Çok emin değilim ama yıllar geçtikçe siyasetin rengi değiştiği gibi, siyaset yapan kişiler ile siyasileri dinleyen halkın yapısı da size göre de değişti mi bilmiyorum ama, ben son gelişmelerden pek memnun değilim. Bu gelişmeler üstelik olumlu yönde de değil, tam tersine olumsuz yönde bir görünüm arzetmeye başladı şimdiden...
Seçimler nedeniyle sık sık siyasi parti liderlerinin televizyon ve radyo konuşmalarına tanık oluyorum. Bu kişilerin topluma verdiği mesajları dinliyorum, halka ne şekilde hitap ettiklerine dikkat ediyorum. İnsanların neden bu kişileri alkışladıklarını anlamaya çalışıyorum. Sonra bütün bu konuda bir değerlendirme yaptığım da, kendimi birden uzaylı gibi hissetmeye başlıyorum. Ya da bir dönem Türkiye'de yaşamış, aradan yıllar geçmiş ve tekrardan ülkeme döndüğümde gördüğüm 'insan manzaralarını' hayretler içerisinde izleyorum. Anlam veremiyorum siyasi parti liderlerinin konuşmalarına…

Bundan çok eski değil yaklaşık 10-15 yıl önce ülkemizi yönetmeye talip olan kişilerin konuşmaları ve duruşlarının ne kadar değiştiğinin sizler de farkında mısınız? Beni temsil edecek, benim hayatımı şekillendirecek, gelecek Türkiye'nin yapısını belirleyecek olan siyasilerin ne kadar 'sığ' düşünen kişiler olduklarını anlamaya, özümsemeye çalışıyorum. Bu kişiler hiç mi kendilerine aynada bakmıyorlar diye içimden serzenişte bulunuyorum. Hiç mi sormuyorlar doğru reklam ajanslarına yada siyasi danışmanlara diyorum…. Basit, anlaşılmaz, kaba konuşmalar o kadar arttı ki; kendi öğrencilerime bile elimde olsa sakın televizyonları izlemeyin. Sakın siyasi parti liderlerini dinlemeyin demek istiyorum.

Bir gün Manisa'dan İzmir'e gelirken bütün yol boyunca halkı coşturmaya çalışan Sayın Davutoğlu'nun, sanki plak takılmış gibi, halka dönerek: 'Söz mü, söz mü?' diye bağırarak sanki ilkokul öğretmeninin öğrencilerine 'iyi çalışın, bana söz verin' dercesine öğütlerde bulunduğunu düşünüyorum. Arada geçen sözleri duymuyorum bile, onu dinleyen kişilerin hangi ruh hali ile bağırdıklarını ve söz verdiklerini ise tanımlayamıyorum bile… Siyasetin bu kadar ayaklara düşmesi beni korkunç derece rahatsız etmeye başlıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun muhakkak ciddi bir siyasi danışman ile çalışması gerektiğini düşünüyorum. Söylediği sözleri bile anlamakta zorluk çekiyorum. Geçtiğimiz seçimlerde başarısız bir lider olduğunu kanıtlamasına rağmen halen CHP'sinin Genel Başkanlığını devam ettirmesinin üzüntüsünü yaşıyorum. Üstüne üstlük, 'biz Mustafa Kemal'in askerleriyiz' diyerek 'ucuz siyaset yapılmasına' artık iyice kızmaya başlıyorum.

Halen CHP'nin Türkiye gerçeğini anlayamamış olması beni şaşırtıyor. Atatürk'ün partisi olmayı 'Atatürk'ü anlayan kişiler olmak' olduğunu halen ne yazık ki anlayamadılar. Atatürk'ün muhteşem vizyonunu, ortaya attığı değerlerinin ne anlama geldiğini halen halka anlatamadılar. Türkiye'nin bu hale gelmesinde kendilerinin ne kadar suçu olduğunun farkında bile değiller. Kurtuluş Savaşı'nın neden yapıldığı, Cumhuriyet'e neden geçildiği, laik bir devlet olmanın neden önemli olduğunu ve belki de en önemlisi neden bir dolu devrimler yapıldığını keşke doğru anlatabilselerdi, belki de şu anda Türkiye'nin yönü çok daha başka yerlerde olabilirdi. Kaybedilen yıllar, yaşanan olumsuzluklar ve geri alınamayan yeni radikal dönüşümler yaşadı son yıllarda Türkiye, bakalım ne zaman yeniden eski rotasına dönebilecek. Bakalım bu kayıpların bedellerini daha ne kadar ödeyeceğiz toplum olarak…

MHP, sevgili Devlet Bahçeli, ülkede yaşayan gençlerin artık profili değişti. Gençler ülke çıkarlarını düşünmüyorlar artık. Milliyetçilik akımı dünyada farklı bir yöne kaydı. 'Milliyetçi' olmaktan ziyade insanlar artık ' Vatansever' olmayı tercih ediyorlar. Türk halkı sen ve ben'in ayrıldığı, onlar ve bizler diye kutuplaşmaya götürüldüğü bir ülkeden yana değil.. Sert ideolojik söylevlerin zamanı geçti. Çağı yakalayan, ılımlı milliyetçiliğin dönemi başladı. İnsanları ayrıştırmadan, hoşgörü içinde yaşanacak bir dünya görüşüne sahip olma zamanı geldi.

HDP, Selahattin Demirtaş, inanır mısınız çok daha güzel konuşuyor, çok daha doğru yorumlarda bulunuyor. Kucaklayan, ülkeyi ve doğu insanlarının sorunlarını bizlere daha açık anlatan bir üslup ile ideal siyasetçi profilini çiziyor. Vaat ediyor ve bir vizyon çiziyor dinleyenlerine ve partililerine…
Şimdi bakıyorum da, nereden nereye geldik. Ülkemizin kaderini etkileyecek bir seçim furyasına giderken, beni yönetecek olan kişilere bakıyorum ve bu kişiler mi beni temsil edecek diyorum. Hiç inanmadığım kişiler mi benim kaderimi çizecek diyorum. İtiraz ediyorum bu nedenle; siyasetin bu kadar zayıf, anlamsız ve boş konuşulduğu bir ortamda, ne zaman değişeceğiz diyorum.
Bizi değiştiren sistemlerin, yöntemlerin neler olduğuna bir türlü karar veremiyorum. Kimsenin görevlerini yerine getirmediği için benden önce yaşayan büyüklerime kızıyorum. Kendime kızıyorum; öğrencilerime yaklaşık 15 yıldır doğru dürüst bir eğitim vermediğim için..
Sorgulamayı öğretmediğim için, Atatürk'ün ilkelerinin ne anlama geldiğini onlara doğru anlatamadığım için. Laik olmanın, Müslüman olmanın aynı anda olabileceğini doğru bir şekilde gösteremediğim için. İslamiyeti doğru öğrenemediğim için ve bunu öğrencilerime de öğretemediğim için… Bağırmanın, boş yere vaatlerde bulunmanın sadece 'sokak kavgasına' yarayacağını bildiğim halde, gereken önlemleri almadığım için kızıyorum kendime..
Atatürk'çü bir kadın olarak, dünyada haklarını pek çok kişiden çok önce alarak hem anne hem de başarılı bir iş insanı olarak, bugünlere ülkemi getirdiğim için, sessiz kaldığım için, siyasileri cezalandırmadığım için, çok okuyup tarihimizi, coğrafyamızı, iyi anlatamadığım için çok ama çok suçluyum.

Meydanı bırakmamam gerekiyordu, Türk gençliği şu anda umutsuz, bıkkın, tasasız bir halde yaşarken halen ayakta durabilecek gücüm var ise, yazmaya ve konuşmaya devam edeceğim.
Türk insanı; hepimizin 19 Mayıs 1919 ruhuna ihtiyacı var. Kimseyi beklemeyin. Biz zaten eğer ki, Atatürk'ün bize gösterdiği değerleri (Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, Devrimcilik) anlamış ve bunu içimizde içselleştirmişsek yola devam edebiliriz. İçimizdeki kudret, zaten var. Bunu ortaya çıkarmak ve doğru kişilerin arkasından koşmak gerekiyor. Eğer bu kişiler meydanda yok ise, o zaman çıkarmak zorundayız, yeni liderler bulmak zorundayız.
Kendini ilkelerine adayan, kendini ülkesine adayan kişilere oy vermek istiyorum. İşte bu kişi beni geleceğime taşıyacak demek istiyorum. Yoksa bağıran, çağıran, boş vaatler veren insanlara karnım tok benim. Ülkemin geri kalmışlığına, ve her an yavaş yavaş eriyişine tanık olmak istemiyorum artık.

Var gücüm ile, siyasetin bu yüzünü sevmediğimi söylüyorum. Ve 'haydi, haydi' fark edin artık gidenlere diyorum. Sevmedim bu liderlerinin tutum ve davranışlarını, gitmelerini istiyorum. Yeni Türkiye için, taze bir kan istiyorum, üstümüzdeki ölü toprağını kaldırmak dileğiyle…