Bugünlerde tüm terör teşkilatlarına karşı bir yıldırma hareketinin içine girdik. Sınır ötesi hareketin ordu birlikleri ile yapılması doğal, ama ordunun iç güvenlikte kullanılması külliyen yanlış… Siyasi yönden yanlış, toplumların üzerinde oluşturacağı algı ile yanlış, kaybedilecek canlar açısından ve bütçe harcamaları yönü ile de yanlış... İçeride vakti ile bizim oluşturduğumuz polis özel harekat timleri, sivil elbiseler ile sivil araç ve gereçlerle İHA desteği ile mezralarda, yaylalarda, dağlarda gezerek rastladığı terör unsurlarını etkisiz hale getirebilirler. Böyle bir mücadele hükümete kanuna karşı gelenler ile mücadele ediyor görünümünü verir. İç güvenlikte askerin kullanılması halinde ayrılıkçı güçlerle mücadele ediliyor fikrini yaygın hale getirir. Mücadele çok uzun zaman alacağından sorun uluslararasına taşınır ve sonuç aleyhimize olur.
Üç yıl evvel ordu birlikleri ile özel hareket timleri beraber operasyon yaptığında, PKK da büyük kayıp yaşamış ve usta bir manevra ile çözüm sürecini başlatabilmiştir. Aslında içi boş olan çözüm sürecinden beklenenler bütün etnik gruplara verilmiş veya verilecek haklardı. Hükümet de PKK'nın tahkiye yaptığını bilmesine karşı vatandaş nezdinde 'Bunu da denediler' yargısını oluşturmak istemişti. Bu gün özellikle PKK sıkışmış olsa gerek ki tekrar çözüm sürecine sarılmak istemektedir. Hatırlatalım, çözüm sürecinin takviminde, belli bir sürede silahlı unsurların ülkeyi terk etmesi öngörülüyordu. Terk etmek bir yana daha da güçlendiler. PKK çözüm sürecini kendisinin toparlanması, mevzilerini tahkim etmek için istiyordu. Bu istemleri yerine geldi. Artık ülkemizin bir bölümünde kendi kolluk kuvvetlerini kurmuşlar vergi topluyorlar, gençleri askere alıyorlar. Kendi sözde mahkemelerini oluşturmuşlar. Yolları trafiğe kapatıp asayiş kontrolleri yapıyorlar. KCK'nın bu eylemleri Genel Kurmay'ın yapacağı planlamalar ile değil valilerin, polis-jandarma marifeti ile önleyeceği olaylardır. Askeri birlik operasyona gizlice çıkamaz. Araçlar garnizonu terk ederken PKK'nın haberi oluyor.
İnsansız hava araçları ile desteklenecek sivil timler çok kısa zamanda sonuç alınır, otuz yıldır bugün yarın, bahar aylarında kökünü kazıyacağız teraneleri tekrar edilmemiş olur. Bu güne kadar Sınır ötesi operasyonlarda planlama eksikliği olduğu görülüyor.
Kandil ve çevresi 60 bin kilometrekare kadardır. Uçaklara belirli alan koordinatları verilirse, yapıları bu kadar sorti ile o bölgede değil insan, fauna kalmazdı.
Askerlerin operasyon planlamasına Milli Savunma Bakanlığı sivil kökenli kişileri de dahil ederse sortilerin başarısı artar, maliyetleri düşürürüz.
Özetle sınır ötesi operasyonlar askere, iç teki eşkıya takibine Özel Harekat Timlerini koyalım, güvenlikten valileri sorumlu tutalım, bakın nasıl netice alınacak.