Türkiye ekonomisi, 2010 yılının ilk 6 ayında, yani yılın ilk yarısında yüzde 11 oranında büyüdü. Türkiye ekonomisi’’nin son 8 yılda ortalama yıllık yüzde 6-7 oranlarında büyüdüğünü düşünürsek bu yılın büyüme rakamının oldukça iddialı bir büyüme rakamı olduğu söylenebilir. Hatta, bu yılın ilk yarısında küresel ekonomiler arasında Çin ekonomisi’’nden sonra en yüksek büyüme oranına sahip ekonomi olduğumuzu da söyleyebiliriz.
Ancak, büyüme rakamları, tek başına bir ekonominin gerçek makroekonomi performansını göstermiyor. İşsizlik, cari açık, bütçe açığı, dış ticaret açığı ve sanayi üretim endeksleri de en az büyüme kadar önemli olduğu gibi ekonominin son kertede elinde kalan net karı ve ekonomiye olan güvenin de önemi büyüktür.
Diğer Makro Verilerin Performansı
Yılın ilk yarısındaki Makro verilere birlikte göz atalım: Büyüme oranı yüzde 11; bütçe açığı geçen seneye göre yüzde 54 oranına düşürüldü; ihracat yüzde 13 oranında artarken ithalat yüzde 32 oranında artması dış ticaret açığını geçen seneye göre büyük oranlarda arttırdı. Dış ticaret açığının artması da yılın ilk ayındaki cari açığı geçen seneki açığa göre yüzde 210 arttırdı; işsizlik hala çift rakamlarda ve işsiz insan sayısı 2.5 milyon kişinin altına bir türlü düşürülemiyor. Sanayi üretim endeksi yüzde 14 oranında artarken kapasite kullanım oranı doğal seviyesi olan yüzde 80 seviyelerinin altında ve yüzde 73 oranında sabitlenmiş duruyor.
Yılın ilk yarısındaki Makro verilere birlikte göz atalım: Büyüme oranı yüzde 11; bütçe açığı geçen seneye göre yüzde 54 oranına düşürüldü; ihracat yüzde 13 oranında artarken ithalat yüzde 32 oranında artması dış ticaret açığını geçen seneye göre büyük oranlarda arttırdı. Dış ticaret açığının artması da yılın ilk ayındaki cari açığı geçen seneki açığa göre yüzde 210 arttırdı; işsizlik hala çift rakamlarda ve işsiz insan sayısı 2.5 milyon kişinin altına bir türlü düşürülemiyor. Sanayi üretim endeksi yüzde 14 oranında artarken kapasite kullanım oranı doğal seviyesi olan yüzde 80 seviyelerinin altında ve yüzde 73 oranında sabitlenmiş duruyor.
Ayrıca, önceki yazılarımda üzerinde detaylı olarak durduğum gibi ne tüketici ne üretici ekonomiye güvenmiyor. Güven endeksleri bu yılın ilk yarısında küçük bir toparlanma işareti verse de ekonomiye olan güven, kriz öncesi seviyelerin çok altında seyrediyor.
Gözden Kaçan Gerçekler
Burada önemle durulması gereken bir tablo var ve bir çok ekonomi yazarın bilerek veya bilmeyerek gözünden kaçmış gibi görünüyor.
Birincisi, yılın ilk yarısında gelen verilerin geçen seneki kara tabloya göre hesaplandığı gerçeğidir. Diğer bir deyişle, geçen senenin ilk yarısında o kadar kötü bir performans sergilendi ki bu yılın ilk yarısında ekonomide izlenen küçük bir toparlanma sanki büyük bir toparlanmaymış gibi görünüyor.
İkinci diğer gözden kaçan konu da Haziran ayından itibaren yukarıda yazan bütün makro verilerde tekrar izlenen olumsuz rakamlar. Sanayi üretim endeksi yılın ilk yarısında çift rakamlarda seyrederken temmuz ayı itibari ile tek rakamlara düşmüş, cari açık daha da hızla artarken ihracatta gözlenen yavaşlama sanayi üretim endeksine de yansımış gibi görünüyor. İşsizlik rakamları yaz aylarının olumlu etkisine rağmen hala çift rakamlarda seyretmesi de kış ayları için risk arz ediyor.
Ayrıca, yılın ilk yarısında gözlenen olumlu bütçe açığı performansının da Haziran ayı ve Referandum öncesi günlerde hızla arttığı izleniyor. Bütçe açığının kış aylarında tekrar bozulmaya başlayacağı ve kış aylarında hedeflenilen açık seviyesine ulaşılacağı kesin gibi görünüyor.
Sonuç:
Ekonominin büyüme performansı bu yılın ilk ayında yüksek geldi ama bu performans geçen senenin felaket dönemine göre hesaplandığı için yanıltıcı bir durum sergiliyor. Ayrıca, haziran ayı itibarı ile bütün makro verilerde tekrar bozulmaların başlaması da bu yılın ilk ayındaki büyüme performansının sürdürülebilir olmadığına işaret ediyor.
Bu yılın ilk ayında izlenen büyümenin cari açığı arttırıcı etkisi de iç talebe yönelik üretimin yüksek oranda ithal ara girdilerle sağlandığını gösteriyor. Bunun anlamı da sanayicimizin net karı düşerken kendi gelirini de Çin, Hindistan gibi ara mal ithalatçıları ile paylaştığı anlaşılıyor.