Yetenek yönetimi; özellikle son dönemde sıkça karşımıza çıkan, oldukça ilgi çekici bir konu. Rekabetin hızla arttığı, farklı bakış açılarına, farklı uygulamalara kısacası farklılaşmaya olan ihtiyacın her geçen gün arttığı bir dönemi yaşıyoruz. Ve büyük ihtimalle bu durum bundan sonra da değişmeyecek. Şirketler pazarda öne çıkmak ve varlıklarını devam ettirmek için farklılaşmaya ihtiyaç duyarken; kişiler de hedeflerine giderken karşılarına çıkan her engeli ve diğer rakiplerigeçebilmek için farklılaşmak durumdalar. Sonuçta üniversite ve dolayısıyla mezun sayısı arttıkça rekabet alevleniyor.
İşte tam bu noktada karşımıza yetenek yönetimi çıkıyor. Yapılan araştırmalar şirketlerin bu konuya her geçen gün daha çok ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor. Ancak henüz çok az şirkette bu konu ciddi ve sistematik bir şekilde ele alınıyor.
Aynı şekilde üniversiteler öğrencilerin sadece mesleki açıdan değil sosyal beceriler açısından da yetişmelerinin önemini vurguluyor ve öğrencilerin yeteneklerini geliştirmelerine ya da keşfetmelerine destek olacak faaliyetleri, öğrenci kulüplerini ön plana çıkarmaya çalışıyorlar. Birçok kişisel gelişim eğitiminin de asıl amacı insanların yeteneklerini keşfetmelerine olanak sağlamak.
Geçen hafta konuştuğumuz 'ben kimim?' sorusunun cevap vermeyi, keşfetmeyi hedeflediği ana konulardan birisi yeteneklerimiz. Bireysel açıdan düşündüğümüzde sahip olduğumuz yetenekleri keşfedebilmek ve onları geliştirmek için nasıl bir süreç tasarlayacağımızı planlamaktır kısaca yetenek yönetimi. Herkes yetenekli midir diye sorulduğunda, ben 'evet' cevabını veriyorum. Belki fazla iyimser bir bakış açısı olarak görünebilir ama özellikle anne olduktan sonra daha bir inanarak bu cevabı veriyorum. Her insan bir mucize olarak dünyaya geliyor. Hafta hafta bu mucizenin büyümesini izledikten, insanın hayatta kalma yeteneğini gözlemledikten sonra, ben aksini düşünemiyorum. Bu nedenle hep yeteneği nasıl tanımladıklarını soruyorum insanlara. Çok güzel bir sese sahip olmak, çok iyi çizim yapabilmek gibi fark edilmesi daha kolay olan yetenekler listenin hep başında ama sınırları biraz daha genişletmek lazım. Daha dikkatli bakmak lazım. Ben insanların 'yeteneğim yok' demesini kendilerini yeterince tanımamalarına, kendilerini yeterince çalışmamış olmalarına bağlıyorum. Yapmaktan çok keyif aldığınız, yaparken kendinizi çok keyifli ve güçlü hissettiğiniz, doğal olarak iyi yaptığınız neler var? Kendinize bir sorun. Bu aktivite, bu aktiviteyi yaparken kullandığınız bir beceri, hiç fark etmemiş olduğunuz küçücük bir ayrıntı kesinlikle bir yetenek olabilir.
Bu yeteneği keşfetmek, geliştirmek için bir plan yapmak, bu plana sadık kalmak ve her ilerlemede bu planı geliştirmek sizin yetenek yönetim planınız.
Şirketlerde de durum farklı değil. Şirketler varlıklarını ve ana hedef olan karlılıklarını devam ettirebilmeleri için gerekli olan yetenekleri çalışanlarından alırlar. Şirketler ortaya çıkarmak için var oldukları mal ya da hizmeti hedeflenen kalitede ortaya çıkarabilmek için bir takım yeteneklerin bir araya gelmelerine ihtiyaç duyar. Bu bir yapboz gibidir, parçalardan birinin bile eksik olması problem yaratır. Şirketlerin ana amacı bu yeteneğe sahip olan çalışanları bünyelerinde istihdam etmektir. Bu açıdan seçme ve yerleştirme süreçleri kadar, bu yetenekleri bünyelerine katmalarını sağlayacak işveren marka değeri de son derece önemli. Ancak yetenekli çalışanları bulup, sizinle çalışmaya ikna etmek kadar onları elde tutabilmekte oldukça ve belki de bulmaktan daha da önemli bir konu.
İşte bu şirketlerin 'yetenek yönetimi' konusuna önem vermeleri için çok ama çok iyi bir neden. Yetenek yönetimi her ne kadar bir insan kaynakları süreci gibi görünse de aslında tüm 'yönetim' kadrosunun önemle üzerinde durması ve yönetmek üzerine 'yetenek' kazanması gereken hayati bir konu.
Peki nasıl? Aslında yeteneği yönetebilmek için öncelikle stratejik yönetime geçmek lazım (maalesef birçok firmanın bir sonraki adım ile ilgili üzerinde çalışılmış hedefleri olmuyor). Hedeflerinizi belirleyin, ulaşmak istediğiniz noktayı tanımlayın. Tanımlanan bu noktaya ulaşmak için yürümeniz gereken yolu ve stratejinizi ortaya çıkarın. Burada bir takım yeteneklere ihtiyacınız olduğunu fark edeceksiniz. Hedefe yürüyüşünüzü yöneten pozisyonlar sizin kilit pozisyonlarınızdır. Bu pozisyonların teknik ve / ve ya yönetsel becerileri sizin başarı anahtarlarınızdır. Bu pozisyonları ve ihtiyaç duyulan yetenekleri belirledikten sonra doğru bir seçme ve yerleştirme süreci yönetmek, önünüze gelen adayları doğru değerlendirmek ve iyi kararlar vermek gerekecek.
Ancak yukarıda da bahsettiğim gibi bu süreç sadece yeteneği bulmaktan ibaret değil, olmamalı. Çalışanların performansını yönetmek, hedefleri sürekli gözden geçirmek, şirketin hangi aşamada olduğunu belirlemek için şirket performansınısürekli gözden geçirmek ve bunları destekleyecek gelişim / eğitim planlamalarını yapmak, yönetmek ve çalışanın yürüdüğü yolu yatayda ya da dikeyde sürekli desteklemek büyük bir sorumluluktur.
Yeteneği yönetmek hem bireyler hem de şirketler için yatırım yapılması gereken çok önemli bir konu. Bu nedenle gelişim ve değişim süreçlerinde bu konuya gerekli önemi vermenizi dilerim.