EGEDESONSÖZ- İntegral Araştırma Koordinatörü Ümit Yaldız ile Gazeteci Fatih Yapar, SonSöz TV yayınında ülke ve kent gündemine ilişkin konuları değerlendirdi.

Programda kent kamuoyunu bir süredir meşgul eden İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kullanımında olan Meslek Fabrikası binası, Egemenlik Evi ile Tepecik’te bulunan gasilhanenin Vakıflar Müdürlüğü’ne devredilmesi ele alındı.

CHP CAO’ya İzmir’den bir isim daha
CHP CAO’ya İzmir’den bir isim daha
İçeriği Görüntüle

KADRAJ TARTIŞMASI SONRASI İKTİDAR CENAHI SERTLEŞTİ
Süreci özetleyen Gazeteci Fatih Yapar, “Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün üç tane bina ile ilgili el koyma, alma, tahsisi gibi işlemleri tartışılıyor. Mala çökülüyor diyen var, vakıf Yunan vakfı mı diyenler var. Bu sefer yürütmeyi durdurma bozuldu, tahliye kararı çıktı. Büyükşehir’e yazılar gitti. Boşaltın deniliyor. Büyükşehir şu an Meslek Fabrikası için nakil işlemlerini başlamış durumda. Son olarak tahliyeyi durduran bir adım attı. İzmir kalabalık bir kent, gasilhane ihtiyacı var. Mobil gasilhanelerle idare edebilirler. Başkanın Maliye Bakanı ziyaretine eşlik eden isimlerle ilgili fotoğraf çektirdiler, kadraja girdiler açıklaması sonrası iktidar partisi sertleşti” dedi.

Yaldiz Yapar-1

İZMİR BİR YERDEN KARIŞTIRILMAK MI İSTENİYOR?
Ümit Yaldız ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Sürecin sonucunu konuşmak istiyorum. Ben hicap duydum, İzmir amatör kümeye düşürülüyor. Bütün kenti temsil eden, hizmet eden, nerdeyse 40 bin kişinin çalıştığı kuruma bu muamelenin yapılmasından üzüntü, öfke duydum. Vakıflar’ın elinde İzmir’de binlerce irili, ufaklı mülk var. Bunların ihalelerini, restorasyon süreçlerini biliyoruz. Acaba Vakıflar’ın bu üç binaya ihtiyacı var mıydı? Çok mu gerekliydi? Vakıflar ile belediye arasında geçmiş yıllara ilişkin ödemeler, mutabakatlar yapılmış. Dahası Atatürk’ün altında imzası olan tapuyu hangi cüretle ve cesaretle tartışmaya açarsınız. Bir evrakta Atatürk imzası varsa tartışmaya kapalıdır. Başka bir şey mi olsun isteniyor? İzmir bir yerden karıştırılmak mı isteniyor?

BİNA POLİS ZORUYLA BOŞALTILIRSA “İKİNCİ BİR GAVUR İZMİR” DALGASI YAŞANIR
Bu iş en fazla AK Parti’nin İzmir siyasetine zarar veriyor. AK Parti’nin İzmir siyasetini tertip edenleri uyarıyorum: Bu iş en fazla AK Parti siyasetine vuracaktır. Bu üç binanın Vakıflara ihtiyacı var mı? Bakırçay Üniversitesi başka yer bulamıyor mu? Belediyenin yıllardır kullandığı, Atatürk imzasının olduğu bina polis zoruyla boşaltılırsa “ikinci bir gavur İzmir” dalgası yaşatır bu kentte. İzmir 20 yıldır bu söylemin altında siyasi tercihini kullanıyor. Şimdiden CHP’lilerin, Tugay’ın olduğu topa girmeyenler de dahil olmak üzere bu topa nasıl girdiğini görüyoruz. İzmir halkı da girecektir. Kendi adıma ben girerim. Şık olmamıştır, doğru olmamıştır. Bu işi savunan AK Partili siyasetçiler var, onlara empati yapmaya davet ediyorum. Tugay’ın oturduğu koltukta Hamza Dağ otursa vakıflar bu hamleyi yapabilir miydi? Bu arkadaşlara soruyorum. Binayı üstüne geçirmezlerdi. Mesele bu. AK Parti 25 senedir iktidar ve inanılmaz bir gücü elinde barındırıyor. Empati yapmayı unuttular. Empati diye bir duygu kalmadı.

STK’LAR, MESLEK ODALARI, SENDİKALAR NEREDE? NEDEN İNSANLAR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANINA NEDEN ÇIKMIYOR?
Gazeteci Fatih Yapar ise konuyla ilgili olarak “Büyükşehir Belediye Başkanının ardından neden İzmirliler durmuyor? İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı açıklama yaptı. Şimdiye kadar sahip çıkmayan milletvekilleri dahil olmak üzere birçok kişi tweet atıyor, değerlendirme yapıyor. Bu durumu yadırgayanlar var. 3 tane tesis Konak sınırında ancak Konak Belediye Başkanından bu konuya ilgili açıklama ve değerlendirme yok. Konak Belediye Başkanını yanına alamayan bir Büyükşehir Belediye Başkanı… Milletvekilleri sosyal medyadan politik gündeme bakarak değerlendirme yapıyor. Kentin STK’ları, meslek odaları, sendikalar nerede? Neden insanlar Büyükşehir Belediye Başkanına sahip çıkmıyor? Cemil Tugay’ın bunu da düşünmesi lazım. Bu durum Kocaoğlu döneminde olmuş olsaydı o tesislerin önünde mitingler yapılmış olacaktı. İnsanlar oraya gidecekti. Neden yapılmıyor? Eyyüp Kadir İnan açıklama yapıyor, ‘El koyduk, aldık. Vakıflar Genel Müdürlüğü Yunanistan’a mı bağlı’ diyor. Atilla Kaya, ‘Gasilhaneyi aldık ama aşevi yapacağız, Meslek Fabrikası’nı üniversiteye tahsis edeceğiz’ diyor. Buna ilişkin konunun muhatapları değerlendirmeler yapıyorlar. Büyükşehir Belediye Başkanının etrafında kenetlenememe, kentin belediye başkanına sahip çıkmama durumu var. Bunlar yaşanırken AK Partili milletvekili ile sen akşam yemek yiyebilirsin. Atilla Kaya, Eyyüp Kadir İnan ve Bilal Saygılı ile yarın akşam fotoğraf verebilirsin. İnsanlar sana güvenmiyor. Daha fazla sahip çıkması gereken insanlar yandan bakıyorlar. ‘Biz Cemil Tugay’a sahip çıkacağız, onun için öne atılacağız, çarpılacağız. Ancak kapıştığı insanlarla yarın akşam yemek yerse ne yapacağız?’ diyor. Büyükşehir Belediye Başkanı bu kentin lideri olması gerekir. Onun mallarını aldılar, Valiliğin mallarını almadılar. İzmir Valisi’ni tartışmaya açmıyoruz. Bunlar Büyükşehir Belediyesi’nin kullandığı mallar” ifadelerini kullandı.

KOCAOĞLU’NDAN ÖRNEK VERDİ
Ümit Yaldız, 12 yıl önce Özel İdare mallarının devri sürecinde benzer bir olay yaşandığını kaydederek “Önderliği Büyükşehir Belediye Başkanı yapacak. 12 yıl önce birebir aynısı yaşandı. Özel İdare Malları, Büyükşehir’den kaçırılmak istendi. Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, bir seçim dönemini komple, ‘İzmir’in mallarını ham yaptırmam’ sloganı ile geçirdi. Açtığı davaların büyük bölümünü kazandı. Onları geri aldı. Ben bir İzmirli olarak bu meselenin Cemil Tugay meselesi olmadığını düşünüyorum. Bu mesele İzmir ile ilgili meseledir. Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla kullandığı tartışmaya açılmasını anlatmaya çalışıyorum. Büyükşehir Belediyesi’nin ilk binasının alınmasından bahsediyorum. Aşevi, üniversite yapacağız diyorlar. Herhalde restoran açacak haliniz yok. Bir şey yapacaksınız. Burası kamu kurumu. Kimse başka amaçla kullanılacak demiyor. Neden Büyükşehir Belediyesi’nin kullanımında beis görülüyor. Neden kapısına polis dayanacakmış gibi bir psikolojik mobbing yapılıyor. Büyükşehir Belediyesi meslek kursları açmış ve İzmirliler orada meslek öğreniyor. Vakıflar kendi üzerine tescil ettirip, 50 yıllığına Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis etseydi, bu tartışma olmazdı” dedi.

MESELE CEMİL TUGAY DEĞİL, İZMİR MESELESİ!
Yaldız şunları söyledi:

Hamza Dağ, Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturuyor olsaydı buralar alınabilir miydi? Kimsenin aklına bile gelmezdi. 2026’ya kadar nasıl Büyükşehir’in kullanımında ve tapusunda kaldıysa öyle kalmaya devam ederdi. Birilerinin aklına geliyor, harekete geçiriyor. Kaymakamlık üzerinden yazı yazılıyor.

Polisle boşaltırız iması doğru değil. Yıllardır bu kentte var olan İzmir’e şaşı bakılıyor, İzmir’e gavur muamelesi yapılıyor, İzmir’e üvey evlat muamelesi ve İzmir cezalandırılıyor algısını büyütmek dışında hiçbir işe yaramaz. Siyaseten AK Parti’nin aleyhine sonuçlanır. İzmir’de yeniden ağır bedel öderler. Bu anlamda gözden geçirmelerinde fayda var. Vakıfların elinde belki 10 bin tapu vardır. 3 tane daha olsa ne olur olmasa ne olur? Burayı belediye kullansa ne olur, Bakırçay Üniversitesi kullansa ne olur? İzmir’i bu kısır çekişmelerden, üçüncü lig tartışmalardan kurtarmamız gerekiyor. Mesele Cemil Tugay’dan daha öte bir meseledir. Mesele İzmir meseledir. Mesele İzmir’deki yerel siyasete yön verilmesiyle ilgili yanlış bir meseledir.