Her seçimden yenilgiyle ayrılan bir partinin büyüme olanağı yoktur.

CHP için de yıllardır öyle oldu.

Son genel başkanıyla 9 seçim geçirdi, ama hepsi hüsranla bitti.

Önceki genel başkanıyla da durum farklı değildi.

O nedenle, parti bir türlü büyüyemedi, ama parti içi muhalefet tam aksine büyüdü, gelişti.

Hatta kendini aştı.

Parti yöneticilerini suya sabuna dokunmadan uyaran açıklamalarla başlayan parti içindeki tepkiler, sonrasında basın toplantılarına dönüştü.

Parti içi muhalefet baktı ki Genel Merkez'den 'Tık' yok. İş, yazıya döküldü.

Önce küçük çaplı bildiriler yayınlandı.

Kesmedi manifestolar hazırlandı.

Her kesim, her grup partinin iktidar olabilmesi için çeşitli öneriler getirdi.

Ama tüm bunlar kafi gelmedi.

Son olarak partinin 'AK Saçlılıları' devreye girdi.

Baktılar ki açıklama, basın toplantısı, bildiri, manifesto hiçbir işe yaramıyor bu kez 'Kitapçık' bastırdılar.

'Yeniden CHP' isimli kitapçığa imza veren AK Saçlıların çoğunluğu, bir önceki genel başkana yani Deniz Baykal'a yakın isimlerden oluşuyor.

'Yeni CHP' anlayışına karşı bastırılan kitapçıkta özetle partinin fabrika ayarlarına geri dönmesi isteniyor.

Peki bu girişimden bir sonuç çıkar mı?

Çıkmaz.

2 nedenle çıkmaz.

Birincisi, partide değişim isteyen, ancak AK saçlılarla biraraya gelmesi de mümkün olmayan önemli bir kitle var. Yani parti içi muhalefet de parça parça.

İkincisi ve en önemlisi siyasi partilerde sonuç alınabilecek tek yer kurultaydır. Değişim isteyenler, CHP'yi kurultaya götürecek yeterli imzayı toplayamadı ve o değişim umudu rafa kalktı.

Şimdi tüzük kurultayı için hesaplar yapılıyor.

Önce tüzük kurultayı toplanacak, tüzük değiştirilecek. Sonra tekrar bir kurultay yapılacak genel başkan seçilecek vs vs....

Ve tüm bunlar yerel seçimlerden önce tamamlanacak, bir de üstüne adaylar belirlenecek.

Çok olağanüstü bir durum gelişmezse, tüzük kurultayı ve ardından seçimli kurultayın olma ihtimali artık sıfır noktasına yakındır.

CHP artık büyük bir olasılıkla Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında yerel seçimlere girecektir.

Zaten Kılıçdaroğlu da geçen günkü basın toplantısında 2 ay içinde etap etap belediye başkan adaylarını açıklamaya başlayacaklarını ifade etti.

Yani, parti içi muhalefet tüzük kurultayı ile uğraşırken, Kılıçdaroğlu zaten adayların yarısını açıklamış olacak.

Tabi tüm bunlar yerel seçimlerin Mart ayında yapılması halinde.

Bir de seçimlerin erkene alınma ihtimali konuşuluyor ki o tüm hesapları yeniden alt üst edecek bir başka durum.

Peki böyle bir atmosferde, CHP seçimden nasıl bir sonuç bekliyor?

Yani, gerek Genel Merkeze başkaldırıp değişim isteyenler gerekse de zafere Kılıçdaroğlu ile gidileceğine inananlar.

Aslına bakalırsa, cevap zaten sorunun içinde gizli.

İlk kez inanarak, parti içi çatışmaları kenara bırakarak Cumhurbaşkanlığı seçimine giden CHP'nin aldığı yüzde 22'lik oy ortada.

İkiye bölünmüş bir CHP'nin alacağı oyu hesap etmek için dahiyane matematiksel hesaplamalar yapmaya gerek yok.

Bir ilkokul öğrencisi bile matematiksel olarak bu hesabı yapabilir.