Her işin bir eğitimlisi, bir de alaylısı, yani çıraklıktan yetişmiş ustası var!..
El attığı alanda ne yapacağını, nerden başlayıp, nasıl bitireceğini bileni var yani!..
Başladığı işi eline-yüzüne bulaştırmayan...
Görselliğini ortaya koyan; düşünsel ise yaratıcı gücü ile pratiğini birleştirip sunan; becerisini ortaya koyan!..
Bedenselde düşündükleri ile fizik ve kas gücünü birleştirip yoğuran ve ortaya bir emek koyan!..
Kısacası var oğlu var!..
Bu güzelim ülkede her işin bir 'ehli' var anlayacağınız!..
Var olmasına var ama o 'usta'yı kullanacak beyin gücü var mı?
Ya da soruyu, 'Kullanıcı işten anlamıyorsa ne olacak?' diye yöneltelim...
İşte o zaman 'yandı gülüm keten keten helva' derler bizde!.. Anlayacağınız sonradan olma usta helvayı yakar gider!..

X

Türkiye'de bazı işler ne yazık ki, anlatmaya çalıştığımız ölçülerde yürüyor...
Sonunda büyük bir emek gücünün yanında milyonlar, milyarlar havada uçuşsa da böyle sonuçlanıyor ve hiç kimse de dönüp arkasına bakmadan yürüyüp gidiyor!..
Nasıl olsa hesap soran yok!..
Yenisini yerine koyan desen, o da yok!..
Gidene söz var da, geleni alkışlamak, yere göğe sığdıramamak alabildiğine!..
Ne güzel memleket! Daha kim ne ister ki?
Değerler yitip gidiyormuş; kurumlar yerinde saydığı gibi, gelen vuruyor giden vuruyormuş; borç batağında sürünüyormuş kime ne?

X

Anlatmaya çalıştığımız Türk sporunun, futbol takımlarının durumudur!..
Bir politikası olmayan, olmadığı için de spor yüksek okullarından, beden eğitimi bölümlerinden mezun olanların sokaklarda başıboş dolaştığı; iş bulurlarsa 'onurları' ve 'evlerine aç kalmamak adına üç kuruş' götürebilmek adına odacılık yaptıkları, temizlik işlerinde çalıştıkları ülkedir Türkiye!..
Bakınız, spor federasyonlarının tümü özerk gibi görünse de, iktidarın belirlediği başkan ve yöneticilerden oluşur, yani sporla ilgileri yoktur; sporcu kadrolarında büyük bedeller ödenerek yurtdışından getirilip sonradan 'vatandaşlaştırılan' isimler yoğunluktadır; yerli sporcular zaten yeterli desteği (istisnalar ayrı) alamamaktadır!..
Futbol federasyonu ise başlı başına bir özerkliktedir!..
Özel kanunlarla korunan Türk futbolunda ne federasyon ve kurullarına ne de kulüplere yanaşmak, mangal gibi yürek ve cebi doluluk gerektirir!..

X

Yıllardır İzmir'de Altay, Karşıyaka, Göztepe, Bucaspor, Altınordu ve İzmirspor altılısının baş döndürücü trafiğine baktığınızda örneğin farklı bir gelişme yaşadınız mı?
Bu örneği yerele yaymak için verdim; konıuyu genelde tartıştığımızda göremediğimiz değişimi, gelişmeyi elbette yerelde de yaşamamız olanaksız!..
Yetisi olmayan ellerin, diplomaları bulunmayan, 'ustalık' belgesi almayanların yönettiği Türk sporunda ne bireysel alanda ne de kulüpler bazında günübirlik başarıların dışında bir şey beklemek olanaksız ne yazık ki!.. Üstelik milyonlarca euro ve doların sokağa dökülürcesine aktığı şu dönemde!..
Bunları düşünürken bakıyorum gazete manşetlerine!..
Türkiye baskılarında, 'Şenol Güneş'in istifası bomba etkisi yarattı!..', 'Ertuğrul gözyaşlarıyla veda etti...' diyor!..
Yerelde ise, 'Buval Göztepe'ye oynamadan 1.2 milyona maloldu', 'Robak Karşıyaka'ya gol sözü verdi' yazıyor!...
Yanarım yanarım da...
Ben bu ülkenin yitip giden değerlerine yanarım!..