Dün gece, İtalya’nın küçük Bra kasabasından yükselen ve tüm dünyanın beslenme kültürünü kökten değiştiren bir çınar devrildi. 76 yaşında aramızdan ayrılan Carlo Petrini, arkasında sadece uluslararası bir sivil toplum hareketi değil; tabağımıza koyduğumuz her lokmanın politik, ahlaki ve ekolojik bir seçim olduğunu fısıldayan devrimci bir felsefe bıraktı.

Petrini’nin hikayesi, modern dünyanın hız fetişine ve endüstriyel gıda canavarına karşı duran bir "yavaşlık" manifestosuydu.

1980’lerin sonunda Roma’daki tarihi İspanyol Merdivenleri’nde açılmaya çalışılan fast-food zincirine karşı, elinde makarnalarla barışçıl bir protesto örgütlediğinde, pek çokları bunu romantik bir İtalyan taşralısının nafile çabası olarak görmüştü. Oysa o, tek tipleşen lezzetlerin, toprağı zehirleyen tarım ilaçlarının ve yerel üreticiyi köleleştiren küresel sermayenin karşısına insanlığın en kadim mirasını dikiyordu… Toprağı, tohumu ve biyoçeşitliliği.

Onun kurduğu SlowFood hareketi, gastronomiyi elitlerin bir lüksü olmaktan çıkarıp sosyolojinin, adaletin ve ekolojinin merkezine taşıdı. Petrini’nin zihnimizde ve tabağımızda formüle ettiği üç kutsal kelime vardı: "İyi, Temiz ve Adil."

İyi, yemesi keyifli, taze ve lezzetli olanı;

Temiz, doğaya ve insan sağlığına zarar vermeden üretileni;

Adil ise tüketicinin cebini yakmayan, ama en önemlisi küçük üreticinin emeğinin karşılığını tam olarak alabildiği bir sistemi simgeliyordu.

O, endüstriyel tarımın "dünyayı ancak biz doyurabiliriz" dayatmasına karşı, "TerraMadre" (Toprak Ana) ağını kurarak dünyanın dört bir yanındaki yerel çiftçileri, yerel tohum koruyucularını ve zanaatkarları bir araya getirdi. Bir sebze yetiştiricisinin oğlu olarak, toprağın sesini laboratuvarların soğuk raporlarından daha iyi biliyordu.

2006 yılında İzmir’e geldiğinde Kemeraltı’nı gezdirmiştim Carlo Petrini’ye…

GDO'lara karşı açtığı savaşta bilim dünyasının bir kısmıyla ters düşse de, onun savunduğu şey biyolojik çeşitliliğin ve ekolojik dengenin insan eliyle geri dönülemez şekilde bozulmamasıydı.

2008 yılında Guardian gazetesinin onu "dünyayı kurtarabilecek 50 kişi" arasında göstermesi ya da Papa Francis ile "bütünsel ekoloji" üzerine yürüttüğü derin diyaloglar, Petrini’nin vizyonunun sadece yemekle sınırlı olmadığının en büyük kanıtıydı. O, insanlığın geleceğinin mutfakta, tarlada ve yerel toplulukların dayanışmasında yazılacağına inanıyordu.

Carlo Petrini bugün doğduğu ve hareketini başlattığı Bra topraklarına geri döndü. Ancak onun başlattığı "mümkün ütopya", bugün dünyanın yüzlerce ülkesinde, binlerce yerel toplulukta yaşamaya devam ediyor. Endüstriyel gıdanın hızla tükettiği bir dünyada, bize durup lezzetin, emeğin ve toprağın kokusunu almayı öğreten bu güzel adama borcumuz büyük.