Sağlıkta Dönüşüm programı çerçevesinde 2002 Yılından bu yana sağlık hizmetleri sunumundaki değişikliklerin en köklülerinden bir tanesi de Kamu Hastane Birlikleri Yasası.
663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile yürürlüğe girmesi beklenen Kamu Hastane Birlikleri yasasıyla bütçesi trilyonları bulan, Devlet Hastanelerini birleştirilerek başlarına CİO (Para Yöneticileri) 'nin atanmasıyla Hastaneler yeni yönetimlerine kavuşacak.
Yaklaşık 800 Devlet hastanesini ve 350 Bin sağlık çalışanını etkileyecek bir konunun kanunla değil de, Kanun Hükmünde Kararnamelerle yapılması ayrı bir tartışma konusu. Cumhuriyet Halk Partisinin konuyla ilgili Anayasa Mahkemesine yaptığı başvuruda henüz sonuçlanmış değil. KHK'nin süresi ise 2 Kasım 2012'de bitecek.

Türkiye genelinde 100 Civarı Genel Sekreter (CİO) atanması bekleniyor. Bir hastanede, Hastane Başhekimi, Hastane Yöneticisi, Müdürler ve Başhekim Muavinleri olmak üzere tam 8300 Sözleşmeli yönetici iki ile dört yıl arasında sözleşme imzalanacak.
Genel Sekreter atamalarında kavga büyük. Mevcut İktidar Partisinin teşkilatları, Milletvekilleri, Bakanları kendi istedikleri bürokratları atatmak için kavga veriyor. Genel Sekreter atamalarında konunun Sayın Başbakanımıza kadar gittiği de gelen bilgiler arasında. Kavganın temel sebebi elbette atanacak genel sekreterlerin trilyonları hükmedecek olması ve alacakları maaşın –kulağımıza gelen bilgilere göre- 17-18 Bin TL seviyelerinde olacak olması.
Kamu Hastane Birlikleriyle asli görevi sağlık hizmeti vermek olan Devlet Hastanelerimizin özelleştirilmesi yolunda bir adım daha ileriye gitmiş olacak olmasıdır.
İleriye doğru baktığımızda görülüyor ki, 8300 Sözleşmeli kadro, bugün iktidarda Ak Parti var 8300 Bürokratla sözleşme imzaladı. Yarın CHP, öbür gün MHP'nin olduğunu düşünürsek, 8300 Kadroyu yeni gelen her iktidar tepeden tırnağa değiştirecek. Hastanelerin başına kimler gelecek. Elbette seçimlerde milletvekilliğini kazanamamış, belediye başkanlığını kazanamamış olan siyasiler gelecek. Yani Devlet Hastanelerimiz siyasi partilerin arpalığı haline gelecek. Sonuç ne olacak hastaneler sağlık hizmeti vermekten ziyade, elde ettikleri kazanca bakacaklar. Üç beş yıl sonra da, Devlet bu işi beceremiyor özelleştirelim denecek. Özelleştirilen kurumlarda izlenen yol bu sefer Devlet Hastanelerinde uygulanacak.
Genel Sekreterliklerin yetkisi içerisinde Hastane Açma, Kapatma, satma yetkileri de olacak. Peki sonuç A Hastanesini arsa değeri yüksek, satalım olacak. Gerekçe, niyet ettikten sonra kılıf bulunur.
Devlet Hastanelerimiz bu gün ödenen muayene ücretleri ve ilaç katkı paylarıyla, her ne kadar ücretli hale gelmiş olsa da, sağlık hizmeti sunumunda gözde kurumlar. Yapılan araştırmalarda vatandaşlarımızın devlet hastanelerine güveni, özel sağlık kuruluşlarına göre daha fazla.
Yaklasık bir yıldır yapılmayan atamalardan dolayı, bürokratlarımızın huzursuzluğu ise işin ayrı bir boyutu. Kazanılmış haklarının gerilemesinden endişe eden idarecilerimizden verim beklemekte zor.