Türkiye hukuk devleti ve demokrasi ile bağdaşmayan birçok davranış gün yüzüne bir bir çıkıyor. Bunların ortaya çıkmasında yargının kuvvetler ayrılığı ilkesine sarılmış olması yatıyor. Bu duruma Türkiye 'arınıyor' diyor.Yargı bağımsız. Kimden bağımsız, yürütmeden yasamadan. Her nimetin bir külfeti vardır. Bağımsızlık yargı için varsa, yargı da kendi içinde denetimini sağlamak durumundadır. Anayasanın 138 . maddesinin son fıkrası 'yargı kararları yasamayı, yürütme ve idareyi bağlar' diyor. Pekiyi, bu kararlar niye yargıyı da bağlamıyor?.
Ülkemizde yargının yavaş işlemesi ve kamu vicdanını yaralayan kararlar vermesi konusunda çok şikayetler var. Yargının hızlandırılmasını herkes istiyorsa yargı bu konuda öneriler getirmeli uzayan davaların neden uzadığını sorgulaması halinde, dava süresi kısalacaktır. Bir hakkın su-istimali sadedinde Yargıtay dan tasdik edilen bir dosya başka mahkeme tarafından karara bağlanarak tekrar Yargıtay a gönderilmektedir. Dosya Yargıtay da bir yılı aşkın bir süre bekler. Düşünün 7-8 defa bir dosyanın Yargıtay a gittiğini. Geçen süre 7-8 yıl olabiliyor. Bir o kadar da yerel mahkemelerde sürünen dosya 10 – 15 yıl karar bekler duruma giriyor. Bu gecikmeleri inceleyen bir birim olsa, nerede nasıl bir yöntem koyalım ki davalar sür' at lensini çözebiliriz.
Yargı bağımsız ama yürütmenin işleyişine de taş koyan bir görüntü vermemelidir. Son soruşturmalar ister istemez, yargı ile yürütmeyi karşı karşıya getirmiştir.ı Vatandaş 'yürütme-yargı çatışması mı ' diye soruyor. İstanbul savcılığı yaptığı açıklama beni büyük ölçüde rahatlattı. Hükümet politikasını engellemek değil, hukuk dışına çıkmış bazı MİT görevlileri olduğuna dair kuvvetli deliller olduğu için böyle bir karar verildiğini açıkladı.
Her ülkenin istihbarat teşkilatları var. Onların yanlışları poliste ve ya yargıda tartışılmıyor. Bana göre, savcılık MIT ile ilgili 'kuvvetli delilleri' başbakanlığa göndererek karar vermesini istemeli idi. MIT ' te çok uzun yıllar denetim yokluğu binlerce çalışanının bir kısmının ihanet şebekesiyle ortak hareket etmeye götürmüş olabilir. Yıllarca askeri hegemonyada kalan MIT 'in ciddi biçimde sivilleşmesi ve kendi içinde hesap veren bir kuruluş olması esastır.MIT i sivil idare denetler durumda olmaz ise devlet içinde devlet olan bir kuruluşa döner.
Temennimiz, savcılık elinde bulunan 'kuvvetli deliller' İ başbakanlıkta en üst seviyeden incelenerek, MIT 'in de hatalı olan elemanlarının ayıklanmasıdır.