EGEDESONSÖZ- YENİ Parti İzmir Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özlale, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Çerçeve Yasa’ya ilişkin yapılacak oylamada “hayır” oyu kullanacağını açıkladı. Özlale, terörün sona ermesi ve toplumsal barışın ortak arzu olduğunu vurgularken, kalıcı çözümün siyasi hesaplara değil hukuka, toplumsal meşruiyete ve Meclis iradesine dayanması gerektiğini söyledi.
YENİ Parti İzmir Milletvekili Prof Dr. Ümit Özlale’nin açıklaması şu şekilde:

Bugünkü oylamada HAYIR oyu kullanacağım çünkü;
1) Terörün sona ermesi ve toplumsal barış hepimizin ortak arzusudur. Hepimiz, hiçbir annenin bir daha evladını toprağa vermediği bir Türkiye istiyoruz. Ancak Türkiye'nin ihtiyacı, siyasi hesaplara ve kişisel ikbal arayışlarına göre yön değiştiren yeni bir “süreç” değil; toplumsal meşruiyete, hukuka ve Meclis iradesine dayanan kalıcı bir çözümdür.


2)Şehitlerimiz ve gazilerimiz, huzurumuz ve geleceğimiz uğruna canlarını ortaya koymuş evlatlarımızdır. Onlara karşı işlenen suçları affetmek, yalnızca hukukun sınırlarını aşmak değil; evladını toprağa veren anne ve babaların, ömür boyu taşıyacağı yaralarla yaşayan gazilerimizin acısını yok saymaktır. Böyle bir adım toplumun vicdanında onarılması güç yaralar açar; toplumsal barışı sağlamak bir yana, adaletsizlik duygusunu ve ayrışmayı daha da derinleştirir. Hiçbir kurum, millet adına, evlatlarımızı şehit eden ya da yaralayan terör örgütü mensuplarını bağışlama hakkına sahip değildir.


3)Kaldı ki bugün akademisyeninden sanatçısına, gazetecisinden sivil toplum gönüllüsüne kadar çok sayıda insanın tutuklandığı, temel hak ve özgürlüklerin askıya alındığı bir ortamda bütün bunların sorumlusu olan bir anlayışın demokratik ve kalıcı bir barış getireceğine inanmak güçtür.


4)Kürt sorununu demokrasi ve bölgesel kalkınma temelinde çözmekle, etnik kimlikleri tek bir “önderlik” anlayışı üzerinden siyasete mahkûm etmek aynı şey değildir. Buna itiraz etmek barışa karşı çıkmak değil, demokrasiyi herkes için vazgeçilmez görmektir. Bizim savunmamız gereken çizgi mevcut iktidarın siyasi hesaplarına veya herhangi bir lider kültüne değil; hukuka, TBMM’ye ve özgür yurttaş iradesine dayanmalıdır.


5)Üstelik, geçmişte başkanlık hedefinin gerçekleşmeyeceğini anlayınca yeniden çatışma siyasetine dönen, son seçimlerde ise Kürt karşıtlığını siyasi bir araca dönüştüren zihniyetin kendi iktidarını sürdürmek amacıyla yaptığı ittifak çağrısı ne samimi ne de inandırıcıdır. Dün terörist ilan ettiklerini bugün iktidar hesabıyla muhatap alan, şartlar değiştiğinde ise yeniden çatışma diline dönmekten çekinmeyen bir anlayışın hepimizin özlediği kalıcı barışı üretmesi mümkün değildir.

Afyonkarahisar'da araç içerisinde şüpheli ölüm
Afyonkarahisar'da araç içerisinde şüpheli ölüm
İçeriği Görüntüle


6)Bir terör örgütünün silah bırakması sırasında, suçtan vazgeçme ve yeniden suç işlememe iradesini teşvik edecek özel bir af veya ceza indirimi mekanizmasının gündeme gelmesi anlaşılabilir. Bu kapsamda, doğrudan cana kasteden ağır suçlara karışmamış kişiler bakımından cezaların azaltılması veya ertelenmesi ve topluma yeniden kazandırılmayı sağlayacak düzenlemeler yapılması düşünülebilir. Ancak örgüt üyelerinin topluma yeniden kazandırılması ile siyasi haklarının iadesi aynı aşamada ve aynı koşullarla ele alınmamalıdır.


7)Süreci başlatacak tespitlerin kimler hakkında ve ne zaman yapılacağı; hakkında soruşturma bulunmayan bir kişi için soruşturma açılmamasına veya mevcut bir soruşturmanın ertelenmesine hangi ölçütlerle karar verileceği de bütünüyle yürütmenin takdirine bırakılmaktadır. Açık ve bağlayıcı kriterler bulunmadığında böyle bir düzenleme toplumsal barışın aracı olmaktan çıkar; mevcut iktidara Kürt siyasi hareketi üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda kullanabileceği yeni bir yönlendirme gücü kazandırır.


8)Son olarak: Barış; şehit ailelerinin acısını unutarak, suçları yok sayarak ve adaleti siyasi pazarlıklara feda ederek kurulamaz. Gerçek ve kalıcı bir barış ancak şeffaflıkla, adaletle, güçlü bir Meclis iradesiyle ve herkes için geçerli açık kurallarla inşa edilebilir. Türkiye’nin ihtiyacı mevcut iktidarın devam etmesi amacıyla kurulmuş bir ittifak değil; hiçbir annenin bir daha evladını toprağa vermeyeceği, hiçbir yurttaşın kimliği nedeniyle dışlanmayacağı demokratik ve kalıcı bir barıştır.