Bir süredir geçirdiğim üst solunum yolları enfeksiyonu nedeniyle yazılarıma kısa bir ara vermek zorunda kaldım. Uğraştığım ve araştırdığım diğer konuların yanı sıra bu hafta sonunu bilgisayarlardaki arama motorlarında gezinti yaparak geçirdim. Can sıkıntısından olsa gerek; bilgisayar başında geçirdiğim saatler boyunca elde ettiğim bazı ansiklopedik bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Arama motorlarındaki birçok ansiklopedik bilginin tashihe muhtaç olduğunu düşünsem de yine burada yer alan bilgilerin pratik hayatımızı kolaylaştıracak pek çok faydayı içerdiğini söyleyebilirim.
Değerli Egedesonsöz okurları... Atmosfere verilen gazların sera etkisi yaratması sonucunda dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklarında belirlenen artışa 'küresel ısınma' deniyormuş. Neden küresel ısınmaya atmosfere verilen sera gazları bu kadar etki yapıyor, gerçekten çok ilginç? Efendim; çünkü karbondioksit, su buharı, metan gibi bazı gazlar, güneşten gelen radyasyonun bir yandan dış uzaya yansımasını engelliyormuş, diğer yandan da bu radyasyondaki ısıyı soğurarak yer küremizi fazla ısıtıyormuş. Lafı fazla uzatmadan; küresel ısınma aslında atmosfere salınan sera gazları neticesinde ortaya çıkıyormuş. Eh, tabi bunun doğal bir sonucu olarak yerküremizin ortalama sıcaklık değerleri günden güne artıyormuş. Radyasyondaki ısının bu şekilde soğurulmasının en önemli aktörleri aslında sanayileşmiş ülkeler ve onların sanayi tesislerinin atmosferimize saldığı zehirli gazlar... Ozon tabakasındaki yırtılmanın temel nedeni aslında buymuş.
Limon ve yararları konusunda da bir hayli bilgi edindim. Uzmanlara göre limon, vücuda güç vererek, sindirimi kolaylaştırıyormuş. Yağ yakıcı özelliği sayesinde damar sertliği ve tıkanıklığını önlüyormuş. Ortalama olarak günde bir adet limon tüketmek sağlık açısından çok yararlıymış. Rahatlatıcı etkisiyle vücuttaki ağrıları hafifleten limon, ateşi ve tansiyonu da düşürüyormuş. Bununla birlikte limon kansızlığa karşı da çok etkili bir ilaçmış. Uzun araştırmalar sonucunda limon eğer fazla tüketilirse diş etlerinde kanamaya yol açıp, ülser ve gastrit etkeni olabiliyormuş.
Yapraklarının insan sağlığına çok iyi geldiği söylenen Çınar Ağacı ile ilgili olarak elde ettiğim bilgiler ise şunlar... Anavatanı Kuzey Amerika, Avrupa'nın doğusu ve Asya imiş. Zaman içerisinde Türkiye'de de yaygın olarak yetiştirilmiş.Isıya çok duyarlı olan çınar ağacı, hızlı büyür ve çok uzun ömürlü olurmuş. Nitekim yaşlı çınarlar, zamanla içleri çürüyüp, boşaldığı halde yaşamlarını sürdürmeye devam ederlermiş. Israrla sürdürdükleri bu yaşam inadı ve tanen içeren kabukları sayesinde özellikle çınar yaprakları kabız yapıcı ve ateş düşürücü olarak eczacılık sektöründe antiseptik olarak da kullanılmaktaymış. Nispi olarak Türkiye'de en fazla görülen çeşidi platanus oriantalis (doğu çınarı) imiş...Bu türün gövde ve dalları açık gri veya yeşilimsi gri renkliymiş. Arama motorumuzdaki bilgilere göre; yaşlı gövdelerin kabukları, diğer türlerinkine nazaran daha küçük levhalar halinde kalkar ve yavaş dökülürlermiş...
Şarap konusuna gelince... Leziz Bordo (Bordeaux) Şarapları, aslında 1855'den beri dünyanın gündeminde... Issız ve engin Bordo yöresinin Atlantik rüzgarlarıyla savrulan bağlarından elde edilen
karışım yaklaşık yüzelli yıldan bu yana damak tadımızın vazgeçilmezi.Klafikasyon açısından Napolyon döneminden bu yana özelliğini hiç bozmayan Bordo şarapları o dönemden beri hep 'grand cru' yani dünyanın en iyisi olmuşlar.Lakin ılıman iklimi ,uygun toprak koşulları ve Bordo şehrinin batısında yer alan çam ormanlarının Atlantik okyanusundan gelen rüzgara karşı sağladığı doğal korumanın bir benzeri başak yerlerde de oluşturulabilirse benzer kıvamları elde etmek mümkün olabiliyormuş.Armonisi, zarafeti, yıllandıkça damağı bir ipek gibi okşayan kıvamlarıyla Bordo şarapları rakipleri bir hayli fazla olsa da yine de efsane olmaya devam ediyor.Reflüsü olanların fazla tüketmemeleri gerektiğini uzmanlar belirtmeden edemiyorlar.Israrla tüketilirse bir süre sonra alışkanlık yapıp başka markalara nazar edilmiyormuş.Ne diyeyim; ara sıra şarap tüketen birisi olarak bu bilgiler bana bir hayli önemli geldi.
Aslında Türkiye'nin gündemi bir hayli yoğun ve yüklü iken ,analiz edilmesi gereken onca sorun var iken bu yazıda sizlerle paylaştığım bilgileri gereksiz bulabilirsiniz.Doğru olabilir ama her yazıda bir kıssa her kıssa da bir hisse vardır.İlhan Selçuk, 12 Mart Ziverbey işkence hanesinde işkence görürken işkence altında olduğunu Türkiye kamuoyuna bir türlü duyurabilmişti.Kanımca onun yapmış olduğu deneme bu türün en özgün örneklerinden birisini oluşturuyordu.Kolay bir şey değildi denediği.Ama çok başarılı olmuştu.Tabii anlayana...