Evet, sonunda genel seçim sürecide bitti…
Bu süreçten sonra artık kenetlenmeli, birlik içinde olmalı ve güzel ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine çıkarmalıyız.
Artık seçim sayfası kapanmalıdır.
Efendim şundan dolayı oyumuz arttı, yok efendim buna istinaden oy kaybettik, hikayeciklerini rafa kaldırıp, önümüze bakmaktan başka çaremiz yok.
Şimdi neyin takipçisi olmalıyız…
Tabii ki, seçim sürecinde seçmene selam eden siyasi iktidarın vaatlerinin takipçisi olmalıyız…
Ben, Türkiye'nin genel siyasi sürecini, Anadolu'nun nasıl sarardığını bilemem…
Ancak, güzel şehrimin en ücra köşesine kadar her noktayı bilen bir İzmirli olarak Adalet ve Kalkınma Partisinin İzmir'de oy oranını nasıl arttırdığını tahmin etmek için siyasi bilimci olmaya gerek olmadığını düşünenlerdenim.
Ben bu oy oranına şaşırmadım…
Hatta mesai arkadaşlarımla yapmış olduğum tahmin yarışında İzmir'in oy oranını en yakın tahmin eden bendim…
Benim gibi birçok İzmirlinin de aynı sonuçları tahmin ettiğini biliyorum.
Siyasi bilimciler sonuçları tahlil ede dursun, üstünü basa basa söylüyorum, siyasi iktidarın vaatlerinin takipçisi olmak tüm İzmirlilerin görevi…
İzmir de seçmene selam edilen projeler, kimileri için ütopik, kimileri için rasyonel çalışılmış projeler olsa da, sonuç olarak siyasi iktidar, İzmir'den aldığı oyun karşılığını vermeli...
İzmir lobisi, artık, benim bakkalım, benim manavım, benim berberim, benim memurum, benim işçim, benim sanayicim, benim siyasetçim ve benim vekilim olmalı...
Bu lobi, etkin davranıp, siyasi iktidarın seçmene selam söylevlerinin takipçisi ve denetleyicisi olmalıdır.
Bu lobinin başarısı tüm İzmir için önemli…
Çünkü benim güzel şehrim her şeyin en iyisini hak ediyor…
İzmir'in menfaati için bu lobide çalışan herkesin adam gibi bir efe gibi elini sıkarız.
Her şey güzel İzmir'imiz için…