RÖPORTAJLAR
11 Ekim 2021 Pazartesi

Hamilelere covid aşısı riskli mi?

İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Çamlı, muhabirimiz Menduha Ceylan'ın sorularını yanıtladı.

Hamilelere covid aşısı riskli mi?

Gebelerin aşı olması veya olmaması gerektiği konusunda iki farklı görüş varken, hekimler kararı anne adayına bırakıyor. İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Çamlı, hayatını anne adaylarına adamış bir hekim olarak şu değerlendirmede bulundu: “Aslında annelerin, mutlu telaşlarına bir hüzün bırakmamaları adına aşılanmaları gerekiyor. Aşı olma konusunda biraz daha cesur duruşlara ihtiyaç var. Aşı olunmadığı takdirde risk çok ağır. Çocuğunu korumak amacıyla aşıdan kaçan annenin çocuğunu ve kendi yaşamını çok ciddi risklere attığını unutmaması gerekiyor. Annenin, kendi çocuğu için aşı olması gerekiyor.”

Koronavirüs pandemisi sürecinde neredeyse 2 yıla yaklaşıyoruz. Sağlık Bakanlığı’nın son verilerine göre her gün 30 bin civarındaki kişi virüse yakalanırken, neredeyse bir uçak dolusu aşısız insan yaşamını yitiriyor. 2 doz koronavirüs aşısı olan kişi sayısı Türkiye genelinde 46 milyonu geçse de henüz aşı olmayan kesimin sayısı yadsınamayacak düzeyde fazla.

Aşılanmayanlar arasında en büyük risk gruplarından birisi de hamileler… Sağlık Bakanlığı, hamilelere yönelik bir aşı teşvikinde bulunmaması, gebelerin endişesini artırırken uzmanlar anne ve bebek adına en doğru olanın aşılama olduğunun altını çiziyor. Gebelik sırasında immün sistemi zayıflayan kadınlar, koronavirüsü daha ağır geçiriyor. Hatta bu durum, anne veya bebek kayıplarıyla sonuçlanabiliyor.

Hem uzmanlık alanı olması, hem de koronavirüs pandemisinde İzmir’i, hatta tüm Türkiye’yi aydınlatan açıklamalar yapması dolayısıyla İzmir Tabip Odası Başkanı, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Lütfi Çamlı’ya “gebelikte koronavirüs aşısı uygulaması” hakkında tüm merak edilenleri sorduk. Dr. Çamlı ise bilimsel verilerle hamilelere ışık tuttu.

BAĞIŞIKLIKLARI DAHA DÜŞÜK
-Gebelerin bağışıklık sistemlerinin daha zayıf olduğunu biliyoruz, bunun sebepleri nedir?

Gebelik fizyolojik bir süreç ve tabii ki bu fizyolojik süreçte bir takım uyum mekanizmaları devreye giriyor. Özellikle gebeliğin ilerleyen döneminde bebeğin büyümesi ve bir mekanik baskı oluşturması, keza bu bebeğin beslenmesin yönelik anne metabolizmasında bir takım adaptasyonlar meydana geliyor. Mesela annenin akciğerleri, iki kişiyi besleyecek kadar oksijen almak durumunda… Hem kendi için hem bebek için. Gebelik sürecinde bağışıklık sisteminde gebelikten dolayı bir immün (bağışıklık) sistemde bir baskılanma söz konusu oluyor. Dolayısıyla gebelerin bağışıklığı normal insanlara göre biraz daha düşük; gebeliğin getirdiği bir şey bu.

GEBELER KORONAVİRÜSE YAKALANDIKLARINDA DAHA AĞIR GEÇİRİYOR
-Gebelerde bağışıklık sisteminin zayıflaması, anne vücudunun bebeği tanımasını sağlamak ve bebeği reddetmesine engel olmak amacıyla değil mi?

Evet, bebeğin genetik yapısı aslında anneden farklı. Dolayısıyla onu bir yabancı doku gibi tanımlamayıp; vücuttan atmaması, reddetmemesi için düşüyor bağışıklık. Bunu organ nakillerinde de görebiliyoruz. Örneğin; böbrek nakli esnasında, doku uyumlu değilse vücut reddeder, düşman kabul eder ve atar. Aynı şekilde bebek için de bu geçerli. Bebeği tanımaması, yabancı bir düşman olarak kabul etmemesi için bağışıklık sistemi gebelerde biraz baskılanmıştır.

Bütün bunlara baktığımız zaman gebelerin daha kolay üst solunum yolu enfeksiyonu geçirebildiğini biliyoruz. Daha kolay enfeksiyona yakalanabilmelerinin çeşitli sebepleri var. Bunlara örnek verecek olursak; gebelerin bağışıklıkları daha kırık ve özellikle gebeliğin ilerleyen aylarında oksijen talepleri artıyor. Genel olarak baktığımızda covid 19 hastalığı süresince gebelerin daha çok hasta olduğuna yönelik elimizde net bir veri yok. Ancak gebeler hasta olduğunda bunu daha ağır geçirdiğine dair veriler var. Özellikle yurtdışı kaynaklı bir takım çalışmalarda, gebelikte covid geçirildiğinde; anne ölümü, erken doğum, bebek kaybı, gebelik zehirlenmesine yakalanma oranlarının daha yüksek olduğu belirtiliyor. Özellikle Delta varyantı sırasında bu sorunların daha da arttığı görüldü. Önceki varyantlar sırasında da belki bir miktar sorun vardı ama Delta varyantı gibi daha bulaşıcı varyantla hastalık durumunda tabloların daha ağır seyrettiği görüldü.

DELTA VARYANTINDAN SONRA GEBE KAYIPLARINDA CİDDİ ARTIŞ OLDU
- Koronavirüs pandemisi sürecinde hamilelerin en çok etkilendiği dönem Delta varyantının ortaya çıkmasıyla başladı, bunun sebebi nedir?

Mutasyonların bir kısmı virüsü daha güçlü, daha saldırgan, daha hastalık yapan, aşının etkisinden kaçabilen bir hale getirebilir. Delta varyantı da bu özellikleri gösterdiği için salgında daha baskın hale geldi ve hamileler üzerinde olumsuz sonuçlara yol açtı. Delta varyantından sonraya baktığımızda hakikaten gebe kayıplarında ciddi bir artış olduğunu gördük. Bu sebeple aşılanma çok daha önemli bir hal aldı. Fakat aşılar konusunda ne yazık ki topluma yeterince bilgilendirme yapılamadı. Sağlık Bakanlığı Türkiye’deki gerek genel olarak aşıların etkinliği ve gücü, gerekse gebelikteki yaşanan süreçlerin verileri bilim insanları ve kamuoyuyla paylaşmadı. Örneğin, Türkiye’de kaç gebe Covid geçirdi, bunun kaçı hastaneye yattı, kaç gebe kaybımız var, bu kayıpların kaçı aşılıydı gibi bilgiler aslında kamuoyuyla paylaşılsa süreç daha kontrol edilebilir kılınırdı.

VERİLER AÇIKLANSAYDI, GEBELER ÇOK DAHA CESUR OLURDU

Türkiye’de veri yok ama İngiltere’de yapılan çalışmada hastaneye yatan gebelerin büyük bir kesimi aşısız kesim. Yüzde 99’u hatta. Delta varyantına yakalanan gebelerin yüzde 10-15’İ hastaneye yatıyor, Alpha varyantında bu yüzde 5’ti. Burada en önemli nokta aşılama. Fakat aşılama konusunda Sağlık Bakanlığı etkin ve güven verici açıklamalar yapmadı topluma. Bu konuda biraz muallakta kaldı. Aşılama programına aldı ancak aşı olma konusunda teşvik edici ve özellikle bu salgın sırasında aşı olan gebelerle olmayan gebelerin; fayda, etki, yan etki, hastaneye yatış ve vefat oranları açıklanmadı. Bu veriler en azından paylaşılmış olsaydı, inanıyorum ki birçok gebe bu konuda çok daha cesur olurdu. Keza bu yönde sağlık çalışanlarına da yeterli açıklama yapılmadı. Sağlık çalışanları da ortamda, sosyal medyada, diğer kaynaklardan edindikleri bilgiler çerçevesinde hastaların bilgi vermeye çalıştılar. Ve hakikaten birçok gebede aşıya karşı bir tereddüt oluştu. Bu tereddütleri ortadan kaldıracak bilime dayalı, ikna edici açıklamalar çok yapılmadı.

DSÖ uyardı, uzmanlar açıkladı... Hamileler koronavirüs aşısı yaptırmalı mı?

GEBELİKTE AŞI OLMANIN OLUMSUZ BİR ÖRNEĞİ YOK
- Sizler verilere nerelerden ulaşıyorsunuz?

Ne yazık ki elimizdeki veriler, Türkiye kaynaklı değil. Oysa Türkiye, vaka sayısı açısından dünyada 6’ncı ülke. Buna ait veriler kamuoyunda paylaşılsa, çok zengin bir veri tabanında bu konuları çok daha net konuşabiliriz. Yurt dışındaki örneklere baktığınızda, özellikle Delta varyantından sonra gebelerin çok ağır hastalık geçirmeleri ve hastalığı geçirmeyenlere göre; gebelikte önceki dönemlere göre gerek anne kaybı, gerek erken doğum oranı, gerekse gebelik toksikozu dediğimiz preeklampsi yaşama süreçlerini çok artmış olması aşılama konusundan daha cesur davranmaya yol açtı. Dünyada yaklaşık 34 ülkede rutin aşılanmaya alındı, 1 Eylül’den itibaren. Faz-1, Faz-2, Faz-3 çalışmaları sırasında etik nedenlerden dolayı gebeler üzerinde çalışma yapılmadı. Gebelerde etkinliği ve güvenliği nedir diye bir çalışmaya cesaret edemedi bilim insanları. Fakat süreçte değişik nedenlerle aşı olan gebelerden oluşan veriler toplandı ve bir bütün olarak bakıldığında artık dünyadaki bilim insanları şu fikirleri çok net söylüyor; bu yapılan aşılar bir kere canlı virüs aşıları değil. mRNA aşıları ve inaktif aşıların gebelerde önceden de kullanabiliyorduk güvenle. Canlı virüs aşılarını kullanmıyorduk. Şu anda 10 binlerce aşı olmuş gebenin sonuçları üzerinden yapılan araştırmalar sonrasında, gebelikte aşı olmanın güvenli olduğu, diğer insanlara göre çok farklı yan etkiler oluşturmadığı, keza aşı olan gebelerde ciddi bir komplikasyon seyretmediği, bebeklerinde de bir konjenital anomali gibi bir sonuca ait herhangi bir kanıt bulunmadığı saptandı.

Dünyadaki saygın bir takımda kuruluşlar kişilerin gebe kalmayı planladıklarını zamanda aşı olabileceklerini, aşı olduktan sonra kısa bir süre sonra gebe kaldıklarında bu gebeliğin sonlandırılması gibi bir gereksinimin olmadığını, gebeliğin herhangi bir ayında aşılandıkları takdirde bunun anne ve bebek üzerinde olumsuz etkisine rastlandığını dair bir kanıt olmadığını gözler önüne serdi. Sanırım Amerika'da 20 haftadan önce aşı olmuş gebelerin bebekleri araştırıldığında konjenital anomali oranlarında bir artış bulunamamış. Keza emzirirken de emzirme ile bebeğe bir olumsuzluk olmayacağını, herhangi bir bebek açısından sorun teşkil etmeyeceğini, emziren annelerde güvenle Aşı olabilecekleri belirtiliyor.

AŞI OLMAYAN GEBENİN ERKEN DOĞUM YAPMA RİSKİ YÜKSEK
- Annelerin hamilelik esnasında aşı olması durumunda bebekte antikor izlendi mi? Bununla ilgili ortaya konulmuş bir veri var mı?

Bir tane örneği var ancak emziren anneden bebeğe antikor geçişi konusunda çok net veriler yok. Hamilelik sırasında koronavirüse yakalanan bir annenin, bebeğinin göbek kordonunda antikorlar saptanmış ama genellikle geçmediği ya da bir antikora yol açmadığı şeklinde açıklamalar bulunuyor. Bu konuda net veri yok. Kısacası artık şunu biliyoruz; delta varyantı daha bulaşıcı bir enfeksiyon ve gebelerde çok daha ağır seyredebiliyor. Aşılanmamış ve delta varyantı geçiren gebelerin; anne kayıp oranları, erken doğum oranları ve komplikasyonlu gebelik yani preeklampsi dediğimiz yüksek tansiyonla seyreden tablolara yol açma ihtimalinin yükseldiğini biliyoruz.

Hamilelikte corona virüs etkisi: 6 soru, 6 yanıt - Sağlık Haberleri | NTV

- Elimizde bu konulara ilişkin bir veri var mı?

Erken doğum oranını 2-3 kat arttırdığını biliyoruz.

- Koronavirüsü çok ağır şekilde geçiren annenin vefatı durumunda bebeğin kurtarılması mümkün mü?

Sezaryenda bir iki örnek oldu sanırım Türkiye’de ama bunları bakanlık paylaşmıyor. Bu verileri ancak medya haberlerinden duyuyoruz. Onun için çok net şeyler söyleyemiyorum. Türkiye gibi dünyada 6’ncı vaka geçirme sayısına sahip bir ülkede inanıyorum ki bu açıdan çok büyük ölçekli veriler vardır. Hasta olan gebeler, bu gebelerden aşı olanlar bunların hastaneye yatış oranları, yaşanan komplikasyonlar, erken doğum oranları, anne kayıp oranlarını kamuoyuyla paylaşabilir. Hatta dünya bilim ortamı ile paylaşabilir. Amerika, İngiltere bunları paylaşırken ve biz o bilgiler ışığında bir fikir sahibi olurken, Türkiye Sağlık Bakanlığı neden bu verileri açıklamaz hakikaten bunları anlamak çok mümkün değil… Özellikle bakanlık kendisine bağlı sağlık kuruluşlarında çalışanlara, gebelikte kovid geçirilmesi durumu ve buna bağlı riskler, aşılamanın önemi konusunda eğitim çalışması veya bir bilgilendirme yapsaydı sağlık çalışanları da bu konuda gebelere çok daha net danışmanlıklar verebilirlerdi. Ama kendi bilgileri çerçevesinde olaya yaklaşmak zorunda kaldılar.

AŞI OLMANIN FAYDASI OLMAMANIN FAYDASI YADSINAMAZ
- Yani Türkiye’de yaşayan hamile bir kadın, doktora gittiğinde “Ben aşı olmak istiyorum ama olmalı mıyım” diye sorduğunda net bir cevap alamıyor, değil mi?

Çoğu zaman kadın doğum hekimleri bu konuda kararı gebeye bıraktı. Aşıya teşvik edici mevcut sonuçlar çerçevesinde ve dünyadan elde edilmiş verilerle daha net ve ikna edici bilgiler sunulabilinirdi. Şunu unutmamak lazım, aşı yapıldığında bir takım yan etkilerin oluşması herkes için normal bir durum. Bunun dışında başka ne gibi riskler olabilir?  Aşı olmayıp da Covid geçirildiğinde anne ölümüne kadar gidebilen bir hastalığı konuşuyoruz, o yüzden aşı olmanın faydası olası getirebileceği risklerden çok daha yüksektir diye düşünüyorum…

GEBELER VE GEBE KALMAK İSTEYENLER AŞI OLMALI
- Gebeliğin hangi döneminde aşı olunmalı, bunun için belirli bir süre var mı?

İlk 3 ayda aşı yapılması konusunda belli tereddütler yaşandı. Çünkü ilk üç ayda düşük riski sık karşılaşılan bir durum, aşıdan bağımsız olarak. Gebelerin yüzde 10-15 düzeyinde düşük yapma riski bulunuyor. O yüzden de olası bir düşük, tesadüfen aşı yapılmış olması sonrasında gerçekleşirse bunun aşıya bağlanma ihtimali fazla. Ama Amerika'da geriye dönük yapılan bir çalışmada; 20 haftadan önce aşı yapılanla yapılmayan arasındaki düşük oranlarında bir farklılık bulunmamış. Ama hastalık geçirilmesi durumunda olası riskler düşünüldüğünde, gebelikte aşı olunmalı. Gebe kalmayı düşünenler de aşı olmalı. Ve emzirme sırasında da şu olunmalı. Bu konuda HASUDER’in bir yayını vardı; “Gebeliğin ilk 3 ayı düşük açısından riskli. Kadınların yüzde 16'sında görülüyor. O yüzden bazı ülkelerde bağışıklama 12’nci haftadan sonra yapılıyor. Bununla birlikte 11 Ağustos'ta açıklanan Amerikan Hastalık Kontrol raporuna göre -benim söylediğim buydu- 20 hafta öncesinde mRNA covid-19 aşısı olan yaklaşık 2 bin 500 gebe kadın arasında düşük yapma riskinde artış bulunmamış” şeklinde. Yani 20 haftadan önce aşı olmuşlara baktıklarında, olanlarla olmayanların arasında, düşük oranlarında anlamlı fark bulunmamış. “ABD’de aşılar gebeliğin herhangi bir döneminde uygulanmaktadır” diyor ayrıca... Dolayısıyla en kısa zamanda aşı olmak doğru olan olacaktır. Keza İngiltere’deki Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Koleji de demiş ki; gebe kalmaya çalışan kadınların aşılamadan sonra gebelikten kaçınmalarına gerek yok. Aşının, gebeliğin herhangi aşamasında güvenli ve etkili olduğu, aşıyı gebeliğin ilk 12 hafta sonrasına kadar ertelemenin gerekli olduğuna dair bir kanıt olmadığını, - yani erteleyelim? Niye erteleyelim, buna yönelik elimizde bir kanıt yok demiş- Covid-19 aşısı olan gebe kadınların erken dönemde daha sonra gebe kaldıklarında geçirebilecekleri ağır Covid-19 hastalığına karşı çok iyi korunduklarını belirtmiş. Kısacası ilk 3 ayda yapılmaması yönünde de bir bilimsel kanıt yok ve Amerika'daki o çalışmada geriye dönüp bakıldığında ilk 20 hafta içinde aşı olanlarda, bebeklerin düşük oranında da artış o yok. O yüzden herhangi bir dönemde aşı yapılabilir. Kaldı ki aşının koruyucu etkileri, hayat kurtarıcı olması nedeniyle getireceği fayda açısından baktığımızda mutlaka aşı yapılması gerekmektir.

BU AŞILAR, CANLI AŞI DEĞİL
- Aşının bebekler üzerinde olumsuz bir etkisi söz konusu mu?

Göze aldığınız risk çok önemli. Aşı olan annelerin uzun vadeli sonuçları henüz yok. Pandemi sırasında doğan bebekler, aşı olan annelerin çocukları daha 1 yaşındalar. Dolayısıyla aşının uzun vadede bebeklerin üzerinde olumsuz bir sonucu olabilir mi olmaz mı bilemiyoruz. Yetişkinler için de bu durum geçerli. Ama şunu biliyoruz, bu aşılar canlı aşı değil. Hep bunu söylüyorum, canlı aşı olmadığı ve insanda bir enfeksiyona yol açmadığı için ciddi bir yan etkisi olabileceği pek beklenmiyor. 40 binden fazla gebe kadın yer aldığı bir çalışmada aşı olmanın gebe kadınlarda düşük, erken doğum, ölü doğum, bebeklerde konjenital anomali riskini artırmadığı gösterilmiş. Elimizde her ne kadar çok prospektif diyebileceğiniz planlı bir çalışma olmasa da geriye dönük yapılan çalışmalardan elde ettiğimiz veriler en azından ‘bu konuda aşı olmayalım, ilk 3 ayda aşıyı olmayalım, emzirirken aşı olmayalım’ dedirtecek bir kanıta şu anda sahip değiliz.

AŞILAMA KONUSUNDA DAHA İKNA EDİCİ OLMAK GEREKİYOR
- Aşının ilk üç ayda riskli olduğuna dair görüşler var. Buna katılıyor musunuz?

Türkiye Sağlık Bakanlığı elindeki verileri açıklamalı. Bir kere çok geniş hasta sayımız var, bu sayının içinde gebelerimiz var, aşı olan var, olmayan var, hastaneye yatan var, ölen var. Bu verilerin kamuoyuyla şeffaf paylaşılması hem bilim insanların, her yurtdışındaki bilim ortamına çok katkı sağlayacaktır. Bu çerçevede Sağlık Bakanlığı hastanelerinde, sağlık kuruluşlarında, ASM’lerinde çalışan sağlık personeline; gebelerin aşı olması yönündeki danışmanlık hizmetlerine temel teşkil etmek üzere bilgilendirme, hizmet içi eğitim yapmalıdır. Böyle bir eğitim vermediler. Bu sağlık çalışanlarının elini rahatlatacaktır. Bu çalışmalar yayınlandığında çok daha net, çok daha ikna edici, çok daha aşı olmaya teşvik edici sonuçlar çıkacağına inanıyorum. Çünkü dünyada yayınlanan sonuçlar ilk 3 ayda bile aşı olmanın riskli olduğuna dair bir kanıt yok, aşı olanlarda düşüğün arttığına dair bir kanıt yok. Hayat kurtarıcı olduğuna dair kanıtlar var. Kaldı ki yeniden delta varyantıyla hastalık daha ağır geçiyor, daha öldürücü olabiliyor. Bu konuda bilimsel veriler ışığında daha ikna edici olmamız gerekiyor anne ölümlerini azaltmak adına.

Delta varyantı gebelerde ölüme yol açabiliyor - Son Dakika Haberleri

BAKANLIK, TÜM VERİLERİ ŞEFFAF BİR ŞEKİLDE PAYLAŞMALI Kİ…
- Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Pandemiden çıkışta aşının ne kadar önemli olduğunu, hayat kurtarıcı olduğunu biliyoruz. Özellikle yaşadığımız delta varyantının daha bulaşıcı olduğunu, daha ağır seyrettiğini ve bu yüzden gebelerde gerek anne ölümlerinin, gerekse erken doğumlar nedeniyle bebek kayıplarının daha yüksek olabildiğini biliyoruz. O yüzden bir an önce gebelerimizin aşı olması yönünde daha net daha ikna edici, bilimsel açıklamaların yapılması gerekiyor. Aslında annelerinde mutlu telaşlarına bir hüzün bırakmamaları adına aşılanmaları gerekiyor. Aşı olma konusunda biraz daha cesur duruşlara ihtiyaç var. Aşı olunmadığı takdirde risk çok ağır. Çocuğunu korumak amacıyla aşıdan kaçan annenin çocuğunu ve kendi yaşamını çok ciddi risklere attığını unutmaması gerekiyor. Annenin, kendi çocuğu için aşı olması gerekiyor ama çok dramatik sonuçlar oldu gerçekten… Bugün bakanlık bu verileri açıklasa; örneğin, aşı olan gebeler ve aşı olmayan gebelerin anne sağ kalımı, hastaneye yatış oranları, erken doğum oranları gibi oranları kamuoyu ile paylaşsa, aynı İngiltere ve Amerika’da olduğu gibi, inanıyorum ki birçok kişinin kaygıları büyük ölçüde ortadan kalkacaktır. 

 
Üretim yoksa kalkınmak hayal olur
 
'Umut Evi' fikri o anda doğdu!
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Üretim yoksa kalkınmak hayal olur
EBSO Başkanı sanayici Ender Yorgancılar, yazarımız İhsan Özbelge ÖZDURAN’ın sorularını yanıtladı.
‘Hizmeti amatörün ayağına götüreceğiz’
İzmir Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Efkan Muhtar, yayın koordinatörümüz ...
'Çeşme'de kalp krizi geçirme hakkınız yok'
Cumhuriyet Halk Partisi Çeşme İlçe Başkanı Sait Kavasoğulları, muhabirimiz ...
 
Türkiye’yi uçuracak '3 hedef'
İzmirli sanayici Haluk TEZCAN, yazarımız İhsan Özbelge ÖZDURAN’ın sorularını yanıtladı.
70 bin müşterisi var… İzmir’in ayakkabı profesörü
İzmir'in tanınmış simalarından, ayakkabı tamircisi Önder Süngün Yayın ...
İzmirlilere müteşekkirim
İzmir Müftüsü Salih Sezik, bayram öncesi kurban ibadetine ilişkin değerlendirmelerde ...
 
Egedesonsöz yerli ve milli aşının merkezinde!
Ege Üniversitesi Aşı Geliştirme, Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ...
İzmir aslında bir kolonya şehridir
İzmirli sanayici-eczacı Enver OLGUNSOY, yazarımız İhsan Özbelge ÖZDURAN’ın sorularını yanıtladı…
Adalete olan güven, geri kazanılmalı
İzmir Barosu Cumhuriyetçi Grup adayı Av. Mustafa Çetin, Yayın Koordinatörümüz ...
 
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Faiz/Riba mümkün mü?
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Kapitalizmin cinnet eşiği
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Diyabet, yoksulluk ile bağlantılı değil mi?
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Zaten sadece O'nun adı yakışırdı!
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Yaprak dökümü...
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Karşıyaka çizgileri
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Mutlu anılar
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
'Direnç'le kazanılan bir ödül!
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Sizin Derdiniz ne?
Filiz SEZER
Filiz SEZER
Göğe bakma durağında krizler tarihi
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva