’“ Bugün nasıl geçti’” diye sakın sormayınız. Geçmedi çünkü.
Hala saçlarım kolalanmış gibi kap katı, gözlerimse kan çanağı.’¶
Rahmetli babam çok istemişti eczacı olmamı.Ve tek fen tercihime yani eczacılık fakültesine, deli gibi yüksek matematik puanımı feda ederek girdim taa o zamanlar.
Babama sağlığında hiç kızmadım niye eczacı oldum ben diye.
Ama eğer bugün sağ olsaydı, arayıp derdim ki:
--’“beni nasıl eczacı yaptıysan, aynı şekilde geriye al ve mimar yap. Ben bu mesleği daha fazla sürdüremem artık’” diye hüngür hüngür ağlardım taa Aydın’’a telefonda.
Başlıyorum o müthiş günüme:
Allah’’a şükür sağlıklı olarak uyandım ve 9.30 civarı eczanedeyim. Reçeteler gelmeye başladı ve eczanede bir anda kargaşa bollaştı. Herkes sinirli sinirli ’“kaçıncı bu, ben vermiyorum, ben emekliyim, hangi hastaneymiş o, ben hiç gitmedim, nisandan beri almamışlar mı, benim maaşımın yarısı bile kalmıyor bana, hani sağlıkta bu katılımlar kalkmıştı, hani devlet zayıfın yanındaydı, hani her yerde göğsümüzü gere gere muayene olacaktık, hani hani diye başlayan aman allahım neler neler anlatamam. Baskın çıkmaya çalışıyorlar bağırarak, yüksek sesle konuşarak. Aslında bana yapmıyorlar ama onları benden başka duyan yok ki o an. Dertlerine çözüm benim diye düşünüp, benden medet umuyorlar. Ben bir orada, bir burada.
Anlatmak için çırpınıyorum. Sorun çıkarmayacak olanın da,
yanında parası yok. ’“Yaz sen bir yere, ben sonra bırakırımlar, benden almayıver ne olacak, buraya her geldiğimde yeni sorun çıkartıyorsun, sana kimlik bırakayım, sonra ödeyince paramı alırım kimliğimi, karnem kalsın, sonra alırım, TC mi vereyim, telefonumu vereyim kaçmıyoruz ya..’”
Ben eczacı olarak hastalarıma, elimden gelen bütün desteği etik kuralar dahilinde yapmaya çalışırım. Ama sistemde dengesizlik var. Bana eczacı olarak ’“bu katılımları benim için sen alacaksın, ben senin faturandan gacırtttt diye istediğim dakika keserim’” diyor. Almamak suç diyor, almayıp kendi karından düştüğünde seni mahvederim diyor.Kaldı ki bu almayıvermeler eczacıyı bitirir. Hastaya da sana tüm imkanları sunuyorum diyor. Eczacıya da sana yaptığın her şey suç diyor. Parası olmayan tanımadığın bir hastanın hiçbir ilacını vermeyeceksin.TC no, kimlik aslı, fotokopisi, rapor fotokopisi, rapor aslı, karnenin kendisi vs. hiçbir şekilde bulunduramazsın, tanımıyorsan acıma yok, vicdanını yok et diyor. Çünkü sistem seni bu duruma mecbur kılıyor. İşte bu hasta katılım payı alınmasının ilk gününde, nedense 5 aylık, 6 aylık hastane ücretleri de çıkmaz mı?Hasta bazen 3 TL. lik reçete için bile çok yüksek paralar ödemek zorunda kalıyor. Niye? Önceden gittiği hastanelerin, tıp merkezlerinin ücretleri de bugünlerde tahsile başlandı. Kargaşayı ikiye katladı bu durum. Yani biz eczacılar her dakika geriliyoruz.
İşte ben tam bunlarla uğraşırken, Sağlık Müdürlüğü denetlemesi için eczacı arkadaşlar gelmezler mi?Sürpriz’… Bir sürü hasta beklerken hadi bakalım ifadeye. Verdik ifademizi alnımızın akıyla. Ama gerginlik katbekat arttı. Bitti sanmayın sakın, daha çooook dert var bugünde. Arkadaşımı arıyorum öğle arasında. Azıcık olsun rahatlamak için. Ne mümkün, imkansız. Ona da maliyeden gelmişler, fiş cezasını kesmişler bir güzel. Bizim kadar vergisini düzgün ödeyen iş yeri sayısı çok azdır bence. Sonra televizyonu açıyorum neler var, neler yok diye. Çok şey var valla ... Orada da biz eczacılar varız. Eczacılar, doktorlar ve avukatlara ait özel vergi denetlemeleri ... Yaşasın çıldırıyorum diyemiyorum. Çünkü bu kadar zayıf olmayı sevmiyorum. Hala zorluyorum günümü ’“iyi birşeyler bulabilirmiyim’” diye. Akşam üstüne yakın saatlere geldiğimizde elemanlarımın maaşlarının zamanı olduğunu fark ediyorum. Yine yaşasın!
Artık çıkmam gerekli. Çünkü; daha birçok irili ufaklı anlatmadığım olaylar zinciri oluştu. Bende bunların içinden küçücükte olsa, gülümseyecek bir anı buluyorum anlatacak.
Hastaneye yanık sebebi ile çok sık giden bir hastama ( haftada en az bir kez) katılım payı ile beraber 15TL. ödemesi gerektiğini söyledim. ’“Niye bu kadar tuttu, ben sürekli gidiyordum, böyle hiç vermedim’” diyerek kızmaya başladı.
Bizde artık ezberlediğimiz cümlelerle anlattık. Sonra da sordu:
’“yani hastanede odaya her girişimde, bu fazla parayı mı ödeyeceğim?İyi o zaman, giderim ama içeri girmem, odaya girmem, o zaman doktoru çağırırım kapının önüne muayene etsin beni. Sonra da girsin odasına, ne var canım insanlık öldü mü?’” demez mi?
Artık evime gidip hiç konuşmadan dinlenmek istiyorum.
Artık sistem sabrımı zorlamasın istiyorum.
Artık denetlemelerim bitsin istiyorum.
Artık ’“artıklarım bitsin’” istiyorum.
Her şeye rağmen sağlıklı olmak yeterli diyorum ve çıldırmıyorum. Sevgilerimle...