Sene 1880… Halı tüccarı olan Takfor Efendi geleceği görüp yatırımını gayrimenkulden yana kullanıp bir konak inşa ettirir. Tabi ki de şaşalı bir yapı yapılmıştır ve bu gösteriş ticaret hayatına da yansımıştır. Gel zaman git zaman savaş patlak verince 9 Eylül 1922 yılında Ahmet Zeki Bey komutasındaki 2. süvari birlikleri İzmir'e girmesiyle Takfor Efendi tası tarağı toplayıp Yunanistan'a gitmiştir. Tabi bu kadar stratejik bir yere sahip olan konak Ordumuz tarafından bir süre karargah olarak kullanılmış. Daha sonra İzmir İktisat Kongresinde ATATÜRK bu konağı çalışma ofisi ve konaklama olarak kullanmış ve bina 1926 yılında İzmir Belediyesi tarafından satın alınaraktan ATAMIZIN kullanımına tahsis edilmiştir. ATATÜRK İzmir'e her gelişinde birçok yerin yanı sıra konakta kalmayı tercih etmiştir. ATAMIZIN vefatının ardından İzmir Belediyesi 1941 yılında anısına müze olarak tahsis ederek ziyarete açmıştır.
Müze çeşitli dönemlerde gördüğü restorasyon çalışmalarının ardından son olarak 2011 yılında restorasyon çalışmaları yapılmak üzere ziyarete kapatılmıştır. Yaklaşık 4 yıl süren sancılı bir restorasyon çalışmasının ardından geçtiğimiz günlerde Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik tarafından açılışı gerçekleştirilerek ziyarete açılmıştır. Müzenin görselleştirilmesinde emeği geçen herkes gerçekten büyük bir başarıya imza atmış. İlk katta büyük bir giriş sizi karşılarken tavandan aşağı sarkan avizeler geçtiğimiz yıllara nazaran güzel bir restorasyon ve konservasyon çalışmasıyla sizi karşılamakta. Sağlı sollu 3 odada görsel panolar dikkat çekici ve kaliteli malzeme ile yapılmış. Daha sonra ATAMIZIN ve kurmaylarının balmumu heykelleri sizi karşılıyor ve gerçekçilik açısından çok başarılı durumdalar. Üst katlara geldiğimizde ise bizi selamlayan 3 vitrin, içimde çok ilginç hislerin uyanmasını sağladı. ATAMIZIN giymiş olduğu kıyafetlerden bir kaçı, güzel bir sergileme şekliyle karşımıza çıkıyor. Aldığım bilgiler bunların Kocaeli Müzesinden geldiği yönünde. Bunların dışında gerek yatak odası, gerek çalışma ofisiyle çok güzel bir sergileme ve görsellik ortaya çıkmış.
Bu çalışmalar sırasında yüklenici firmanın yanı sıra İzmir Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuarı personelinin performansı ise ayrıca takdir edilecek türde. Çalışan arkadaşların emeklerine sağlık. Laboratuarın başarılı çalışmalarını ayrıca bir yazımda kaleme alacağım. Onun dışında tabi ki de İzmir Arkeoloji Müzesi ve Bakanlık çalışanlarının arı gibi çalıştıklarını birkaç ziyaretimde kendi gözlerimle görmüştüm. Her iki kurumun yöneticileri ve çalışanları en büyük alkışı hak etmekte…
Evet müzenin tarihi, gelişimi ve verilen emek bu kadar açık bir şekilde ortadayken geçen gün Türkiye'nin yüksek tirajlı bir gazetesinde okuduğum köşe yazısıyla beynimden vurulmuşa döndüm. O kadar cahilce yazılmış bir yazı ki… Sinirlerime hakim olup, bu konu hakkında şimdi bir şeyler yazabildim. Adam öyle bir yazmış ki her satırından cehalet akmakta. Yalan yanlış bilgiler sel olmuş akmış yazıda. Mesela Atatürk, bu şahsın yazısına göre İzmir'e bir kere gelmiş. Öncelikle Atatürk'ün İzmir'e hep geldiğini, çeşitli tarihsel kaynaklara başvurarak öğrenebilirsin. Annemiz Zübeyde Hanım 1923'te vefat ettikten sonra bile gelip gitmeleri hiç eksik olmadığını, her geldiğinde de farklı yerlerde misafir edildiğini de öğrenebilirdin. Neymiş efendim Atatürk'ün ayakkabılarına 'Hırka-i Şerif' muamelesi yapılıyormuş… Senin gelip görmeden, Nişantaşı'nda bir kafede latteni yudumlarken yazdığın bu cümlelerin hiç mi hiç inandırıcılığı yok! O senin dediğin ayakkabı ve elbiseler o müzenin %1'lik kısmını oluşturmakta! Keşke sağına soluna bakacağına oturup internetten araştırma yapsaydın! Senin bu yaptığın, başta orada çalışan işçisinden restoratöre, daha sonra da müdürlüklerden bakanlığa kadar insanların yaptığı işi hor görüp yok saymaktan başka bir şey değildir!
Hadi hepsini geçtim Atamızın kıyafetlerinin Ankara'dan geldiğine dair söylediği buram buram bilgisizlik kokan o cümle ne olacak? O kıyafetler Kocaeli Müzesi'nden gelmiş ve şundan emin ol sadece ayakkabı yok o eserlerin arasında! Sana çok zahmet olacak ama bi ara gel İzmir'e misafirimiz ol ve EMEĞİ gör, böyle atıp tutmadan önce… Merak etme biz İZMİRLİLER misafirperver insanlarız seni de saygıyla karşılar ve dinleriz.
Ve son olarak bu ev Atatürk'ün İzmir sevdasının ve tüm ziyaretlerinin temsili bir karargahıdır. Senin asıl sorunun ev veya evin restorasyonu değil ATATÜRK ve O'nun İzmir'e olan sevdası… Bunu adımız gibi biliyoruz. Neyse naçizane tavsiyem latte yerine soda içmen… Hazımsızlığa iyi gelir…