Yaşamın renklerini gün gün çoğaltırken insanlar...
Bir sabah gizemli bir dokunuşla 'griye' uyanıyorlar nasılsa!..
Çalınan gök kuşağıydı!..
Sonra 'neden yapıldığını anlayamadıkları' renkleri paylaşmak istediklerini söyledi nedensiz 'gri' boyacıları!..
Ürkülerinde boğulmak üzere olduklarını anladılar belki de kimbilir?..
Genci-yaşlısı, çoluk-çocuk dizildiler merdivenlere...
Ellerinde boya kutuları ve fırçalarıyla...
İşe koyuldular, kendilerine ait yaşam alanlarını yeniden yaratmak...
Gök kuşağının çekici renkliliğini evrene yaymak için...
Çığ gibi büyüyen bir çoğunluk; kitlesel bir dayanışmayla büyüdü, büyüdü, büyüdü...
Kazanmışlardı!..
Ve barışı kucaklayan o insanlara...
Sevgiyle kucakladıkları yaşama 'barış' içinde tutunan kalabalıklara...
Dünya Barış Günü'nde 'barışı kutlamayı', alanlarda toplanmayı; elele şarkılar söyleyerek zincir oluşturmayı yasakladılar!..
İyi mi?..
Gözleri vardı gören; yürekleri vardı 'barış' için çarpan!..
İnadına 'barış zinciri' oldular; halka halka!..
X
Ürküyü, tehtidi, fişlenmeyi tribüne sokmaya kalktılar!..
Ne oldu?
'Tribünlerde siyasi slogan olmayacak', 'Siyaseti, eylemi çağrıştıran pankart asılmayacak' dediler!..
Kim uydu?
Kendi yasaklarını, yandaşları deldi; tribüne Mursi atkılarıyla girip, futbol alanında 'Rabia' simgeleriyle tur attılar!..
Onun içindir ki, Çarşı'nın, TT Arena'nın, Şükrü Saraçoğlu'nun...
Ankara'nın, İzmir'in, Adana'nın tribünlerinde 'Her yer Taksim her yer direniş' sloganları daha bir gür çıkıyor!..
Karşıyaka ve Göztepe taraftarları gururla-onurla ulusal marşını da, onuncu yıl marşını da daha anlamlı kılıyor...
Tribün kardeşliği artan dayanışma ile sürüyor...
İnadına!..
Şikenin, dopingin, ayrımcılığın, ithal sporcularla, sözüm ona özerk federasyon yapılarıyla...
Ülkenin henüz adı konulmamış, olmayan ama varmış gibi uygulanmaya çalışılan yapay spor politikalarına; yasakçı anlayışa karşı
'susmayacağız' diyor spor sevdalıları!..
X
Tam şaşırmışken, olup biteni değişik algılarla yorumlamaya çalışırken...
Futbolun içinden ama bizden olmayan bir ses aniden 'sosyalizm' demez mi?
Bak sen şimdi!..
Beşiktaş Teknik Direktörü S. Bilic, takımı Gaziantepspor'u yenip de üçüncü haftayı da lider kapatınca, keyifle konuşurken, 'Sosyalist biri için takımın oyunu ne kadar toplumsal?' diye sorulunca, diyor ki:
'Takım olarak oynuyoruz. Takımın bu8radaki felsefesi 'güç halkındır' felsefesi. Burada fakirler ve zenginler yok. Sınıflar yok. O yüzden sosyalist bir takım yaratıyorum diyebilirim...'
Bak sen Bilic'e!..
Nasıl da durup dururken patlattı bombayı?..
Hani 'spora siyaseti sokturmayız' diyorlardı ya!..
O zaman siyaset spora girer, olur biter!..
Hem de 'bal gibi'olur!..
Yerseniz!..