“Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) istihdam raporlarına göre, inşaat sektöründe çalışan kalifiye işçilerin oranı son beş yılda yüzde 22 oranında azalmış durumda. Ayrıca Gençlik İstihdam Araştırması, Z kuşağının özellikle inşaat gibi yoğun fiziksel emek gerektiren mesleklere ilgi göstermediğini ortaya koyuyor.
Bugün birçok projede malzeme bulunabilirken, o malzemeyi doğru uygulayacak ustayı bulmak giderek zorlaşıyor. Hali hazırda şantiyelerde -yüksek maaşlara rağmen- mavi yakalı eleman bulma sorunu devam ediyor. Sıvacı, fayansçı, tesisatçı, elektrikçi, vinç operatörü sayısı, devam eden şantiye sayısına yetişmiyor gibi görünüyor. Artık çekirdekten eleman yetişmiyor.”
Mimar Emrullah Yedikardeş, nitelikli iş gücündeki daralmanın yalnızca işlerin yavaşlamasına değil, yapı kalitesinin düşmesine de yol açtığını anlatıyor: “Özellikle kalıp, demir, ince işçilik ve mekanik uygulamalarda yapılan küçük hatalar, uzun vadede büyük yapısal sorunlara dönüşebiliyor.
Bu durum, mimari tasarımın sahada doğru uygulanamaması riskini de beraberinde getiriyor. Projeler ne kadar nitelikli olursa olsun, uygulama kalitesi yetersiz kaldığında hem estetik hem de teknik açıdan ciddi kayıplar yaşanıyor.
Usta bir şantiyenin en önemli aktörlerinden. Hatta çoğu zaman yeni başlayan mühendisler bazı konuları ustalardan öğrenir. Ancak sektördeki ustaların hepsi alaylıdır. Daha önceki ustalarından ne gördüyse onu yaparlar. Ama inşaat malzemeleri, teknoloji, inşaatta yapım teknikleri her geçen dönem gelişiyor. Bu nedenle sağlam ve güvenilir binalar istiyorsak önce ustalara el atılması gerekir. Onların da en az 2 yıllık mesleki eğitimden geçirilmesinde büyük fayda var.”



