EGEDESONSÖZ- İntegral Araştırma Koordinatörü Ümit Yaldız ile Gazeteci Fatih Yapar, SonSöz TV yayınında ülke ve kent gündemine ilişkin konuları yorumladı.
Programda Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın CHP’den AK Parti’ye geçişi ve siyasete etkileri ele alındı.
NORMALLEŞME SÜRECİ TRANSFERLERİ DOĞURDU
Yaldız, 31 Mart Yerel Seçimleri sonrası başlatılan normalleşme süreci ile belediye başkanlarının transferleri konusunda paralellik olduğunu söyledi. O dönemde CHP ile AK Parti arasındaki yakınlaşmanın transfer süreçlerinin altlığını oluşturduğunu belirten Yaldız, “Erdoğan 31 Mart seçimleri akşamında buruk bir konuşma yapmak zorunda kalmıştı. Ağır bir yenilgi aldı. İlk kez sandığı birinci tamamlayamadı. Akabinde ‘AK Parti gitti-gidiyor, Erdoğan yasal olarak aday olamaz, Erdoğan gidiyor, CHP iktidara koşuyor’ diye yalancı bir rüzgar esti. Yalancı rüzgar diyorum çünkü, siyasetn amacına ulaşamadan rüzgar hedeflenen debiye ulaşamadı. Anketlerde de görüyoruz. CHP’nin 31 Mart sonrasında çıkan anket sonuçları ve toplumsal inancın bugünkü toplumsal inanç ve anketlerle arasında dağlar kadar fark var. Erdoğan siyaseten kolay pes edecek bir lider değil. CHP’liler özellikle Özel bunun farkında değildi. Normalleşme süreci yalandı, Özel ekose ceket giydi. Özel, Türkiye’nin normalleşeceğini, kutuplaşmanın bitmesi gerektiğini, CHP’nin ve AK Parti’nin yakınlaşabileceğini anlattı. O yakınlaşma bu transferleri doğurdu aslında. Son 20 yılda CHP’li seçmenler ile AK Partili seçmen arasında selamı sabahı kestiği dönemler olmuştu. Hatta akrabalar arasında bile ilişkiler bu nedenle kesildi. İllerin koca belediye başkanları CHP’den AK Parti’ye çok rahat katılıyor. Bunun normalleşme trafiğine yakın olduğunu düşünüyorum. Transferler de normal hal geldi” dedi.
ERDOĞAN’IN ‘CHP’ STRATEJİSİ: TASARRUF GENELGESİ, SİLKELEME, 19 MART…
31 Mart Yerel Seçimleri sonrası Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uyguladığı CHP’ye karşı uyguladığı stratejiye değinen Yaldız, “Erdoğan aldığı yenilgiyi kabullenip köşesine çekilecek bir lider olmadığını ilk hamlesiyle ortaya koymuştu. Hemen tasarruf genelgesi ilan etti. Belediyeler, kamu kurumları şu şu faaliyetleri yapamaz. Konserler, festivaller şunlar bunlar. Halkın belediye başkanları ile yan yana geldiği organizasyonlar bunlar. Halk ile belediye başkanları arasında mesafe konuldu. Sosyal yardımları, sosyal belediyecilik faaliyetlerini kısmen azalttı. İkinci hamle kamu alacaklarına yönelik talimattı. SGK’ya ve Maliye’ye talimat verdi. CHP’li belediyelerde daha yoğun biçimde tahsilat yapın talimatını verdi ve bunu siyasi tarihimize geçmiş olan silkeleyin özdeyişiyle gerçekleştirdi. CHP’li belediyelerin var olan, geçmişten gelen, bir kısmının AK Partili belediyelerde devraldığı kamu borçları mirasının tahsilatına gidildi. İller Bankası payından, o şehrin ödeneği gelmeden kesintiler yapıldı. Başkanlar vaatlerini yerine getiremedi. Yol, köprü, alt yapı konularına giremediler. Bırakalım projeyi personel maaşı ödeyemediler. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, işçisiyle karşı karşıya geldiyse ‘silkeleyin’ talimatının rolü var. Yıldız Ünsal kendi memurları ile gırtlak gırtlağa gelmişse, her belediye önünde işçi-memur eylemi varsa bunda ‘silkeleyin’ talimatı vardır. CHP’li belediyelerin hizmet, proje üretmesi ile ilgili önlemler alındı” şeklinde konuştu.
GELİNEN NOKTADA CHP’Lİ BELEDİYELER KİLİTLENDİ
Yaldız şunları söyledi:
Ardından 19 Mart kritik tarihtir. Öncesindeki kent uzlaşısı operasyonu, Akın Gürlek’in İstanbul’a tayini, 19 Mart ve sonrasında CHP’li belediyelere yönelik operasyon dalgaları ile farklı bir iklimdeyiz. Yargı sopası üçüncü faktör olmuş oldu. Gelinen noktada CHP’li belediyeler kilitlendi.
HACZİ KALDIRMAK İÇİN AK PARTİLİ MİLLETVEKİLİ BULMANIZ LAZIM
Gazeteci Fatih Yapar ise belediyelerin vergi ve SGK borçlarının ödenmesi konusunda yaşadığı zorluklara değinerek “SGK oldukça kararlı biçimde işleri yürütüyor. Bakanın daha bürokrat bir yapısı var. İletişim yöntemleri olumlu olmasına rağmen en üst düzeyde ‘silkeleme’ talimat aldığı için işlem yapamıyor. Belediyenin şu anki en büyük sorunu taşkın haciz sistemidir. Belediyenin borcu 5 lira, satacağı mal varlığının değer 15 lira. Bu mal haczediliyor. 15 liralık malım var, haczi kaldır yada 5 liralık haciz koy diyor. Orada taşkın haczi kaldırmanız için ilçe belediyesi olarak milletvekili bulmanız lazım iktidar partisinden. Birileri size bakanlığa götürmesi lazım. Taşkın haczin kaldırılması siyaseten birilerini görmeden olmayan bir işlem durumunda. Vergi borcun varsa cami, okul alanı onları göstererek mahsuplaşıyorsun, haczi kaldırıyorsun. Ama adamını bulamazsan cami, okul yerleri borçlara sayılmıyor. Bazı belediyelerinki sayılıyor, bazılarınki sayılmıyor. Sadece AK Partililerin değil CHP’li belediyelerin içerisinde de adamını bulan, milletvekilini gören, borç yerine cami arazisini, yerini okutuyor. Biraz partili başkanım diyen, ideolojik bakana bunun işini yapmayalım gibi değerlendirmeler var” ifadelerini kullandı.





