AK Parti'nin 'Gündoğdu' mitinginden sonra Türkiye'de genel seçimin başkenti belli oldu. Başbakan Erdoğan'ın 'sonucunu merakle bekliyorum' dediği İzmir. Kılıçdaroğlu rotasını değiştirirken Bahçeli daha önce salon toplantısı ve ilçe mitingleriyle yetindiği İzmir'de de meydana çıkma kararı aldı. DSP'nin meydanı boşaltmasını fırsat bilip kararını değiştirdi ya da…
Bahçeli'nin kararı da önemli, Kılıçdaroğlu'nun rotasını değiştirmesi de…
Başbakan Erdoğan'ın kabineden iki bakan gönderip 40'a yakın projeyle adeta ablukaya aldığı, kafaları karıştırdığı İzmir'de Gündoğdu Meydanı'nda 200 bine yakın kişiye hitap etmesi yerel iktidar CHP kadar MHP'nin de dikkatinden kaçmadı.
Dünkü yazıda İzmir'in siyasi zemini kayıyor mu, iktidara doğru bir meyil mi başladı sorusunu sorduk. Önceki yazılarda da AK Parti'nin projelerle İzmir'de seçimi istediği alana çektiğini vurguladık. Bugün ortaya çıkan detaylara bakınca bu sorunun ya da yorumlarımızın çok da haksız olmadığını anlıyoruz.
Bahçeli'nin Gündoğdu Meydanı'na çıkması, Kılıçdaroğlu'nun Manisa mitingi öncesi yarım günlük İzmir programı yapması, AK Parti'nin güçlü olduğu Buca ve Kemalpaşa'da mini mitingler tertiplemesi boşa değil.
Başbakan Erdoğan'ın Gündoğdu zaferinden sonra katıldığı 32. Gün Programı'nda İzmir mitinginin altını bilhassa kalın bir şekilde çizmesi de siyaset kazanının altına birkaç odunun atılmasına neden olmuştur.
Kazan kaynıyor. Hem de fokur fokur.
İzmir satrancında hamle üstüne hamle yapılıyor.
Projeler havada uçuşuyor. Antik limandan, Karaburun-Çeşme Boğazı'na, körfeze hem raylı sistem için hem karayolu ulaşımı için batarlı köprü projesi, Konak-Çankaya-Basmane'nin yer altından Mürsel Paşa'ya tünelle bağlanması gibi uzun soluklu ama kentin ihtiyacı projelere karşın CHP de hamle yapıyor. Seçim beyannamesinde sadece Tayland Modeli ile sağlık kenti İzmir projesini açıklayan CHP, AK Parti'nin 40'a yakın proje açıklamasından sonra Büyükşehir üzerinden karşı atağa geçti.
Başkan Kocaoğlu'nun önderliğinde Büyük Körfez Projesi, Tramvay Projeleri, Kentsel Dönüşüm Hamleleri, temiz enerji, tasarım kenti gibi projeler açıklayan hatta Karaburun-Çeşme Kanalı'na alternatif olarak Kocaoğlu üzerinden Seferihisar Sığacık-Güzelbahçe arasına denizden kanal fikrini ortaya atan CHP, AK Parti'nin 'çılgın' projelerine yanıt vermeye çalışıyor.
Sonuçta İzmir'de genel seçimden ziyade yerel seçim havası hakim oluyor sokağa…
Devletin imkanlarıyla yapılacak otoyollar, hızlı trenler, limanlar, deniz kanalları, 150 bin yakın gecekondunun yenilenmesi, dev şehir hastaneleri gibi kent ve kentli için önemli projelere karşın CHP de hakim olduğu yerel yönetimler eliyle onlara yakın projeler açıklamaya çalışıyor.
Bir yandan halkın sorunlarını öne çıkaran, yoksulluk ekseninde politikalar üreten genel merkez, bir yandan AK Parti'ye yanıt vermek için gündeme getirilen kent projeleri…
CHP iki koldan, iki dilden seçim hazırlığı yapıyor.
İl örgütü de beklenenin üzerinde bir çaba içinde…
İlçe belediye başkanlarını, kendi ilçeleri dışında AK Parti'ye yakın köylere gönderen İl Danışma Kurulu, Bayındır'a özel önlem alarak, Gaziemir, Torbalı ve Menderes Belediye Başkanlarını Bayındır'a salıyor. Köylerin sorunlarıyla ilgilenen CHP'li başkanlar, partileri için canhıraş bir çalışma sergiliyor.
Aziz Başkan da boş durmuyor tabi ki…
Önceki gün Karaburun'daydı. İlçe ilçe, köy köy dolaşarak İzmir kalesinin burçlarını korumaya çalışıyor Aziz Başkan.
Tabi ki Yeni CHP'nin varoşlarda/köylerde ses getiren söylemlerinden bazılarının merkezlerde homurtuya neden olduğu da bir realite…
Merkezdeki Ulusalcı-Kemalist yapının tepkisinin sandığa yansımasını beklemeyen CHP, en azından 2009 yerel seçimlerinde elde edilen yüzde 49'luk il genel meclisi sonuçlarına ulaşmayı hedefliyor. Gündoğdu Mitingi ile dikkatleri üzerine toplayan AK Parti ise Kordon'daki üstünlüğü kentin civar ilçelerinde de kurmanın peşinde.
Tabi ki buna en büyük engel İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu…
Başta arıtma tesisleri ve çok amaçlı spor salonları olmak üzere ova yollarının bile asfaltlanması gibi projelerle metropole sonradan bağlanan ilçelerde CHP'nin en önemli gücü olan Kocaoğlu'nun üretici üzerindeki etkisini kırmak için İstanbul ve Ankara'dan takviye kuvvet alan AK Parti, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ı bile İzmir'de oyuna sürüyor.
Bayındırlı üreticiden çiçek, Tireli köylüden süt, Ödemiş'ten fidan, Karaburun'dan nergis, Urla'dan zeytinyağı alarak üretici dostu Başkan profili çizen Kocaoğlu'nun elinden bu kesimi almak isteyen, başka bir deyişle CHP'yi temsil eden Kocaoğlu ile çiftçi kesimi arasına mesafe koymaya çalışan AK Parti son kozlarını oynuyor İzmir'de.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bir süredir Kocaoğlu gibi sözleşmeli tarım modeliyle alım yaptığı Bayındır'da seçime 3 gün kala sözleşme yenilemesi de bu yüzden…
*
CHP'nin köylerine yönelik 3 belediye başkanıyla çıkarma yaptığı Bayındır'a AK Parti, elindeki en büyük belediye olan İstanbul ile karşılık veriyor.
Aziz Başkan'a 'Sen 3 milyon çiçek alıyorsan, biz 10 milyon alıyoruz' diyor.
Aynı şekilde Ödemiş'teki fidancılar üzerinde de baskı unsuru yaratmayı amaçlayan AK Parti, çiftçi kesimi üzerindeki siyasi rekabeti kızıştırıyor.
Türkiye genelinde sonucu Başbakan Erdoğan tarafından da merakla beklenen mücadele İzmir'de gerçekleşecek 12 Haziran akşamı…
İzmir'de de Bayındır'da…
Bakalım çiftçi kesimi üzerinde kim daha güçlü bir hakimiyet kuracak.
Bayındır'ın AK Parti'li başkan tarafından yönetilmesi yanlış yorumlanmasın. Köyler ve kapatılan beldelerle birlikte Bayındır'da Aziz Başkan'a çıkan oy 10 bin CHP adayı Eski Anaplı Alaattin Çapuk'a çıkan oy 4 bin civarında kalmıştı 2009 yerel seçiminde…
AK Parti'nin MHP kökenli adayı Kertiş, sadece 3-5 oy farkla ipi göğüslemişti.
*
AK Parti'nin Kadir Topbaş'ı sahneye çıkarması 'siyasi etiğe' ve de seçim yasaklarına aykırı bulunuyor. Kılıçdaroğlu'nun sırf bu yüzden Buca'daki pazaryeri açılışından vazgeçtiği dile getiriliyor. (Başka bir iddia da Pazar yerinin ruhsatsız olması)
MHP'nin CHP'nin ulusalcı yapısından oy almaya devam ettiği yorumları yapılıyor.
İzmir'de AK Parti'ye asla oy vermem' diyen yüzde 35'lik bir kitlenin hala varlığını koruduğu ortaya çıkıyor. Gerçi önceki seçimlere bakarak bu oranın yüzde 60'lardan 35'lere düştüğü de vurgulanıyor.
MHP'nin de ciddi anlamda yükselişe geçtiği ifade edilen İzmir'de herkes seçime etki eden iç ve dış faktörlerden yola çıkarak tahmin üzerine tahmin yapıyor. Ve İzmir'deki siyasi zeminin hala bir miktar oynak olduğu kabul ediliyor. Bir hafta öncesine kadar yüzde 11'lik kararsız kitlenin olduğu İzmir'de tüm hesaplar belki de bu kesime yönelik yapılıyor.
Cumhuriyet Güçbirliği adaylarının CHP'den BDP destekli adayların AKP'den oy çaldığı yorumlarını da unutmamak lazım tabi ki.
*
Bir anda Türkiye'de seçimin başkenti olan İzmir'in siyasal zeminindeki olası kaymaları ve sonuca etkisini yorumlamaya devam edeceğiz. Şimdilik bu kadar.