Ülkemiz son virajda.
Bu virajın sonunda ya daha karanlık bir Türkiye göreceğiz, ya da yeniden çağdaş bir yolda ilerleyeceğiz.
Bu işin şakası yok artık.
Çağdaşlığın ve aydınlığın karşısında duranlar her koşulda kenetlenmiş yükleniyorlar.
Her durumda destek veriyorlar birbirlerine.
Ayıplarını gizlemeye çalışıyorlar el birliğiyle.

Olmazı olur yapmakta kararlılar, inatçılar.

Başarıyorlar da.

Gizlemek, farklı göstermekte işin ustası olmuşlar.

Tarihin tekerleklerini geri çevirme adına ellerinden ne geliyorsa yapmaktan çekinmiyorlar.

Ne yasa takıyorlar ne de anayasa.

Her şey meşru onlar için, kendilerinden başka herkes gayri meşru, her şey yalan.

Amaç hedefe bir adım daha yaklaşabilmek.

Amaç bir tek neferi bile kaybetmemek, kellesini vermemek.

Hiçbir taşı boşlukta bırakmıyorlar, hepside gediğinde.

Her şey hesaplı, kitaplı.

Tarih, Sosyoloji, Psikoloji, Felsefe gibi bilim dallarının derin bilgi haznesini kötü amaçları için kullanıyorlar.

Tüm strateji ve taktiklerini oluşturmada çağdaş bilim yol göstericileri.

Uygulamalarında ise tam bir çağ dışılık.

Yönetim biçimlerinde, yasa ve yönetmeliklerinde gericilik, faşizm buram buram.

Ekonomi de neo- liberal, dış politikada emperyalist yayılmacılık, ayrıştırma, bölme.

Nerden baksan insanlık karşıtlığı özetle.

İşte bu insanlık karşıtlığını durdurabilmek için Haziran 2015 son şans, son fırsat.

Ya durdurulacaklar ya da kapanmaz yaralar açacaklar bu güzelim ülkede Haziran sonrasında.

Çare bellidir.

Çare daha fazla demokrasi ve daha fazla adaleti öne çıkarmaktır muhalif partilerimizde.

Başta CHP, MHP ve HDP bunu yapmalı.

En iyi milletvekili adaylarıyla çıkmalı halkın karşısına, en iyi söylemlerle.

Özellikle CHP her tavrıyla, her duruşuyla, her kararıyla göstermeli demokrasi ve adalet tutkusunu.

Çünkü o bir ana muhalefet, o bir Sosyal Demokrat Parti.

Özellikle 2015 Haziran'ında CHP'nin bence kaderi belirlenecek.

Tıpkı ülkemizin olduğu gibi.

CHP başarılı olmak zorunda bu seçimlerde, yoksa dağılıp ufalacak.

Bu nedenle de parti içi demokrasi ve adaleti her alanda, her kararda uygulamalı.

Örgütün sesini dinlemeli, partililerini yüceltmeli, onurlandırmalı.

Bunun yolu da demokratik koşullarda bir ön seçim yapmaktır.

Yapılacak bu ön seçimle eşitler arasında öne çıkanlar aday yapılmalıdır.

Hatta bu kez CHP bir devrim yapmalıdır Türkiye siyasal hayatına örnek olacak.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu başta olmak üzere tüm MYK ve PM üyeleri ön seçime katılmalıdırlar.

Tıpkı 1991 yılında Erdal İnönü'nün SHP Genel Başkanı olmasına rağmen İzmir 2. Bölgeden aday adayı olarak ön seçime girdiği gibi;

Tıpkı Deniz Baykal'ın CHP Genel Başkanı olmasına rağmen defalarca Antalya'da ön seçime girdiği gibi.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve diğer parti büyükleri de ön seçime girmelidirler.

Bu CHP'yi de, sizleri de büyütür, havalara uçurur, göklere çıkarır.

Bu son şansın en iyi ve en doğru kullanımı olur, inanın.

Haydi istersen gel İzmir'e Erdal İnönü gibi, gel aday ol ön seçimde.

İzmir sana sende İzmir'e yakışırsın ey Klıçdaroğlu.

Gel İzmir'in hakkını ver .

O zaten sana verir hakkını, hak ettiğini.

Herkesi ta baştan eşit kıl bu seçimlerde, yarıştır partililerini dostluk içinde.

Yarıştır görsün cümle alem, yarıştır yazsın bunu yarın siyasal tarih.