Zor günlerden geçiyoruz hep birlikte. Daha zorlarını da gördük, alışkınız.
Ben artık televizyonu, radyoyu, gazeteyi her açtığımda kötü haber okumak, kötü haber duymak, görmek istemiyorum. Terör haberleri duymak istemiyorum, öğretmenini öldüren çocuk haberleri duymak istemiyorum.

Korkuyorum. Artık hergün gelen şehit haberlerini kanıksamak, neredeyse herbirimizin şehrinden kalkan şehit cenazelerini görmek, duymak yaşamak istemiyorum. İnsanı 'insan' yapmak için görevini yerine getirmeye çalışırken daha 15 yaşındaki bir çocuk tarafından bıçaklanan Rabia Öğretmenler'in haberlerini aldıkça kalbim ağrıyor.

Ben gidip evinden bıçak alıp okula gelen çocuğun elini kolunu sallaya sallaya okula girebilmesine takıldım. Çocuk kapıdan girmemiş zaten, duvardan atlamış. Yani her isteyen rahat rahat duvardan atlayıp bir okula girebiliyor. Ama, ben bu hafta bütün okulların önünde bekleyen insanlar gördüm. Velileri almıyorlar içeri. Özellikle çocukları birinci sınıfa başlayan veliler okul çıkışlarında kapılarda bekliyor. Bir açıdan doğru bir uygulama ama bıçaklı bir çocuk duvardan atlayıp rahatlıkla okula girebiliyor. Okulların, özellikle olayın yaşandığı okul gibi bölgelerdeki okulların güvenliğine biraz daha dikkat etmek gerekmez mi? Çocuklarımızı emanet ettiğimiz okullarımız. Çocuklarımızı, anne babalarımızı 'insan' yetiştirsin diye emanet ettiğimiz okullarımız.

Yeri gelmişken, geçen yazıma gelen iki yorum, konuya siyasi baktığım yönündeydi. Her bakış açısına saygım var. Öncelikle uzman görüşü aldığımı hatırlatmak isterim. Yazının ardından çocukları bu yıl birinci sınıfa başlayan bir arkadaşım en büyük problemin tuvalet sorunu olduğunu hatırlattı. Tuvalet eğitimleri tamamlamış çocuklar için uygun olmayan okul koşulları, herşeyden önce çocuklarımızın sağlığını etkileyebilir. Ardından da anne babalarla birlikte derslere ara vermek zorunda kalacak olan öğretmenleri. Bekleyip hep birlikte göreceğiz sanırım.

Hayat devam ediyor diğer yandan. Güzel şeyler de oluyor, güzel insanlar güzel uğraşlar veriyor.

Velespit derdi dedem, latince kökenli Velosipede'ten dönüştüğü belli. 1800'lerden beri insanoğlunun yaşamında. Bisiklet yani. Ulaşım aracı olmaktan spor dalına geçişi yirminci yüzyılın başları. Ne zaman ki insanoğlu dört tekerleğin rahatına kavuştu, bisiklet de ulaşım aracı olarak geri plana atıldı. Sonra insanoğlu zamanla bisikletin önemini yeniden keşfetti. Bazı ülkeler bisikletin önemini daha erken farkedip yollarını yaparken, bisiklet yollarına da yer ayırdı. Bizdeki durum biraz daha farklı. Yıllarca sadece çocuk oyuncağı olarak gördük bisikleti. Zaten bisikletini alıp sokağa çıkmaya niyetlenen biri için arabaların arasından bir yerden bir yere gitmek demek, kelle koltukta sokağa çıkmakla bir. Başka bir açıdan, Fransa 2013 yazında Fransa Bisiklet Turu'nun 100. yılını kutlayacakken, bizde geçtiğimiz yıl 47.si düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu'nda bisikletçilerin en büyük destekçileri kendi yakınları ve yollar. İnanmıyorsanız yarış haberlerine bakın, yol kenarlarında kaç kişi göreceksiniz. Hele bulunduğumuz kentten geçiyorsa neden çocuğumuzu alıp götürmeyiz ki yarışlara? Sadece futboldan ibaret değil spor, sadece basketbol ve voleyboldan da ibaret değil. Sadece bisiklet için de geçerli değil söylediklerim. Olimpiyatları kazanan gençlerimize bakın, hepsi kişisel çaba, kişisel başarı, hiç kimse kusura bakmasın, kimse bu saatten sonra üstüne alınmasın.

Murat Suyabatmaz, Bisikletliler Derneği Başkanı. Eski milli bisikletçi. Sporcu kimliğinin yanında yıllardır bisikletin yaygınlaştırılması için var gücüyle çalışıyor. Belirttiğim gibi, bırakın spor yapmayı, bir yerden bir yere gitmek için bisikletinizi alıp sokağa çıksanız trafikte tehlikeden tehlikeye koşacağınız ülkemizde o, bisiketi bakanlık düzeyinde dokuz ayrı alanda gündeme aldırmış durumda. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile bisiklet yolları yapmak, hava kalitesinin iyileştirilmesi, gürültünün azaltılması, karbon salınımının azaltılması ve şehircilik altyapılarının güncellenmesi konularında önemli aşamalar kaydedilmiş ve kararlar alınmış. Trafik Güvenliği Yüksek Kurulu, bisiklet yolları yapılması kararını almış. Sağlık Bakanlığı Obezite ile mücadele programına bisikleti de dahil etmiş. Ulaştırma Bakanlığı, bisikletin toplu taşım araçlarına entegre edilmesi konusunda çalışma başlatmış. Enerji Bakanlığı, bisikletin enerji boyutundaki potansiyeli konusunda çalışma başlatmış. Turizm Bakanlığı, bisikletin sürdürülebilir turizm ve yerel kalkınmadaki yeri konusunda çalışmalar yürütmeye başlamış. İçişleri Bakanlığı Trafik Genel Müdürlüğü ile bisikletin trafik konularında iyileştirme yapılması konusunda çalışmalar sürdürülürken, Milli Eğitim Bakanlığı ile de 4,5 ve 6. sınıflarda uygulamalı eğitime geçilmesi konusunda çalışmalar devam ediyor. Son olarak da Avrupa Birliği uyum yasaları konusunda da Bisikletliler Derneği bir Sivil Toplum Kuruluşu olarak üzerine düşeni fazlasıyla gerçekleştiriyor.

Tabii iş yasalarda bitmiyor. Bizlerin de birer vatandaş ve birey olarak üzerimize düşeni yapması şart. Her konuda olduğu gibi.