor. Bu AKP’nin Valisi, AKP’nin kaymakamı, AKP’nin hakimi kavramı doğru değil. İçlerinde elbette cübbelerini unutup parti rozeti takanlar. Ancak hepsi öyle değil. Biz onlara da ulaşmaya çalışıyoruz. Genel Başkan birinci parti olduğumuzda, ‘biz kazanmadık, yeni sorumluluk aldık, Türkiye’nin hepsine hitap edeceğiz’ dedi. 31 Mart öncesi politikamızda bir değişiklik yok. Erdoğan’a bir şey söyleyince bozuldu gibi görülüyor aslında değişen bir şey yok. Biz devletin kurumlarının, devlet kurumları olduğu anlayışının unutulmaması gerektiğini söylüyoruz. Örneğin TRT, bizim paramızla orayı yönetiyor ancak AKP’ye hizmet ediyor. Suç işliyor. Bir soruşturma olsa TRT yöneticileri suç işliyor. Kurumu kendi emelleriyle kullanıyorlar.
EN KÖTÜ ANKETTE BİLE YÜZDE 3 FARK VAR
Genel ve yerel seçim dönemlerinde çok fazla anketler yapılıyor. CHP hali hazırda anket yaptırıyor mu? Elinizde güncel anket var mı? Sonuçlar nasıl?
Anketleri sürekli yapıyoruz ve faydalanıyoruz. Mevcut anket şirketlerine aboneyiz. Onlardan gelen anketlerden ortalama çıkarıyoruz. Kurultay döneminde 2 ay başa başlık vardı. Onun haricinde 31 Mart’ta bu yana birinci parti olmaya devam edeceğiz. En kötü ankette bile yüzde 3 fark var. Bazen oy farkı 5’e ve 6’ya çıkıyor. Ama birinci parti olmaya devam ediyoruz. Bazen eleştiriler geliyor, ‘bunlara rağmen bu kadar mı az fark var?’ Ancak tersini düşünelim, 24 yıllık iktidar var her yere nüfus etmiş, her türlü baskıyı yapıyor, ağzını açanın cezaevine gittiği yerde insanların CHP’yi destekliyorum demesi çok kıymetli.
AYDIN’IN 10 DEFA ALINMASI GEREKİYOR
Aydın Büyükşehir Belediyesi ile birlikte bir travma başladı. CHP’lilerin AK Parti’ye geçişleri ve en son Mersin Milletvekilinin geçiş yapması travmayı büyüttü. Aydın kişilerine göre geçişi kolaylaştırdı, kimilerine göre duvarı yıktı. AK Parti’ye geçebilecek kişilerin listesi yapılıyor. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ı listeye yazıyorlar. Ahmet Aras’ın Emine Erdoğan’a teşekkür etmesi ya da yeni yıl kutlaması sürecinde Mekke’nin Fethi’ni kutlamasını merkeze alarak yorumladılar. Bu iki Ahmet’in son hamlelerini normalleşme kapsamında mı görmeliyiz?
Türkiye siyasi tarihinde belediye başkanları, milletvekillerinin bu tür davranışları olabiliyor. Bunlar hiç namaz kılmaz derler aksine bizim liderlerimizin hepsi oruç tutuyordu. Türkiye toplumu çok ayrışmış değil. Kişilik de önemli. Bir partiye geçersin ama geçtiğinde toplum notunu verir. Allah kurtarmış derler ya bazı tipleri görünce öyle söylüyoruz.
Her türlü olanak var, yargı ellerinde. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı dosyasına bakıyorsunuz sonra Adana’ya bak. ‘Zeydan Karalar neden cezaevinde’ diye sorarsın. Aydın’ın 10 defa alınması gerekiyor. Gaziantep’te telefon görüşmeleri delil değil diyorlar. Bizimkileri telefon görüşmeleri var diye içeride. Devletin imkanlarını kullanarak bu kadar haksızlık yapıyorlarsa sormak lazım, hırsızın hiç mi suçu yok. Herkesin kişiliği bir değil. Neden baskı yapıyorsun? Bu baskıyı işkenceyi yapanın da sorgulanması gerekiyor. Ülkede devlet olanaklarını kullanan bir iktidar var. MİT’i, emniyeti, yargıyı kullanıyorlar.