Bir tarih çöküyor İzmir futbolunda...
Sezon başından bu yana tüm kentin içine sindiremediği; Siyah-beyazlı taraftarların ve camianın içine sindiremediği lig evresi ne yazık ki kötü sonuçlandı ve o 'Büyük Altay' tarihinde ilk kez 2. Lig'e düştü...
O kulüp ki, tarihine baktığınızda Kurtuluş Savaşı'nın izlerini görüyorsunuz...
O kulüp ki, aynı tarihsel çizgi içerisinde şimdiki adıyla UEFA, o dönem Fuar Şehirleri Kupası'na ilk kez katılma başarısını göstermiş...
Türkiye Kupası'nı İzmir'e getiren ilk takım olmuş...
Türk futboluna inanılmaz başarılar getirmiş yıldızlar, teknik adamlar armağan etmiş...
İzmir futbol tarihinin en zengin altyapı fabrikası olmuş...
Bırakım futbolcu yetiştirmeyi; Yöneticileriyle de Türk futboluna damgasını vurmuş bir Altay...
Önce rahmetli Mazhar Zorlu, kulüp başkanlığından Türkiye Futbol Federasyonu başkanlığı'na taşımış kendisini...
Ve şimdi, Mahmut Özgener, iki dönem başkanlığını yaptığı o büyük kulüpten, TFF Başkanlığı'nda bulmuş kendisini...
Altaylı olmak kolay mı?
Altay'ı sevebilirsiniz, Altay herkesin yüreğinde ayrı fırtınalar estirebilir ama Altaylılık ayrı bir yürek ister...
Yılların yalnızlaştırdığı bir ortamda, İzmir'de futbol kulüpler açısından bir bir eriyip giderken; Göztepe, Altınordu alt liglere ve amatöre düştüğünde, 'Aman benim başıma gelmesin de ne olursa olsun' diyen zihniyet geliyor usuma birden...
Sonra, gelmiş geçmiş tüm yönetimlerin nedense kendi hesaplarına çalışırken, kulüpleri adına bir tesis altyapısı bile oluşturamadıklarını duyumsuyorum...
Yoksa, kulüpler neden yaşasın bunca yalnızlığı; Neden sevgisizlik ve borç batağında sürünsünler, diyorum...
Bugün yaşanan elbet salt Altay'ın yaşadığı bir gerçek değildir...
Daha önce yaşamış olanlar ve kendilerini toparlamış olanlar vardır...
Peki ya Altay'ı kim toparlayacaktır?
Sorgulanması gereken, Altay'ı daha önce bugünkü adıyla Süper Lig'den, sonra da Bank Asya'dan düşüren Ahmet Taşpınar ve yönetimidir. Taşpınar, ne zaman, 'Ben düşürdüysem, çıkaracak olan da benim' dese Altay kötü sonu yakalamıştır ve Taşpınar her iki dönem de sözlerinin arkasında durmayıp, bugün 'Daha iyisini yapacak varsa gelsin anahtarı teslim edeyim' diyebilmektedir...
Bu sözleri söylemek kolaydır Taşpınar için...
Çünkü, kafasında her zaman olduğu gibi bir başka gerçek daha vardır. O da, 'Bizi acımasızca eleştirenler, kendi doğrultularında yorum yapanlar' gerçeğidir...
Peki ne yapmıştır o insanlar?
Altay kulübünün bugünlerini, yarınlarını zarara uğratacak girişimlerde mi bulunmuşlardır?
Hayır!..
Doğru eleştirilerle, Altay'ın nasıl yönetilmesi gerektiği yönünde uyarılarda bulunurken; Teknik direktör yanlışlarını ortaya koymuşlardır; Yüksek Divan Kurulu'nun yönetim oluşması için attığı adımların, ipotek koymasının yanlışlığını vurgulamışlardır...
Bu mudur yanlışlık?
Her şey bir yana, taraftar ve camia bir gerçeğe bakıyor beyler!...
'Büyük Altay' sizin hedefleriniz doğrultusunda ligden düşmüştür... Ve her şeyden önemlisi, bundan sonra 26 milyonu bulan borçla ne olacağıdır!...
Giden 'Büyük Altay'dır...
Siz bugün var, yarın yoksunuz!..