Doğruyu veya yanlışı değerlendirmeniz durduğunuz yer ile ilgilidir. Bulunduğunuz yer yaşananlara hangi açıdan bakıyorsa, bakışınız onunla paralel gelişir. O bakımdan durduğunuz yer çok önemlidir. Şayet olayları yanlış yerden izliyorsanız o da sizin sorununuzdur, başkasını bağlamaz…
Şayet CHP'li Muharrem İnce Suriye'deki olayları Esad'ın durduğu yerden izlememiş olsaydı, Başbakanı ve AKP Gurup Başkan Vekili Nurettin Canikli'yi anlayabilecekti. Aslında her şey oldukça basit! Türkiye'nin yanında olmak teskereye, dolayısıyla savaşa evet demek. Bunun dışındaki her duruş sizi Esad'ın yanında bir yerlere götürecektir. Bu doğrudan hareketle Muharrem İnce bir yandan Başbakanı ve AKP Gurup Başkan vekilini anlamıyor bir yandan da Esad'ın yanında olduğunu 'Esad'ın canı cehenneme. Esas siz Türkiye'den mi yanasınız, Obama'dan yana mı' gibi sözlerle bu 'garip' duruşunu kamufle etmeye çalışıyor!
Ayrıca Nurettin Canikli'nin sorusu içinde Obama'nın adı hiç geçmiyor. Soru; 'Türkiye'den mi yoksa zalim Esed'den mi yanasınız' Obama'yı dolayısıyla ABD'yi bu işe karıştırmanın bir manası var mı?
Ve devam ediyor İnce; 'Hükümetin kapalı bir oturumda gizli bilgi vermesini anlarız. Ama bizim söyleyeceklerimiz gizli değil. Neden milletten saklayacağız? Hangi AKP'nin çocuğu gidecek bu millet çocuklarını savaşa gönderecek ama ne diye gönderecek. Tartışmalar canlı yapılsın. Bu tezkere anayasaya aykırıdır. Ortada silahlı bir saldırı yok. Anayasa 92'ye aykırıdır'
'Her şeyde olduğu gibi bunlarda istismar var. Samimiyet yok. O vatandaşlarımızla kardeşlerimizle ölürüz. Onlarla beraber bu milletin hayat bulması yolunda mücadelemizi sürdürürüz' Alın size istismardan uzak samimi bir yanıt Sayın İnce! Bırakın AKP'lilerin çocuklarını bizzat Başbakan savaşırız hatta ölürüz diyor. Şimdi siz bununda altında bir 'çapanoğlu' ararsınız!
Dahası var Sayın İnce… 'Bugün Türkiye'nin askeri gücü Suriye'yi birkaç saat içerisinde yok edecek noktadadır çok şükür.'
Ellerinde 'savaşa hayır' pankartlarıyla sokaklara dökülerek teskerenin TBMM'de geçmemesi için eylem çağrısı yapan Halkevleri, HDK, ÖDP, TKP, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Eczacı Odası, TMMOB, KESK gibi birçok kurum da Muharrem İnce ile aynı yanlış yerde duruyorlar.
'Savaş çığırtkanlığı yapanlar savaşın eşiğine getirdiler. Suriye halkı yalnız değildir, kardeşlik bu oyunları bozacak. Savaşa hayır diyoruz, barış istiyoruz. Savaş felaket, yıkım, işgal, yoksulluk, katliam demektir. Barış diye bağıran milyonlar var, bu oyunları bozacağız. Yaşasın halkların kardeşliği, yaşasın Suriye-Türkiye halklarının kardeşliği' gibi söylemler içinde olan arkadaşlar; Sayın İnce gibi sizin de durduğunuz yer yanlıştır.
'Utanmadan sıkılmadan, bakanların hangisinin çocuğu oraya gidiyor? Bunu söyleyenlere şu cevabı veriyorum. Biz şu anda arazideyiz. Nereye gitmek gerekiyorsa, başta şahsım olmak üzere oraya kadar da gideriz. Böyle şeylerle basit ifadelerle AKP iktidarını test etmeye ana muhalefetin gücü yetmez.'
Şimdilik gücümüz Suriye'ye yetiyor Allahın izniyle İsrail'e de yeteceği günler yakındır. O zaman 'Van münut'tan, özür beklemekten ve dava açmaktan başka yapacaklarımız da olacaktır.
Haydaaa… Son paragrafı buraya kim koydu ya!