Şu kadın erkek ilişkileri ne gariptir. Bekarlar evlenmek ister, evliler ise bekarlığa özenirler. En güzeli ise, aşık olduğun kişi ile mantık evliliği yapmak’… Yani hem aşk, hem de mantık, ikisinden de olmalı biraz.’¶
Kulağa ne kadar da zor geliyor değil mi?Aslında o kadar da zor değil, biraz düşünün bana hak vereceksiniz. Sadece gerçekten ama gerçekten, ’‘O’’nunla tanıştığınız ilk andan itibaren çok dikkatli olmanız gerekiyor. Nasıl mı?
Diyelim ki ilk görüşte aşık oldunuz, içiniz titredi. Birkaç görüşmeden sonra, aranızda kültürel uçurumlar olduğunu fark ediyorsunuz. Ama her şey çok yeni, midenizde tabiri caizse kelebekler uçuşuyor, ne de olsa henüz o kişiyi sabah uyanmış halde görmediniz, yanınızda pijamalarla dolaşma fırsatı olmadı henüz. Hem zaten işin içine yeni tanışmanın, bilinmezliğin gizemi de girince, keyfinize diyecek yok değil mi?Görüşün, görüşün, vücudunuz endorfin, seratonin ve bilumum heyecan verici hormonlardan oluşan bir kokteyl hazırlasın size, happy hour saatinde kanınıza karıştırsın. Nasılsa kısacık bir süre bu. Hem bu heyecanı yaşamayalı ne kadar da uzun zaman oldu değil mi?Bu zamanda kolay mı böyle hislere kapılmak?Pat diye ilk görüşte aşık olmak?Ama siz yaşadınız, pat diye evet. Keyfini çıkarın, nasıl olsa kelebeğin ömrü 7 gündür hatırlarsanız.
Yukarıda anlattıklarıma birçoğunuzun hak verdiğini, diğerlerinizin ise, ’‘Aman canım, olur mu öyle şey, ben eşimle 15 yıldır evliğim, ilk günkü gibi birbirimize bağlıyız.’’ ’‘Dünyaya bir daha gelsem yine eşimle evlenirdim Deniz Hanım, yıllar büyüttü bizim sevgimizi’’, ’‘Çok karamsarsın, aşk ölse de sevgi kalıyor ’’ dediğini duyar gibiyim. Şayet bu gruba girenlerdenseniz, tebrikler. Sizin gibi tanıdığım çiftler de var, en başta annem ve babam, ananem ve dedem. Ama birçok kişinin de sizin gibi olmayı içten içe istese de ’‘Bekarlık sultanlıktır’’ naralarını söyleyerek kendilerini teselli ettiklerini unutmayalım. Mutlu çiftlerin sırrı saymakla bitmez ama önemli olan bu sırrı yaratabilmek, hem de daha en başından. Yoksa heyecana kapılıp gitmek değil olay.

Aşkın gözü kör müdür gerçekten? İşte size bu sorunun yanıtını kendi içinde saklayan bir soru; Siz hiç, örneğin İngiltere Kraliçesi’’nin, fabrika işçisi bir Çinliye, ya da Ümit Burnunda yaşayan Afrikalı bir zenci balıkçıya aşık olabileceğini düşünebiliyor musunuz?Diyelim ki oldu, başta kültürel olmak üzere, arada uçurumlar kadar farkları olan bu çiftin aşkı ne kadar sürebilir?

Mutlu çiftlere daha dikkatli bakın. Kelebekler çoktan göç etmiş ama geriye çiçekler kalmış. Yıllarca mutlu mesut geçinen bu çiftler, bir zamanlar kelebeklerin üzerlerine konduğu çiçekleri, sevgileri ile büyütmüşler. Bunu yapmak onlar için hiç de zor olmamış, çünkü birçok yönden birbirine benzeyen, birbirlerini tamamlayan insanlarmış onlar. Farklı, ama bir o kadar da benzer. En baştan çok dikkat edin, kelebeklerden sonra o çiçekler yerli yerinde kalacak mı diye. Ey ’‘Notebook’’ filminin etkisini üzerinden atamamış hanımlar, silkinin biraz, ıssız adamları da çıkarın hayatınızdan. En önemlisi mutluluğunuz unutmayın, müdana göstermeyin kimseye, vaktinizi harcamayın bile. Bakın Sezen ne güzel söylemiş, ’‘Değer mi hiç?Değer mi söyle?Bir rüya ömür boyu sürer mi söyle?’‘
Bir dahaki sefere, kendi kendinize; ’‘Ben nerede yanlış yaptım?’’ diye sormamanız dileği ile.