İki bin yıllık geçmişi ile Türkistan toprakları, dünyanın en önemli köklü medeniyetine ev sahipliği yapmıştır. ’¶ Batıda Hazar Denizi ve Ural Dağlarının güney kısmına, kuzeyde Sibirya’’ya, Güneyde İran, Afganistan ve Tibet’’e, doğuda Çin ve Moğolistan’’a sınır olan Türkistan, Türkiye’’nin 3 katı yüzölçümüne sahiptir.
Geçmişte Türkistan, Rusya ve Çin tarafından ikiye bölünmüştür. Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan ve Türkmenistan’’dan oluşan Batı Türkistan; iki asırdır Çinin esaretinde bulunan Doğu Türkistan.
Rusya ve Çin’’in bu bölgeden ne pahasına olursa olsun vazgeçmeme tutkusunun ardında, bölgenin stratejik konumunun yanı sıra, sahip olduğu zengin yeraltı rezervleri de büyük rol oynamaktadır. Batı Türkistan’’daki Türk Devletleri Rusya için, Doğu Türkistan ise Çin için kaybedilmemesi gereken önemli birer hammadde kaynağıdırlar.
Tarihi M.Ö. 200’’lü yıllara (Göktürkler ve Hunlar dönemine) kadar dayanan Türkistan toprakları, tarihin ilk dönemlerinden beri Türklerin Anayurdu, bin yıldan beri de İslam toprağıdır.
Araştırmacılar tarafından tarihin ilk medeniyet merkezlerinden biri olduğu belirtilen Doğu Türkistan, jeo-stratejik konumu itibarı ile batı ve doğu kültürlerinin kaynaştığı bir alan olmuştur. Bu topraklarda doğan Karahanlılar, Gazneliler, Harzemşahlılar, Selçuklular, Saidiler devletler kurup, Türk-İslam uygarlığının en güzele örneklerini vermiş ve insanlığa büyük hizmetlerde bulunmuşlardır.
Mahmut Gaznevi, Abdülkerim Satuk Buğra, Timur, Selçuk Bey, Babür Şah, Melikşah gibi büyük devlet adamları; İmam Buhari, İmam Tırmizi, İbn-i Sina, Ebu Nasrin Farabi, Fergani, Zimanşeri, Sekkaki, Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Hacib, Ahmet Yüknek gibi dünya tarihine kültür hazineleri bırakan ilim ve din adamları bu toprakların çocuklarıdır.
Ayrıca Doğu Türkistan (Şincan-Çince yeni topraklar demektir) Çin’’de tüketilen petrollerin %15’’ini karşılıyor, yılda 23 milyar metreküplük doğalgaz üretiyor. Çin’’in kömür ihtiyacının %40’’ını karşılıyor. 2008 Şubat’’ında jeologlar, ülkenin en büyük uranyum yatağını buldular. Doğu Türkistan resmi kaynaklara göre 138 çeşit maden filizine yataklık ediyor. Dünyanın en büyük nükleer deneme alanı (Lop-nor) bu bölgededir. (100.000 km2) Nükleer fizik araştırmaları yapan ve saklı bir nükleer merkez olarak kullanılan Malan şehri de Doğu Türkistan’’dadır.
Petrol ve doğalgaz için Irak’’ta 2 milyon insanın yok edildiği, madenleri için açlık ve iç savaşlar ile kan gölüne çevrilen Güney Afrika’’nın olduğu bu dünyada, böyle bir hazineyi ne Çin elinden kaçırmak ister, ne A.B.D. ve A.B. ve de ne Rusya burayı kaşımaktan-karıştırmaktan vazgeçer.
Peki, tüm bu servetlerin esas sahibi Türklerin durumu ne olacaktır?İşte en büyük şanssızlık burada. Yani mal sahibinin soy olarak Türk, din olarak Müslüman olması. Katolik veya Ortodoks olsalardı bakın dünya nasıl ayağa kalkardı. Ama Türk ve Müslüman isen, senin kanın da, malın da bunlara helaldir.

Ne yapılmalı?
Türkiye Uygur Türkleri ile Çin arasında köprü olabilmeli, Çin’’e de Türk kardeşlerine de itidal tavsiye etmeli. Çin’’e; ’“sen büyük bir devletsin. Batı’’nın provokasyonlarına gelme, tarihe soykırımcı olarak geçme’”, Uygur Türklerine de ’“kimsenin oyununa gelmeyin’” diyebilmeli. ’“Kardeşçe geçinin, madeninizi petrolünüzü çıkarın, işletin, satın, zengin olun. Türk’’ün kanı akmasın, karnı doysun, inancını özgürce yaşasın, Çin’’in de başı entrikalar ile ağrıyıp durmasın demeli’”, dediğine Uygur Türkleri’’ni ve Pekin’’i inandırabilmelidir.
Fakat, Kerkük’’e sahip çıkamamış, PKK’’yı hala bitirememiş, Irak’’a yapılan her türlü pislikte ülkesini üs olarak kullandırmış, Afganistan’’da emperyalizm ile beraber hareket eden ülkemizin başbakanının sözünü dinleyecek kimse kaldı mı acaba?
Yazık, yine Uygur Türk’’ünün kanı akacak, hem katledilecek, hem de sürülecekler.
Bizler yaşlı gözler ile beddualar edeceğiz.
Çapsız, bilgisiz, vizyonsuz siyasetçilerin elinde nereden nereye geldik. Hayırlısı.