Derede su bolsa bolca, kıtsa kıtça kullanıyorlar. Ortada bir sorun yok. Geçinip gidiyor ova köylüleri.
Ve dereler akmaya devam ediyor.
Bir gün birileri derelere el atıyor. Açılım diyor adına. Ama açıklamıyor derelere ne yapacağını.
Ova köylüleri tedirgin oluyor. Kimi ıslah edecek daha çok su akacak diyor. Kimi dereleri kontrol edecek, dilediği şekilde dağıtacak diyor. Kimileri aşağı köylerin suyu kesilecek, kimileri yukarı köylerin suyu kesilecek diyor.
Üstün güç açılım diyor.
Bazen bir köyün halkıyla bazen öbürü ile görüşüyor. Arada ziraat mühendisleri ile veterinerlerle bankacılarla görüşüyor. Fikirler alıyor. Ama projesini bir türlü açıklamadığından her köylü kendi suyunun kesileceğinden endişe duymaya başlıyor.
Her köylünün aslında diğer köyle maddi manevi bağlantısı var. Akrabalık ilişkisi, dostluğu arkadaşlığı var.
Suyu paylaştıkları gibi ekmeklerini de paylaşmışlardır zaman içinde. Bir köyde hayvanlara kırgın düşse, kuraklık olsa diğer köy koşmuştur imdadına. Bağlar sıkıdır. Kurt köye dadansa birlikte kovmuşlardır. Birlikte mücadele etmişlerdir domuzlara karşı.
Su hayatın ta kendisi. Kimse riski göze alacak durumda değil.
Dostları arkadaşları olan diğer köylülerle karşılaştıklarında ne kadar samimi davransalar da kafalarının bir köşesinde hep su var. Acaba var. Söz dönüp dolaşıp suya geliyor. İster istemez güvensizlik doğuyor. Kendilerine bırakılsa sorun yok aslında. Herkes ihtiyacını alacak yine. Ama üstün güç var. Açılım diyor başka bir şey demiyor. O açılım dedikçe köylerden bazıları geriliyor. Gerginlik oluyor ister istemez.
O güne kadar sorun yaşamamış dostlar arkadaşlar ister istemez gerginliğin tarafı olmak zorunda kalıyor. Suyu veya arkadaşını tercih zorunluluğu doğuyor. Ya yaşamı tercih edeceksin ya arkadaşını ikilemi ile karşı karşıya bırakılıyor köylüler.
Köylüler safını belirlemeye zorlanıyor.
Safını belirlemekte zorlanıyor köylüler. Hep soruyorlar, neden?
Çünkü biliyorlar ki saflarını belirlediklerinde safın içerisinde diğer köyden kimse olmayacak.
İşte bunun için saflarını belirlememekte direniyor ovanın köylüleri’…
Dilerim başarırlar.
Van köyünde Samsun köyünde Kayseri köyünde can sıkıcı şeyler oluyor.
Ova köylüleri yinede saf tutmuyor.
Umutla’… Sabırla’…
Ve tüm köylüler suya el atanların ellerini çekmesini bekliyor.
Biliyorlar aslında su kardeşlik kadar kutsal.
Bu gün fıkra...
Hoca Nasrettin camiden eve giderken, çocukların kendisine bakıp güldüklerini görmüş. Kızmış. Çocuklardan birisini yakalamış, neye güldüklerini sormuş. Çocuk önce inkar etmiş. Kurtulamayacağını anlayınca itiraf etmiş. Birisi, hoca yatarken sakalını yorganın altına mı koyuyor yoksa üstüne mi çıkarıyor, dedi. Kimimiz altına kimimiz üstüne dedik güldük demiş çocuk. Hoca çocuğun kulağını çekip salmış. Gece yatarken aklına gelmiş çocuklar. Sakalını yorganın altına koymuş, terlemiş. Üstüne çıkarmış, üşümüş. Allah Allah demiş, bu daha önce nerede duruyordu’…