AKP İktidarının uyguladığı ’“Değerli TL’” ve ’“Sıcak Para’” uygulaması, Türkiye’’nin devamlı olarak soyulması ve sürekli bir şekilde borcumuzun artması demektir.’¶

AKP, uluslararası para baronlarının baskısına dayanamayarak, göz göre göre Türk insanının soyulup soğana çevrilmesine izin verdi, hala vermeye devam ediyor. AKP’’nin iktidara geldiği zaman Türkiye’’de bulunan sıcak para miktarı 8,2 Milyar Dolardı. Şimdi bu sıcak para miktarı 120 Milyar Doları buldu.

Türkiye’’de olan şudur;
Aşırı spekülatif sermaye girişi TL’’nin değerini (yapay olarak) yükseltiyor, paramız ’“değerli para’” oluyor. Cari açık veriyoruz. Sonra, bu açığı kapatmak için fabrikalarımızı, altyapımızı, bankalarımızı, kıymetli şirketlerimizi satıyoruz. Dışarıdan hem devlet olarak hem de özel sektör olarak borçlanıyoruz. Türkiye çalışıyor, büyüme sağlıyor ancak kaynaklarımız kar ve faiz olarak zengin ülkelere gidiyor. Türkiye çalışıyor fakir kalıyoruz, emperyalist ülkeler çalışmadan zenginleşiyorlar.

Türkiye’’nin sıcak para ile nasıl soyulduğunu şu rakamlı örnekle anlatalım;
Borsaya geçen yıl(2009) Aralık ayında gelen sıcak para, doları 1.52’’den bozdurdu. Geçen bu sürede, yüzde 60 kar elde etti. Bu sene de 1.40-1.45’’ten dolar alıp ikinci defa kazanıp öyle dışarı çıkıyor.
Değerli İktisatçı Prof. Dr. Esfender Korkmaz, düşük kur-cari açık ilişkisini şöyle yorumluyor;
Parası değerli olan ülkelerin ödemeler dengesi bozulur. Rekabet güçleri düşer. Cari açık verirler. Türkiye’’de olan da budur.
AKP iktidara geldiğinde Türkiye’’nin cari açığı sadece 0.6 Milyar Dolar yani 1 Milyar Doların altında iken, bu yıl 40 Milyar Doları geçmiş bulunuyor. AKP İktidarında şimdiye kadar 2010 yılı dahil, 180 Milyar Dolar cari açık verdik.

Bu açığı borçla ve varlık satışlarımızla karşıladık.
Borçlara faiz ödüyoruz, yine kaynak dışarı çıkıyor. Varlık satışları nedeniyle de kar, dışarıya kaçıyor. Yani her şey dönüp dolaşıp cari açığa yansıyor. Düşük kur sanayicimizi ithalatçı yapmıştır. Sanayici artık üretmiyor, borsada oynuyor, faizle yaşamaya çalışıyor. İhracat, rekabet edemediğinden gelişemiyor. AKP Hükümeti değerli TL’’nin getirdiği geçici canlanmayı, seçim stratejisi olarak kullanıyor. Türkiye aşırı değerlenmiş TL ile geleceğini tüketiyor. Türkiye dış borçlarını aksatmadan ödese bile, her yıl 10 Milyar Dolar faiz ve kar çıkışı olacaktır. Yani çocuklarımızın geleceğini bugünden tüketmiş oluyoruz.
Değerli TL düzeni Türkiye’’yi soyma planıdır. Değerli parayı savunanlar, bu soyguna ortaktırlar.
Peki, bu soygun düzenini AKP Hükümeti niçin devam ettiriyor?
Başbakan Erdoğan, partisinin iktidar olması için aldığı uluslararası desteğin karşılığını ödüyor, çocuklarının düğün takılarından ödese mesele yok, fakat bu korkunç bedeli Türk Milletine ödetiyor. Zavallı milletin hiçbir şeyden haberi yok!..
Türk Milletini uyandıracak, ona gerçekleri anlatacak iş dünyası ne yapıyor?
Bir kısmı bu soygun düzeninde para ile para kazanmaya devam ediyor ve doğal olarak konuşmuyor. Diğer kısmı ise korkmuş ve sinmiş durumdalar.
Sinan Aygün ve Murat Yalçıntaş’’tan sonra TOBB Başkanının da sesinin kesilmesi ile kimse konuşamıyor. Konuşanın üstüne önce vergi inceleme memurları, sonra da cemaatin polisleri terör estirmeye başlıyorlar.
Bu ’“Faşist’” uygulamaya en son örnek, Numan Kurtulmuş ile beraber Saadet Partisinden ayrılan 41 İl Başkanının 41 ine birden vergi incelemesi başlatılmasıdır. Tam bir devlet terörü. Tüm bu yapılanların ’“Yüce Divanlık’” suç olduğunu biz biliyoruz, yapanlar da biliyor ama, gözlerini kan bürümüş, inanın bunların sonları ibretlik olacak..
Halkı bilinçlendirmesi gereken Üniversiteler ise, YÖK’’e tam teslim olmuş durumdalar. Ağızlar var, dilleri yok. Hepsi ’“sus’” olmuşlar. Hiç olmazsa birer
’“Mim Sanatçısı’” olabilseler.
Bu boyuttaki cari açık ve aşırı borçlanma yarın Kıbrıs konusunda, öbür gün Ermeni meselesinde karşımıza çıkarılıp, Türkiye’’ye dayatılacaktır.
Yapılması gereken süratle gerçekçi kura geçilmesi, kısa vadeli spekülatif sermaye hareketlerine mutlaka denetim-vergi- kontrollerin getirilmesidir. Aynı zamanda, Türkiye’’nin süratle yeniden ’“yatırım iklimi’” şartlarını oluşturması ve sanayileşmeye, yatırıma ve büyümeye yönelmesidir. Çünkü bu gidişin sonu felakettir. Bile bile bu durumu sürdürmek, tedbir almamak ve bu mali yükü gelecek iktidara ve Türk Milletinin sırtına bırakmak, ihanetin ekonomik olarak tarifidir.
Tüm bunlar yapılırken olmazsa olmaz şart ise ’“Hukuk Üstünlüğü’” ilkesinin Türkiye’’nin her yerinde geçerli olmasıdır. Eğer bir ülkede hukuk üstünlüğü, yargı bağımsızlığı yoksa dağlar kadar servetiniz olsa bir gecede elinizden alırlar. Başbakan Erdoğan’’ın ve şimdilerde hür dünyanın çok beğendiği Libya bu konuda çok ilginç örneklerle doludur. Bu sebepten hiç kimse ülke siyasetine mesafeli duramaz. Demokratik rejimin nimetlerini kullanıp, ülkesinin başına bela olan nice diktatörler görüldü yakın tarihte. Siz siyasetle uğraşmamayı seçebilirsiniz ama, siyaset sizinle uğraşmaktan asla vazgeçmez. Gelir sizi, ithalat politikasıyla vurur, sıcak para- düşük kur ile sizi perişan eder, pahalı tarım girdisiyle sizi tarlanızda batırır, yatırım olmayan bir ortamda sizi işsizlikle baş başa bırakır, aç kalmanıza sebep olur...
Siyaset ve ülke yönetimi, bisküvi veya sucuk ticareti yaparak, karkas et satarak öğrenilecek kadar basit bir iş değildir. Millet olarak, bizi yönetecek kişileri çok dikkatli olarak seçmezsek ve bu konuda etkili olmazsak, başımıza öyle birileri gelir ki, yarınımızdan emin olamayız. Farkında olmadan hayat tarzımız çalınır, kendimizi ortaçağ karanlığında buluruz’… (Prof. Dr. Cihan Dura Beyefendiye teşekkür ederim)

Not: 02 Kasım Salı günü AKP Grup toplantısında Başbakan Erdoğan, Körfez Geçiş Projesinde 7 yıllık süreyi nasıl 5 yıla indirdiğini gururla anlattı. Yapılacak köprünün de 5 yıllık süresini 3 yıla indirdiğini de açıkladı. Yani konsorsiyuma işletme süresi olarak, ekstradan 2 yıl daha verildiğini kendi ağzından doğruladı.
Yapılacak köprü ile ilgili yanık kokuları her tarafı sardı bile. İlk İhaleyi kaybeden bir firma var. Cengiz İnşaat. İhaleyi kaybettiği halde temel atma töreninde idi. Eskiden Mesut Yılmaz’’ın kankasıydı şimdi Başbakan Erdoğan’’ın cankuşu. Çinli ortağıyla birlikte Cengiz İnşaatın köprü yapımını üstleneceği Ankara’’da günün konusu haline gelmiş. Daha başlamadan dört dörtlük bir Yüce Divan dosyası daha gelmek üzere. Takipteyiz’…