Benim yıllardır yapmak istediğim çalışmayı Fenerbahçe Kulübü yapmış. Ellerine sağlık.
Bugüne kadar hep yuvarlıyorduk, ’“Spor basını, bu transfer sezonunda Fener'e yine 50 futbolcu alır’” diye...’¶

Meğer bizim aklımızdan geçen rakam, devede kulakmış. 20 Şubat 2010'dan 1 Eylül 2010 tarihine kadar spor sayfalarında, Fenerbahçe'ye tam 265 futbolcu transfer edilmiş!
Yazılanlardan kaçı alınmış?Sadece 6'sı...
Yani 259 hayali transfer...
Meslektaşlarıma söylüyorum: Madem transferde atacaksınız, bari desteksiz atmasaydınız da spor basını böyle madara olmasaydı!
Toplam192 günde 265 futbolcu... Diğer bir deyişle iki günde üç futbolcu transfer edilmiş ortalama.
İnter, Barcelona, Milan arasında gidip gelen İbrahimoviç gibi Türk parasıyla alınamayacak oyunculara bile Fenerbahçe forması giydirildi.
Hatta birisi, gerçekleşmeyen Gallas'ın transferiyle ilgili olarak, ’“Gallas'ın geleceğini önce biz yazdık’” diye övüne övüne bir hal oldu.
Luis Fabiano, Robinho, Trezegut de Fenerbahçeli oldu! Daha kimler, kimler...
İsmi cismi duyulmamış futbolcuların da 265 kişilik dev listede yazılı olduğunu gördük.
Olacak şey değil ama bu sadece Türk basınına özgü bir şey olsa gerek.
Ben de spor muhabirliğinden, müdürlüğünden, yazarlığından gelme bir gazeteciyim. Bu ciddiyetsizliğin, bu transfer hovardalığının nereden kaynaklandığını iyi bilirim.
Birincisi, gazetenin yöneticileri... Transfer haberlerinin tiraj kazandırdığına inanır. Yalan da olsa yazılmasını isterler. ’“Bak falanca gazete, Galatasaray'a falanca futbolcuyu transfer etmiş. Hani bizde?’” diye fırça atmayı görev bilen yöneticiler gördüm.
Okuyucuyu kandırmak gazetecilik ahlakıyla bağdaşmaz ama zamanla bu durum alışkanlık, hatta etik hale dönüştürülür.
İkincisi menecerler.... Bazı futbolcuları bir yere göndermek için yırtınırlar, gazeteleri kullanırlar. Gazeteler de kendilerini kullandırır maaselef.
Şu Sercan Yıldırım, Fenerbahçe'ye mi gitmedi, Galatasaray'a, Beşiktaş'a mı gitmedi?Hatırlayın, Avrupa'ya bile transfer edildi!
Yani Sercan Yıldırım'ın meneceri, milli futbolcuyu bir türlü pazarlayamadı. Hala Bursaspor'da oynuyor.
Onun gibi onlarca futbolcu örneği verilebilir.
Bazı antrenörler vardır, sevilir, ağzı laf yapar, haber kaynağıdır. Yani gazetede çıkmaya bayılan tipler.
Hangi kulüp antrenör arıyorsa, o kulübün görüştüğü antrenörler arasında dost antrenörün adı mutlaka vardır.
Hayatının 25 yılını spor servislerinde geçirmiş biri olarak bu durumdan büyük üzüntü duyuyorum.
Gazetelerin genetiğiyle oynandığı bir dönemde spor servisleri de bu yalan rüzgarına kapıldı ne yazık ki.
Spor gazeteciliği giderek güvenirliğini kaybediyor.
Birileri bu kötü gidişe dur demeli ama kim ’“dur’” diyecek?
Patronlar mı, spor müdürleri mi, genel yayın yönetmenleri mi?Yoksa okuyucular mı?
Hiçbiri... Çünkü yazan memnun, okuyan memnun.