29 Mart 2009 Pazar günü yapılan yerel seçimlerin üzerinden 902 gün geçti. Kaldı 925 gün… Sayılı gün bu, çabuk geçer. Şimdilik kimsenin umurunda değil gibi. Nedense bazılarına bu saltanat hiç bitmeyecekmiş, hep sürecekmiş gibi geliyor. Halk, taban, hizmet, proje nesine lazım? Varsa yoksa makam, koltuk, ün, şöhret! Çalışan, üreten ve onu o makama taşıyanlara değer veren insanları ayrı bir yere koyuyorum. Fakat ağustos böceği misali gününü gün edenlere de şu güzel sözü hatırlatmadan edemeyeceğim: 'Tatlı tatlı yemenin; acı acı osurması olurmuş!'


İzmir'e baktığımızda geride bıraktığımız dönem içinde bazı belediye başkanlarının elması kızarırken bazılarının da mevcut elmayı çürüttüğünü görüyoruz. Bu süreç içinde 'Çılgın proje' kovalayanlar da vardı, 'Çılgın Sedat' konseri ile yetinenler de… Bazı tanıdık, eş, dost ve akraba torpilli personele ödenen dudak uçuklatıcı maaşlar, hiçbir şeyden sakınmayarak bol keseden yazılan fazla mesailer ve türlü dolaplarla yapılan ihale cambazlıklarının isimsiz kralları ile savaş içinde olan üç beş Don Kişot'un nesli de maalesef tükenmek üzere… Çünkü kolay kazanılan paranın gücü bazen kalemin gücünden daha baskın gelebiliyor.



Ama üzülmüyorum, sizde üzülmeyin! Adım adım sona yaklaştıkça manzara da ortaya çıkıyor. Yok, hükümet ket vurdu, dosyam kayboldu, yan yattı, çamura battı hikayelerine artık bu milletin karnı tok!


Karşıyaka belediyesi de bu ülkenin bir ilçe belediyesidir. Tüm zorluklara, engellemelere ve güçlüğe rağmen gösterdikleri çaba; her türlü övgünün üzerinde ve takdire şayandır. İzmir'de herkesin konuştuğu bir başka belediye olma yönünde ilerleyen Balçova'ya bir bakın. Ne kadar lüzumsuz bulursanız bulun Konak'ın üretme, ortaya bir şeyler çıkarma çabasını da atlayamazsınız. Her daim sükûn içinde olan Bornova'yı ve yeni kurulmasına rağmen hızlı bir şekilde gelişen Bayraklı ile Karabağlar'ı örnek almalıyız. Eksikleri var mıdır? Tabii ki vardır. Unutmamak lazım ki; 'Hiç hata yapmayan insan; hiçbir şey yapmayan insandır'.
Hiçbir şey yapmadığı halde; hizmet ortaya koyan, çalışan, üreten belediye başkanlarından daha çok tv, radyo ve gazetelerde boy gösteren ve aynı şeyleri papağan gibi tekrarlayan belediye başkanları da var. Halkın parası ile halka caka satan kişilerin ipliğinin pazara çıkması yakındır. Kronometre ilerliyor. Geri sayım başladı. Siz benden büyüğü yok demeye devam edin. İlk yarı bitti! Bir bu kadar daha geçirecek gününüz var. Ve inanın hiçbir şey için geç değil!



Örneğin; Aziz Kocaoğlu ilk yarının bitimine dakikalar kala '58 proje' diyerek birçok kişiyi şaşırttı. Projelerin detayını henüz öğrenemedim ama anlaşılan o ki büyük başkan ikinci yarıda siyasetten daha çok başkanlık yapacak gibime geliyor. Zira sütten ağzı yandı bir kere… Ve hazır yeri gelmişken Serdar Değirmenci başkanlığındaki İzmir İl Genel Meclisi'nin CHP, AKP ve MHP'li üyelerini büyük oranda uyum içerisinde çalışarak halka hizmet ürettikleri için de ayrıca kutluyorum.



Bu yazımı küçük bir şehrin büyük başkanına armağan ederek bitirmek istiyorum. İzmir merkeze uzak, kıyıda köşede kalmış ve maalesef etrafında ona ağabey olacak, ona efelik yapacak bir şehir bulunmayan Beydağ'ın yürekli başkanı Vasfi Şentürk; sağcısı, solcusu herkesin gönlünde taht kuran bir adamdır. Bu adamın küçük imkanlar dahilinde kurduğu büyük düşlere inanamazsınız. Onun insan sevgisi önünde düğme ilikliyor, saygıyla eğiliyorum. Beydağ'ı ve başkanını başka bir köşede ayrıca sizler için yazacağım. Madem insan sevgisi dedik; işte bu hikayede benden size armağan olsun:



Hintli bir adam suda bata çıka ilerlemeye çalışan bir akrep görür. Onu kurtarmaya karar verir ve parmağını uzatır ama akrep onu sokar. Hintli tekrar akrebi sudan kurtarmaya çalışır ama akrep onu tekrar sokar. Yakınlardaki başka birisi ona, onu sürekli sokmaya çalışan akrebi kurtarmaya çalışmaktan vazgeçmesini söyler. Ama Hintli adam söyle der: 'Sokmak akrebin doğasında vardır. Benim doğamda ise sevmek var. Neden sokmak akrebin doğasında var diye kendi doğamda olan sevmekten vazgeçeyim?'


Sevmekten vazgeçmeyin. İyiliğinizden vazgeçmeyin. Etrafınızdaki akrepler sizi soksalar bile!