Dün Sayın Başbakan üstü kapalı olarak ülkenin yıllarını heba eden kişinin Demirel olduğunu söyledi. Keskin ve köşeli bu söylem ne kadar doğru bakılmaya değer doğrusu.
Kendisine barajlar kralı olarak seslenildiğinde, memnuniyetinin ölçülemez olduğunu ifade etmişti. Tabi bu lakap kendisinin D.S.İ genel müdürü olduğu devrelere verilebilmesi gerekir. Demokrat parti D.S.İ bütçesine ağırlık vermiş, oda bir elin parmakları kadar olan baraj sayısına bir o kadar daha eklemiştir.
Demirel'in Başbakan olduktan sonra ülkeyi yönetim zafiyetine soktuğu inkar edilemez. İşçiler çalışmakta oldukları fabrikaların tezgah ve tesislerini kırdılar, zarar verdiler. Öğrenciler her gün protestolar altında öğrenime devam eder durumda, buna çare arayacağına protesto için yürüyüş yapanlara 'yollar yürümekle aşınmaz' diyerek ülkeyi 1971 askeri darbe noktasına getirdi.
Partisi içinde Mason-Milliyetçi tartışması çıktığında tarafları birer adım yaklaştıracağına masonların tarafını tutarak partisinden milliyetçilerin uzaklaşmasına yol açtı.
70li yıllarda her ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak için koalisyon ortakları ile ülkenin borç batağına girmesi, milletin iki haneli enflasyon ile tanışmasına yol açtı. Düşük kalkınma hızı ile 1959 da Yunanistan, İspanya, Portekiz'den daha yüksek bir fert başına düşen milli gelirimiz varken,1980'e gelindiğinde bu ülkelerin fersah, fersah gerisinde kalmamız hep Demirel döneminde olmuştur. 1980'e gelindiğinde askerlerin verdiği muhtırayı Meclise verilmiş bir muhtıradır, Meclis gereğini yapsın diye açıklama garabetini göstermiştir. Bu muhtıradan sonra her gün ihtilal beklentisi büyürken orduya siz ne yapıyorsunuz diyemedi, ve 12 Eylül darbesiyle de şapkasını alıp gitti. 1991'de Türlü vaatlerle 1.parti olduktan sonra kurduğu koalisyonlar ekonomimizi 1994 krizine sokmuştur.
Cumhurbaşkanı olduktan sonra merhum Erbakan'la eski çekişmesinden dolayı 1997'de ki darbeyi önlemesi gerekirken önlemedi. 70'li ve 90 'lı yıllarda hep vitrinde olmuş ama bu iki döneme toplu baktığımızda ülkenin yıllarının kaybolmuş olduğunu görüyoruz.
Bu dönemlere baktığımızda enflasyon tek haneliyken bazen iki bazen üç haneli olmuş, ekonomik büyüme cumhuriyet ortalamasının neredeyse yarısı seviyesine gerilemiş, borçlar bütçe büyüklüğünü aşmış, dış ticaret bütün komşu ülkelerden daha yavaş büyümüş, akrabayı taallukatının devleti ve milleti soymasına seyirci kalmış. Bu gerçekler inkar edilebilir mi?
Bu kadar olumsuzlukları ülkeye yaşatan kişi için söylenecek kelime heba edilen yıllarımızın baş aktörü şeklinde olabilir Sayın Erdoğan da bunu seçim meydanlarında dillendirmiş. Bana göre de iyi etmiş.