EGEDESONSÖZ - İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya’nın “Gerçekleri örtmek için yalana sarılmanın size hiçbir faydası yok. Ortada kafa karıştıracak bir durum da yok aslında. Haksız olduğunuzu söyleyen bir değil, tam üç ayrı mahkeme kararı var. Üstelik sizi bu noktaya getiren süreci de herkes görüyor. Sağ kolunuz yapıp uğrunda kendi partililerinizi bile karşınıza aldığınız, rantsal tüm işlerde başrolde olan hukuk danışmanınızın ipiyle kuyuya inmeyi bırakın artık.” açıklamalarına yanıt verdi.
Yılmaz, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait bazı taşınmazların Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devriyle ilgili olarak hâlihazırda hiçbir mahkeme kararının bulunmadığını, yargılamaların devam ettiğini vurguladı. “Meslek Fabrikası”nın bugüne kadar yaklaşık 200 bin kursiyere sertifikalı meslek eğitimi sağladığını hatırlatan Yılmaz, söz konusu alanların kamuya ve İzmir halkına hiçbir yarar sağlamadan Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmeye çalışılmasının hukuka aykırı olduğunu ifade etti.
Açıklamanın tamamı şu şekilde:
Dün bir partinin İzmir Milletvekili’nin İzmir’de Vakıflar Genel Müdürlüğü ile dava konusu olan meslek fabrikası hakkında paylaşmış olduğu tweet’te kişilik hakları başta olmak üzere avukatlık mesleğine yönelik saldırılar dikkat çekmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait bazı taşınmazların Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetine geçirilmesi yönündeki girişimlerle ilgili olarak milletvekilinin iddia ettiğinin aksine verilmiş hiçbir mahkeme kararı yoktur ve yargılamalar devam etmektedir.
Sayısı 200 bine yaklaşan kursiyere sertifikalı meslek kursları sağlamış olan Meslek Fabrikası, 1800’lerin sonunda İzmir’e bir belediye binası kazandırmak amacıyla şehrin yöneticilerinin para toplayarak inşa ettirdiği Egemenlik Evi ve hem gasilhane hem de evde bakım hizmeti olarak kamu hizmetinde kullanılan binaların yasal süreçlerin tamamlanması beklenmeden Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesine geçirilme çabasının kamuya, İzmir ve İzmirlilere herhangi bir yararı olmadığı gibi hukukî de olmadığını defaatle belirtmiştik.
Buna rağmen ilgili milletvekilinin “Sağ kolunuz yapıp uğrunda kendi partililerinizi bile karşınıza aldığınız, rantsal tüm işlerde başrolde olan hukuk danışmanınızın ipiyle kuyuya inmeyi bırakın artık” şeklindeki söylemleri de avukatlığı, hukukçuluğu kriminalize etmeye yönelik, temelsiz, soyut ve mesleği itibarsızlaştırmaya dönük spekülasyondan başka bir şey değildir.
Bir kez daha vurgulamak istiyorum: İzmirliler için hiçbir kâr amacı gütmeden, tamamen toplumsal fayda yaklaşımıyla çalışan ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan alanlar yine İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kalmalıdır.
Bu alanları ele geçirmek için girişilen spekülasyonlar, soyut, temelsiz, mesnetsiz, hiçbir hukuki ve vicdani yönü bulunmayan bu tip yaklaşımlar, kendisi de bir hukukçu olan milletvekilinin hukukçuluğunu da sorgulatır niteliktedir. Unutulmasın ki avukatlık, hayat içinde bir meslek değil, mesleğe adanmış bir hayattır.
İzmir halkının öz varlıklarını yıpratmak veya elinden almak gibi çabaların boşa çıkmasını, bu uyuşmazlıkta kullanılan dilde özenli olunmasını diler, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin haklı mücadelesinde yanında olduğumu bir kez daha vurgularım.




