Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in iki günlük İzmir programı başladı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla bugün Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin toplu açılış, temel atma ve sosyal konutlar temel atma ve Örnekköy Kentsel Dönüşüm Anahtar Teslim Töreni gerçekleştirildi.

Törene CHP Yerel Yönetimlerden ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, STK’lardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bihlun Tamaylıgil, İçişleri Politika Kurulu Başkanı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, CAO Enerji ve Tabii Kaynaklar Politika Kurulu Başkanı ve İzmir Milletvekili Ümit Özlale, CAO Kültür-Turizm Politika Başkanı ve İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Politika Kurulu Başkanı ve Ordu Milletvekili Seyit Torun, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, İzmir Milletvekilleri Yüksel Taşkın, Ednan Arslan, Deniz Yücel, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, ilçe belediye başkanları, meclis üyeleri, ilçe başkanları ve çok sayıda partili katılım sağladı.

Whatsapp Image 2026 04 02 At 13.18.25

Özel’in konuşmasından satır başları şöyle:

“ÖMER GÜNEL BAŞKAN İLE BÜYÜK OTİZM ÇALIŞTAYI YAPTIK”

“Bugün 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü. Karşıyaka Otizm Merkezi’nin açılışını da yapacağız birazdan. Türkiye’de yaklaşık 1,5 ila 2 milyon arasında otizmli birey var. Yaklaşık 700 bini çocuk bunların ve yüzde 94’ü maalesef eğitimin dışında. Otizmli yurttaşlarımızın büyük bölümü ne eğitimde, ne istihdamdalar; maalesef evlerdeler. Görünmüyorlar, sistemin dışına itilmiş ve sistemin dışında bırakılmış durumdalar. Kimse aklından çıkarmasın, otizm bir eksiklik değil. Eksik olan devletin ya da yerel yönetimlerin yeterince onlara omuz vermemesi. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu konuya hem çok hassasız, hem çok hazırız. Biraz önce Türkiye’deki 15 kadar otizm derneğinin, konfederasyon başkanının başkanlığında bir heyetle sohbet ettik. Bir siyasi partinin yapmış olduğu en büyük farkındalık çalışmasıydı; geçen sene Aydın Kuşadası’nda, şu anda tutuklu olan Kuşadası Belediye Başkanımız Ömer Günel’in ev sahipliğinde bir büyük Otizm Çalıştayı yapmıştık. Çalıştayın çıktıları tüm Türkiye’de konunun tüm taraflarına yön gösterecek nitelikteydi. Türkiye’de otizm alanında örgütlü tüm yapıların en tepesindeki kuruluşun başkanının, o otizm çalıştayının sonuç raporuna, kitaplaşmış olan sonuç raporuna benden bir hatıra imzası istemesi ve ‘Burada yapılanlar, burada yazılanlar, burada ortaya çıkan hedefler olduğunda sorunun tamamen çözülmüş olacak’ demesi benim açımdan çok kıymetliydi.”

“MOLA EVLERİNİ TÜM TÜRKİYE’YE YAYGINLAŞTIRACAĞIZ”

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin otizm konusunda yarattığı farkındalık, hamleler olduğunda iktidarın ortaya koyduğu bizim de desteklediğimiz bir Otizm Eylem Planı vardı. Maalesef hayata geçirilmediğini, deyim yerindeyse rafa kaldırıldığını biz de gözlemliyorduk, bugün de doğrulandı. Erken tanıyı sistemin merkezine alacak, dolayısıyla otizmli bireyi eğitim almadığında hem kendisi açısından, hem de ailesi açısından çok zor bir hayat bekliyorken onları hayata kazandıracak… Ki bugün biraz önce Cemil Tugay, otizmli bir kardeşimizin büyükşehirde bir markette kasiyer olarak diğer çalışanlarla aynı şartlarda çalışıp çok daha başarılı olduğunu; ayın elemanı, yılın elemanı ödüllerine layık görülecek kadar işini layıkıyla yaptığını; para kazandığını, hem bir istihdam olanağı bulduğunu, hem de ailesine yük olmadan, hatta ailesinin yükünü taşıyarak çalıştığını ifade etti. Bu çok önemli bir örnektir. Her ilde Otizm Tanı Destek Merkezleri, her ilçeye Mola Evleri açacağız. Örnek olan Mola Evlerimizi tüm İzmir’e ve daha sonra tüm Türkiye’ye yaygınlaştıracağız. Otizmli bireyler için rehabilitasyon merkezlerimizi yaygınlaştırıyoruz. Sosyal hayatın ve üretimin dışına onları itmemek için engelli aylığını haneye değil; bireyin kendisine, kendi hesabına yatırıyoruz ve yatırmaya devam edeceğiz. Bunu bir ulusal projeye dönüştüreceğiz. Eğitim hakkını lütuf olarak değil, gerçek bir hak olarak tanımlıyoruz ve tüm yurttaşların hayatın içinde kalmasının garantisi olarak da bu yaklaşımı görüyoruz. Buradan hem otizmli bireyler için çalışanlara, hem onlarla birlikte çalışıp onlara istihdam ve rehabilitasyon olanakları yaratanlara, en çok da hayata bir otizmli birey olarak gelip, tüm hayatın zorluklarına kendi sırtındaki bu zorluğa rağmen gülümseyerek, cesaretle, umutla bakan tüm otizmli bireylere bu salondan kocaman bir dayanışma alkışı hediye ediyoruz. Ümit ediyoruz ki bundan sonra her 2 Nisan bir yıl öncesine göre Türkiye’de her şeyin daha iyiye gittiği, otizmli bireyler ve aileleri için de daha iyiye gittiği 2 Nisanlar olur. Biz de her sene aynı fikri takibi sürdürmeye devam edeceğiz.”

Whatsapp Image 2026 04 02 At 13.04.48

“TARİHİ YEREL SEÇİM BAŞARISININ ÜÇÜNCÜ YILINA BAŞLIYORUZ”

“Değerli İzmirliler milletin sandıkta tarih yazdığı, tarihi bir yerel seçim başarısının iki yıl sonrasında, 31 Mart’ın hemen ertesinde bir 2 Nisan günü üçüncü yıla hep beraber başlarken sizlerle birlikteyiz. İzmir’de büyükşehir belediye başkan adayımız dahil gösterdiğimiz 31 belediye başkanımızın 29’unun seçildiği; İzmir tarihinde tüm partilerden ve Cumhuriyet tarihi boyunca toplam altı kadın belediye başkanı varken, dokuz kadını aday gösterip, sekizini İzmirlilerin göreve getirdiği; yine 12 genç aday gösterip, 11’inin İzmirliler tarafından göreve getirildiği; İzmir açısından da tarihi, Türkiye nüfusunun da yüzde 65’ine, ekonomisinin yüzde 80’ine yerel yönetimlerde hizmet verme olanağını yakaladığımız, 411 belediyeyi kazandığımız, 15 büyükşehri ve 21 ilçe belediyesini kazandığımız, bizim dışımızda yedi bölgede il ve büyükşehir belediyesi olan başka bir partinin olmadığı, Cumhuriyet tarihi boyunca bir siyasi partiye nasip olmuş en büyük yerel seçim başarısını iki yıl önce hep birlikte başardık. Bu büyük başarıya emeği geçen ve bizi layık gören herkese yürekten teşekkür ediyorum. Tabii biraz önce kendisi kürsüdeydi. İzmir Büyükşehir’i de Cemil Tugay’a emanet ettik. Cemil Başkan iki yıl önce görev geldi ve o günden bugüne çalışıyor. Konuşmamım ilerleyen kısımlarında da bir - iki hatırlatmam, saptamam daha olacak bu konuda. Ama şunu hatırlatmak lazım ki Cumhuriyet Halk Partisi 2023 yılının mayıs ayında 100’üncü yılında Cumhuriyet’in, ikinci yılının ilk seçiminde büyük bir umutla hazırlandığı, seçmeninin kendisinden daha hazır ve daha motive olduğu bir süreçte 14 ve 28 Mayıs tarihlerinde bir seçim yenilgisi yaşamış; umutlar yerle yeksan olmuştu. Öğretmen evlerine emekli öğretmenlerin artık çıkmadığı, yolda karşı karşıya gelen iki üyenin birbirinin ikisi de yere baktığı için yüzünü görmedikleri, il ve ilçe binalarının boşaldığı, tenhalaştığı, herkesin adeta bir duygusal kopuş içinde siyasetten ve yaşama heyecanından koptuğu bir süreci yaşadık. O süreçte biz partimizin bir özeleştiri yapması gerektiğini, geleceğe dair bambaşka umudu örgütlemesi gerektiğini, aksi takdirde yerel seçimlerde büyük bir felaketle karşı karşıya kalacağımızı öngördük. Bu tüm kamuoyu anketlerinde de ölçülüyordu. Partinin kararsızlar dağıtılmadan oyu yüzde 13 ila 15 arasına gerilemişti. Kararsızlardan ziyade protesto oyu, tepki oyu, ‘Oy kullanmayacağım’ diyenlerin rakamları çok fazla artmıştı. Seçmen bizimle duygusal bağını koparmıştı.”

“BÜYÜK BİR BAŞARIYA ULAŞTIK”

“Orada ‘Cumhuriyet Halk Partisi gençleşecek. Kadınlara alan açacak. Cumhuriyet Halk Partisi iyi yönetilecek. Ölçme ve değerlendirmeye değer verecek. Vatandaşı duyacak ve dinleyecek. Ona iyi hizmet edecek. Cumhuriyet Halk Partisi değişecek ki Türkiye değişecek’ diyerek, genç bir ekiple yola çıktık. O ekip partimizde yapılan kurultayda Cumhuriyet tarihinde ilk kez seçime girme yeterliliği olan bir siyasi partinin Genel Başkanı’nı çoklu seçimle bir değişikliğe tabi tuttu, değiştirdi. Yaş ortalaması 42 olan bir Parti Meclisi’ne, yaş ortalaması 44 olan ve yarısı kadın, yarısı erkek olan bir Merkez Yönetim Kurulu’na görevi emanet etti. Döndük ve Atatürk'ten aldığımız emanete Atatürk gibi gençlere inanarak, kadınlara alan açarak ve bilime inanarak yaklaştık. Anketler yaptık. 350 bin anketle aday belirledik, 255 bin anketle adayları sahada takip ettik. Nasıl gittiklerini takip ettik. 15 günde bir, zaman zaman haftada bir uyarılarda ve önerilerde bulunduk. 31 Mart akşamı geldiğinde biz artık Türkiye’de büyük bir başarıya doğru gittiğimizi, verdiğimiz sözü tutmakta olduğumuzu biliyorduk. Neydi o söz? ‘Kurultayda nasıl 1970’lerde Ecevit ve genç ekibi girdiği ikisi yerel, ikisi genel dört seçimin dördünden de birinci çıktıysa, biz de girdiğimiz yerel ve genel tüm seçimleri birincilikle tamamlayacağız. Aksi takdirde bu görevlerde olmayacağız’ demiştik. Seçim yaklaşırken bazı televizyon programlarının kesitlerini şimdilerde izliyoruz. Biz saydıkça hangi illeri kazanacağımızı, karşımızdaki dost medya kuruluşlarının temsilcileri bile inanmıyor; ‘O kadar mı?’ diyor, soruyor ve şaşırıyordu. Dediklerimizden hiçbirinde geri kalmadık. Hatta ‘Sürpriz yapacağız’ dediğimiz Kilis’i, Kastamonu’yu, Kütahya’yı dahi kazandık, büyük bir başarıya ulaştık.”

Whatsapp Image 2026 04 02 At 13.18.27

“BİZ MÜCADELEYİ ZİHNİNDE KAZANMIŞ KADROLARIZ”

“O gün başarıya ulaşacağımızı biliyorduk ve arkadaşlara hep anlatıyorum. Bugün de burada ifade etmek isterim. Meseleden şu kadar emindik ve bu kadar emin olunca başarının geldiğini, gelecekteki başarılar için de görmek; o kadar kararlı, o kadar azimli, o kadar inançlı olmak lazım. Salonda çokça vardır geçmiş seçimde sandık görevlisi olan, bu seçimde de aynı görevi tekrar eden arkadaşlarımız. Normalde seçim akşamları belli bir saatten sonra Anadolu Ajansı, TRT, biraz da geride olduğumuz sandıklara da öncelik verdiği için, ama biraz da zaten sonuç yavaş yavaş da belirginleşirken hep şöyle mesajlar alırdı bizim sandık görevlileri. ‘TRT’den, yanlış kanallardan yapılan moral bozucu yayınlara, haberlere aldanmayın. Islak imzalı tutanağı alıp teslim edene kadar sakın moralinizi bozup da sandık başından ayrılmayın.’ Bu mesajın bana da geldiği oldu, gidişine şahit olduğum da oldu. Hep böyle gönlümün bir yerine, böyle hani kızgın bir demirin dağlaması gibidir. Bizim sandık görevlileri her seçim bu mesajı mı alacak diye. O yüzden hep aklımda vardı. Bir gün şu mesajı alacaklar diye. O mesajı Türkiye’de bütün sandıklar açıldıktan 20 dakika sonra bütün sandık görevlilerine attık. Birçoğunuzun cep telefonunda duruyordur. Mesaj şuydu: ‘Birazdan Türkiye’nin dört bir yanından çok güzel haberler alacaksınız. Sakın bu iyi haberleri görüp heyecanla sandıkları terk etmeyin. Islak imzalı tutanağı alıp ilgili yerlere teslim etmeden görevlerinizin başından ayrılmayın.’ Bu mesaj hazırsa, yani maçı -Lal burada mı- Mustafa Denizli’nin bir deyimiyle bir gece önce maçı zihninde kazandıysan ertesi gece sahada kazanıyorsun zaten. Biz maçı, mücadeleyi ve geleceği zihninde kazanmış kadrolarız. Eninde sonunda hep beraber kazanacağız.”

“ÇOK ÇALIŞMAK ZORUNDASINIZ”

Ümit Özdağ'dan Özgür Özel'e kritik çağrı!
Ümit Özdağ'dan Özgür Özel'e kritik çağrı!
İçeriği Görüntüle

“O gün göreve gelenlerden bir tanesi de Cemil Tugay’dı. Salondaki çok kıymetli 28 belediye başkanımla birlikte. O günden sonra bizim bu başarımızı gölgelemek için, bu yürüyüşe engel olmak için, ki ilk belediye başkanları toplantısında bu salondaki 29 kişiye şöyle söylemiştim: ‘Size bir anahtar verdiler. Kadınların çantasında, erkeklerin cebinde. Bu anahtarlar belediyenin ne kasasının ne kapısının anahtarıdır. Bu anahtarlar ne de şehrin altın anahtarıdır. Bu anahtarlar Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin ikinci yüzyıldaki iktidarının kapısını açacak anahtarlardır. İşte bu yüzden titiz, bu yüzden temiz, bu yüzden çok çalışmak, arkamda yazdığı gibi çok çalışmak zorundasınız. Bize seçmen bir kredi verdi. Verdiği kredi, alıp tüketelim diye verilmiş bir tüketici kredisi değildir. Bir seferlik. O yüzden kıymetini bileceğiz. Seçmen bize yatırımcı kredisi verdi. İki yıl sonra inceleyecek durumu. Yatırımcı kredisinde parayı veren banka yatırımın iyi kullanıldığını görüyorsa daha fazla kredi açmak ister. Kötü görüyorsa krediyi geri çağırır. Seçmen Türkiye’nin aydınlık geleceğine yatırım yapmıştır. Evlatlarının geleceğine yatırım yapmıştır. Türkiye’nin bundan sonra iyi yönetilmesine ve Atatürk’ten emanet, miras ve vasiyet gelişmiş ülkeleri yakalayıp da geçme vazifesine yatırım yapmıştır. Bu krediyi iyi kullanın’ dedik. Tabi bunun farkında olan iktidar, belediyelerimizi madden ve manen tüm olanaklarla silkelemeye başladı. Mesela en karikatür örneği Çanakkale’de. Çanakkale Belediyesinden kesecek bir şey bulamamış. Ama yolladığı paranın da yüzde 40’ını kesmek istiyor. Zaten giden paranın yüzde 40’ından fazlası da personele gidiyor. Böylelikle yatırım yapacak, hizmet yapacak bir alan kalmasın. Çünkü Çanakkale’de kesecek bir şey bulamamış. 62 yıl önce temelini Demirel’in attığı, 54 yıl önce, 55 yıl önce Ecevit’in açılışını yaptığı barajın parasını, bugünkü Çanakkale Belediyesi’nden 55 yıl sonra kesmeye başlıyor. Ki Çanakkale’ye gitmesin diye. İzmir’e gelmesi gereken paranın olabilecek en üst düzeyi kesiliyor. Biraz önce Sayın Tugay’ın anlattığı gibi, en doğru işi yapacaksın. Arıtma yapacaksın ki körfez kokmasın, arıtma yapacaksın ki deniz kirlenmesin. Ya da kentsel dönüşüm yapacaksın, depremde insanlar ölmesin. Ulaşımı rahatlatacaksın. Dışarıdan kaynak bulunuyor, ki AAA kredi notu var uluslararası kuruluşlarda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin. Bunda Cemil Tugay’ın da, bundan önceki tüm Büyükşehir Belediye Başkanlarının da inanılmaz emeği var. Ve alınan borçlar hep zamanında ödenmiş, hiçbir yükümlülük aksatılmamış. O yüzden AAA kredi notu durumu var. Millet İzmir’de yapılacak bir büyükşehir yatırımına para vermeye yurt dışından can atıyor. Ama burada o hizmetler olmasın diye imza atmayan, bakanlara ‘Aman ha imza atmayın’ diyenler, Cumhurbaşkanı onaylı büyük projeler için önüne set çekenler güya İzmir’i seviyorlar güya İzmir’in iyiliği için siyaset yapıyorlar.”

“İZMİR’E NE YAPILSA AZDIR”

“O yüzden iki yılda her şeye rağmen 42,5 milyar liralık hizmet yapıldı İzmir’e. Buca metrosu yüzde 50’yi aştı, 14 ilave istasyonla proje fuara kadar uzatıldı. 22 yeni tramvay alımı başladı, 45 yeni otobüs hattı açıldı, 125 yeni otobüs filoya katıldı. 3 deniz taşıtı filoya katıldı. 90 dakikalık ücretsiz aktarma imkanına geçildi. Gaziemir’deki o çok söylenen Hava Eğitim Yolu Taşıt Üst Geçidi, Karabağlar’daki Dostluk Bulvarı bağlantısı yapıldı. Bayraklı Akın Kıvanç Köprüsü yapıldı. 600 araçlık yeni bir filoya ilave yapıldı. 13 milyarlar liralık altyapı yatırımları yapıldı. İçme suyu, yağmur suyu, atıksu altyapılarına, görünmeyen yerlere dünya kadar yatırım yapıldı. 156 yeni su kuyusu ile susuzluk sorununa, ki biliyorsunuz tarihi bir kuraklık varken avuçlarını ovuşturanlar ve buradan bir kuraklık bekleyenler, Allah’a şükür çok iyi yağışlarla şu andan itibaren neredeyse seçime kadar yetecek kadar su barajlarda durdu. Bunun için de CHP başarısız olsun diye düşünenlerin gözyaşları da bu barajları birazcık daha doldurdu. Memleket yağmur duasına çıkanları çok görmüştü. Yağmur yağmasın duasına çıkanları da gördü. Kent lokantaları açıldı, gördük. İzmar Tanzim Satış Marketleri açıldı, ki Tansaş dediğimiz marka İzmir’den doğmuş. Tansaş tanzim satış mağazaları İzmir’den doğmuştur. Şimdi o ilk günkü ruhla yeniden İzmar Tanzim Satış Marketleri 21’e ulaştı, 42’ye ulaşacak gelecek sene. Süt dediğinizde binlerce, onbinlerce, 100 binlerce litre sütle övünüyoruz Türkiye’nin dört bir yanında. Ama iş patent sahibi İzmir’e gelince 6 milyon litre sütün dağıtıldığını, 12 milyon öğün yemek dağıtıldığını, 51 milyon lira sosyal destek sağlanması gibi büyük rakamlarla karşılaşıyoruz. Ekonomik kriz ailelerin belini bükünce, kreş ücretleri 10 bin liradan hak ettiği 25 in liraya 40 bin liraya gelmek yerine, 4 bin liraya düşürüldü. Yoksul ailelerin çocukları kreşlerden alınmasın diye. Ve işte sağlığında İlber Ortaylı’ya buraya bir kütüphane açtırma gibi vizyoner işlerden tutun da daha say say bitmez dünya kadar iş yapıldı. İzmir’e yeter mi? Yetmez. İzmir’in hak ettiği midir? Değildir. Çok daha fazlasını hak eder İzmir. İzmir beklentilerin yüksek olduğu, Cumhuriyet Halk Partisi’ne desteğin yüksek olduğu, seçmenin kusurumuz olsa günahımız olsa zaman zaman görmeden ya da cezalandırmadan arkamızda durduğu ve en zor zamanlarda da en muhteşem zaferi yaşadığımız zamanlarda da hep en iyisini Cumhuriyet Halk Partisi’ne vermiş, 31 adayın 29’unu seçmiş bir ilçedir. Aliağa’nın özel durumu herkesin malumudur. Oranın başarılı, genç ve hepimizin Aliağa’ya layık gördüğü, kıl payı ile Aliağa’yı kazanamamış belediye başkan adayımız da şu anda il başkanımızdır, Çağatay Güç. O yüzden İzmir’e ne yapılsa azdır. Ve İzmir için ne yapılıyorsa hedef daha fazlasını yapmaktır.”

“KİMSENİN EV SAHİBİ OLMA UMUTLARI BOŞA GİTMEYECEK”

“Tabi Genel Başkan olarak İzmir’de geldiğimizde dertlendiğimiz, hüzünlendiğimiz günler oldu, zamanlar oldu. Geçmişi vardı, günün gerçekleri vardı, üzerimize düşenler vardı. Neydi o? Aslında büyük bir iyi niyet hikayesi. 30 Ekim 2020’de İzmir’de yaşanan deprem, kentsel dönüşüm konusunda örneğin Ankara’da, başka şehirlerde meseleye başka yaklaşanların İzmir’e üvey evlat yaklaşımları. Ve bu noktada kentsel dönüşüm konusunda bir model arayışıyla İzmir kooperatifçilik modeli ile bir kentsel dönüşüm hikayesi yazmaya, bunu yapmaya niyetlendi. Bu konuda o dönem genel merkezimiz destekleriyle, yönlendirmeleriyle, o günkü Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer’in projelendirmesiyle birlikte. Bence çok doğru bir yöntem. Ama çok talihsiz bir süreçle karşılaştı. Öyle ki pandemi, ardından yaşanan hepimizin bildiği krizler, Türkiye’de yaşanan büyük 10 ilimizi vuran 6 Şubat depremi, inşaat maliyetlerindeki 10 kata kadar artışlar, kooperatife o günlerdeki verilen paranın maliyetin birini dörtte birini karşılamadığı bir zor noktaya bizi getirdi. Bu noktada işte İZBETON devreye alındı, birtakım işler yapılmaya çalışıldı, ilerlendi durdu derken, bir süreçle karşılaştık ki İzmir’de iyi niyetle çıkılmış bir işte iki ucu var. Bir; inşaatlar durmuş, mağduriyet var ve İzmirliler bu konudan mağdurlar, bu konudan rahatsızlar. Ve bu sorun bir büyük sorun olarak karşımızda duruyor. Diğer taraftan da bir bakıyorsunuz bu projeye emek vermiş olan insanlar ve siyasetçiler, bürokrat arkadaşlarımız hepsine birden operasyonlar ‘Vay efendim kooperatifçilik yoluyla dolandırdınız, şu oldu bu oldu.’ Çok krizli bir süreci birlikte yaşadık. Kriz ortaya çıktığı anda ben de İzmir’deydim, hep birlikteydik. Bu süreçten sonra görevlendirmeler yaptık, hem Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız, hem önceki dönem bu işi yapmış şimdiki politika kurulu başkanımız. Hem sevgili BihlunTamaylıgil ve genç milletvekili arkadaşlarımızdan oluşan ekipler geldiler, bu işin fotoğrafını çektiler. Cemil Tugay bürokrasisi bu konuda katkıya açık davrandılar. Cezaevindeki arkadaşlarımızı ziyaret ettik. Hem onların mücadelesine, mağduriyetlerine katkı sağladık. Hem onlarla birlikte çözüm arayışlarına girdik. Ve bir yol haritası belirledik. Çıktım dedim ki, bunu derken ben dedim ama hepimiz adına dedim. Ekibe güvendiğim için söyledim. Dedim ki ‘Bu mağduriyetleri bir şekilde çözeceğiz. Kimse Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendisine iyi niyetle önüne düştüğü bu yolda çukura düşmeyecek, parasını kaybetmeyecek, ev sahibi olma umutları boşa gitmeyecek. Bunu garantörü biziz’ dedik. Tabi aynı zamanda kooperatifçiliğin bir suç olmadığının altını kalın kalın çizdik. Yani kooperatifçilik yoluyla dolandırma falan. Dolandırıcılık suçunda bir dolandıran olacak bir de dolandırılan olacak. Bir yanda iyi niyetle ev sahibi olmak isteyenler. Diğer yanda onları ev sahibi yapmak isteyenler. Konulan paralar ama ilerlemeyen inşaatlar vardı. Buna bir model geliştirmek, çalışmak ve burada inisiyatif almak gerekiyordu. Bu noktada hem biraz önce de ifade edildi, Süleyman Bey’in ekibinin emekleri çok çok kıymetlidir. Hem başkanın ortaya koyduğu vizyon önemlidir. Hem de önceki dönemde bu işlerde yola çıkmış arkadaşların, ailelerin ve bu işten mağdur olmuş bürokratlarımızın sabırları önemlidir. Onların gösterdikleri dayanışma önemlidir. Geldiğimiz noktada İZBETON’da beş etaplık ve Egeşehir’de iki etaplık durmuş olan projelerde şimdi bambaşka bir noktaya geldik.”

“DEMOKRASİNİN TEPKİ VE PROTESTO REJİMİ OLDUĞUNA İNANIRIZ”

“Bu işi siyasi operasyon amacıyla kullandılar. Örneğin Muğla'da 1 milyon ağaç kesilecekken, Kazdağları’nda milyonlarca ağaç kesilecekken, İzmir Çeşme’de çevre katliamları yapılacakken, Urla’da kente karşı suçlar bakanlık eliyle işlenmeye çalışıldığında biz bunlarla mücadele ederken bir gün bir pankartın ucundan tutmayanlar, bir ağaca sarılarak karşısındaki testereye direnmeyenler, bir gün bakanlıkta işini çözmüşlerin yarımadadaki rant için sulanan ağızlarına karşı sivil toplumla verdiğimiz İzmir’i savunma mücadelesine destek olmayanlar, mağdurların duygularını sömürüp mahkemelerin görüldüğü salonların önünde onları nümayiş, protesto yapmaya teşvik edecek kadar dayanışmacı ve mücadeleci oldular. Buradan kastettiğim Adalet ve Kalkınma Partisi’nin istismarcı siyaset anlayışından başka bir şey değildir. Mağdur olup da yola düşene hiçbir şey diyemeyiz. Hakkı olup da hakkını arayana kimse bir şey diyemez. Biz demokrasinin tepki ve protesto rejimi olduğuna inananlarız. O yüzden de her protestocuyu dinledim. Her sesini yükseltene kulak verdik ve ‘Bu sorunu çözeceğiz arkadaşlar’ dedik.”

“AK PARTİ VE MHP DE DAYANIŞMA GÖSTERİRSE SORUN KÖKTEN ÇÖZÜLECEK”

“Şimdi bugün ikinci yılda buradayız, karşınızdayız. Şöyle bir durumla karşı karşıyayız. Büyükşehir belediyemizin İZBETON’daki beş etaptan dördünün inşaatlarına başladığı, bir etabın da önümüzdeki ay inşaata başlayacağının kesinleştiği bir evredeyiz. Bugün Örnekköy Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı dördüncü etaptaki ev sahiplerine burada anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz. Yılsonuna kadar bin 18 bağımsız birim teslim edilmiş olacak. Zaten gördünüz; inşaat bitmiş, ince işler aşamasında. AK Parti’nin ‘Gel, protesto et’ dedikleri şimdi ‘Allah razı olsun’ diyerek başkanımızdan, ekibimizden, Cumhuriyet Halk Partisi’nden memnuniyetlerini ifade ediyorlar. Diğer Egeşehir’deki iki etaplık proje var. Burada da sorunlar yaşandı. Çok büyük mesafe aldık. İki etapta da inşaatlara başlandı. Önümüzdeki yıl tamamı hak sahiplerine teslim edilecek. Bunların hepsinde evi alacaklarla teslim edecekler imzaları attılar, mutabakata vardılar. Sadece bir yerde imza atılmadı. Onun da sebebi AK Parti ve MHP’nin sayın belediye meclis üyelerinin ret oyu vermiş olmasıdır. Önümüzdeki toplantıda AK Parti ve MHP de artık bu işten kendilerine siyasi rant çıkmayacağını görüp hemşerileri ile dayanışma gösterirlerse bu imzalar da atılacak, sorun kökünden çözülecektir. Partinin Genel Başkanı olarak bu işleri yakından; haftalık demeyeyim ama ayda birkaç kez sorarak, ilerlemelerini takip ederek bu işi kendim ve partimiz açısından son derece önemli görüyorum. Bu sene, gelecek sene ve seçime kadar biz bu evlerin tamamını teslim etmek suretiyle büyük bir krizi, çünkü 10 kata varmış inşaat maliyetlerinin yarattığı bir krizi bir şekilde aşmış olacağız ve İzmir’e başımızı önümüze eğdirecek bir yanlış yapmamış olacağız. Bu bir anlayış, yaklaşım meselesi. Tepkiyi, protestoyu demokrasiye dahil görüp; mağduriyeti de bir başına değil, kamunun da katkıları ile ortadan kaldıracak bir şey olarak görmemiz lazım.”

“KAPIMI İLK ESENYURT KONUT MAĞDURLARI ÇALDI”

“Niye söylüyorum? 2011’de Meclis’e gitmişim. 2011’de Meclis’te ‘Manisa’dan ilk hangi muhtar gelecek, hangi arkadaşım ziyarete gelecek?’ derken 2011’de kapımı Esenyurt konut mağdurları çaldı benim. 2004’ten 2019’a kadar Esenyurt’ta AK Partili bir belediye başkanı vardı. Esenyurt’ta maketlerden satışlar yapıldı. O belediye başkanının, AK Partililerin gelip maket başında poz verdikleri; senin 18’inci katı aldığın ama apartmanın 12 katlı olduğu, üstündeki katların imarının olmadığı; ‘Sat, yaparız’ denilip başka yerlere, mahkemelere takılan; bir dairenin kat irtifakı kurulmaksızın noterden satış yöntemleri ile üç - dört kişiye satıldığı ve benim hatırladığım 30-35 bin olmayan konut var. Bunlar 2011’de bana geldiler ya 2015’te de İzmir’den seçilmiş olan milletvekillerimiz Murat Bakan’a, Ednan Arslan’a geldiler. Yeni milletvekillerine de. Hala gelip gidiyorlar ve bize diyorlar ki, her CHP’li şunu duymuştur; ‘Allah razı olsun hiç olmazsa dinledin. AK Partililere gidince kapıdan kovuyorlar. ‘Bana ne kardeşim almasaydın, sorsaydın’ diyorlar.’ Esenyurt’ta 35 bin konut mağduriyeti var. Ortaya çıkmasının en önemli sebebi kötü niyetli müteahhitler ama onlarla işbirliği halindeki AKP yerel yöneticisi, belediye başkanı ve üst düzey bürokrasisi. Adamları kapıdan kovuyorlar. Esenyurt konut mağdurları şöyle gezer Meclis’te; bakar eğer, CHP’li, DEM’li, İYİ Partili, Saadet Partili ise anlatır. AK Partilinin yanına girmezler. Çünkü demişler ki ‘Bunları almayın. Konuşurken video çekiyorlar ve bunlar yayınlanıyor, partiye zararı oluyor.’ Kapılar kapalı onlara. İstanbul’da sadece Esenyurt konut mağduriyeti yok. İşte Fikirtepe yıllardır konuşulur, nihayet ‘Bir miktar konut nisan ayında teslim edilecek’ filan. On binlerce aile İstanbul'un dört bir yanında. Sadece o değil ki. Gecekondusunu müteahhide vermiş; müteahhit kazmış, kaçmış. Kazdığı kaçtığı çukurda çocuklar boğuluyor 12 yıldır. Dönüp de ‘Ne oldu bu işe?’ diye bakmayanlar İzmir’de o inşaat maliyetleri arttığında küçük bir tökezlemeden kendilerine büyük siyaset kurdular. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi ile AK Parti’nin belediyecilik anlayışını da insana yaklaşımını da dosta gösteren, düşmanı da bu yüzden ürküten tüm kadrolarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Hepinizin eline, emeğine sağlık.”

“10 YIL KİRADAN AZ PARA ÖDEYİP KONUT SAHİBİ OLACAKLAR”

“Bugün sadece anahtar teslimi de yapmayacağız. Çok önemli projelerin temellerini atıyoruz. Türkiye’de ilk olan projeye İzmir Büyükşehir imza atıyor ve 3 bin 100 konutluk Egeşehir Menemen Konutları’nın temelini atacağız. 300 bin lira peşinatla buraya girilip 10 yıl kiradan az para ödeyip konut sahibi olacaklar. Bugün İzmir’de ortalama kira 30 bin lira. İzmir’de ortalama konut fiyatı da 6,2 milyon lira. Bu proje ile 19 bin lira, 26 bin lira, 29 bin lira; yani 1+1, 2+1, 3+1 için her birisi ortalama kiranın altında paralar ödeyerek 10 yılın sonunda kendi evine sahip olacak insanlar. Bu 3 bin 100 konut önümüzdeki yıl teslim edilecek. Yani barınma sorununa son derece iddialı ve herkesin hevesle, heyecanla yaklaştığı bir proje var. Projenin yüzde 10’u da belediyeye kalıyor. Kalanlar da kiralık sosyal konut olarak verilecek. Bu da çok kıymetli bir iş. Tabii işin diğer kısmı öğleden sonra Çeşme’de Sayın Genel Başkanımız Murat Karayalçın’la; Türkiye’de kentsel dönüşümün atası, babası, mimarı, öncüsü ve Ankara’daki o muhteşem projeleri ile tüm Türkiye’de anılan, ‘kentsel dönüşüm’ deyince akıl danışılan Murat Karayalçın’ın önderliği, Lal Denizli’nin heyecanı ve emeği ile orada kiralık sosyal konutta bir model ortaya koyacağız; ‘Çeşme modeli’ni. Bu model Türkiye’de iktidar olduğumuzda Türkiye’ye model olacak. Onun ayrıntılarını o proje sırasında anlatacağım.”

“İZMİR’E HİZMET ETMENİN GURURU İLE AÇIYORUZ”

“Bugün buradaki törenin kapsamında Dikili’deki itfaiye hizmet binasının temelinin atılması, 455 milyonluk Şemikler Üst Geçidi’nin temelinin atılması… Detayını anlatmıyorum; yolları ne kadar kısaltıyor? Siz videoyu izlediniz. Beş kilometrelik yolun bir kilometreye düşüp yarım saat süren ulaşımın beş dakikaya düşeceği Şemikler Üst Geçidi, yarım milyar liralık. Onun temelini, Çiğli Köprüsü’nün temellerini, Dikili İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi temelini, Aliağa Yenişakran İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi temelini, Bornova aktarma merkezinin temelini, Bornova Aşık Veysel Kütüphanesi’nin temelini, Karşıyaka Örnekköy’dekicemevinin temelini, Kemer Langar Futbol Sahası’nın temelini hep birlikte birazdan burada atacağız. Bekliyorlar heyecanla oradan, ben görüyorum. Siz görmüyorsunuz. Ayrıca Karabağlar’da Yurtoğlu Engelli Merkezi’ni açıyoruz. Beş ilçemizde İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezleri açıyoruz bugün. Diyabet farkındalık merkezi açıyoruz. Karşıyaka Otizm Etkinlik merkezini açıyoruz bugün. Psikolojik destek birimimizi açıyoruz. Geriatri merkezimizi açıyoruz. Stüdyo Kültürpark’ı açıyoruz: Hasan Ali Yücel Kütüphanesi’ni açıyoruz. 4 kap yemeğin 50 lira olacağı altıncı kent lokantımızı açıyoruz. İzmir Mutfak Müzesini açıyoruz. Ayrıca bir bağlantı yolu, bir üst geçit, Sevgiyolu sokak düzenlemeleri ve 154 araçlık bir otopark açıyoruz. Bunların tamamını, çok daha iyilerine layık olan İzmir’e verdikleri oya layık olabilmek için, tüm engellemelere rağmen onlara yaptığımız, hizmet etmenin gururu ile açıyoruz.”

“İZMİR’İN TARİHİ YAPILARINA ÇÖKMEYE ÇALIŞIYORLAR”

“Bir yanda belediyelerimiz bu hizmetleri veriyor. Ama birileri de diğer taraftan İzmir’in tarihi yapılarına çökmeye çalışıyor. Şunu söyleyelim. Meslek fabrikasını, Egemenlik Evini, Namazgah Hamamı ve Gasilhane’yi büyükşehirden Vakıflar Genel Müdürlüğüne almaya çalışıyorlar. Oysa buraları büyükşehrimiz ticari değil eğitim, kültür ve hizmet amaçlı kullanıyordu. Buraları alacaklar ve bu hizmet, eğitim ve kültürden kim bilir nasıl bir başka işe yönlendirecekler. Ama işin kökünü söyleyeyim. Yani bunu niye yapıyorlar. Esas mesele Galata Kulesi arkadaşlar. Galata Kulesi İstanbul’un Cenevizlilerden kalma, fevkalade önemli bir tarihi eseri. İnanılmaz ziyaretçi alıyor. Mahir Polat’ın emekleriyle yapılan restorasyonlarla da çok güzel bir hale geldi. Bir de Yerebatan Sarnıcı var. Türkiye’ye gelen her turistin gördüğü bir yer. Buralar inanılmaz ziyaretçi alıyorlar. Yabancı turistten özellikle, yerli ve yabancı turistten inanılmaz bir gelir elde ediyorlar. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerini aksatmak için Belediye Başkanını, Cumhurbaşkanı adayımızı tutukladılar ya, belediye başkanlarımızı tutukladılar ya o Beyoğlu’nun Belediye Başkanı da Şişli'nin de, Beşiktaş’ın da büyükşehrin de belediye başkanları tutuklu ya. Silkeleyerek bütün paralarına el koydular ya. Haciz, maciz her şeyi yaptılar ya. Yetmiyor. ‘Buradan para gidiyor. Buraya el koyalım. Yerebatan Sarnıcı’na el koyalım.’ Bunlara el koymaya çalıştılar. Mahkeme ‘Koyamazsın’ dedi. Geçen ay kanun çıkardılar arkadaşlar. ’Bir yapının tarihinde bir çivi kadar vakıf izi varsa, o vakıf şu anda yoksa, bunu Vakıflar Genel Müdürlüğüne aktaracaksınız’ diyorlar. O yapıya yıllardır İzmir, İzmir’in her partiden belediye başkanları gözü gibi bakmış. Halkın hizmetinde tutmuş ve Namazgah Hamamı, Egemenlik Evi, Meslek Fabrikası duruyor. Şimdi bunları Vakıflar Genel Müdürlüğüne alacaklar. Ondan sonra oraları bildikleri gibi yapacaklar.”

“PASAPORT İSKELESİ’Nİ ENSAR VAKFI’NA VERMEYE NİYETLİYDİLER”

“İzmir’de yerel seçimler öncesinde konuşurken söylemiştim. ‘CHP’nin vizyonu ve planı nedir? AKP’nin vizyonu ve planı nedir?’ diye. İstanbul’da Adalar’da, Adalar vapur iskelesinin üst katı var. Düşünün Adalar’da bir vapur iskelesi gözünüzün önüne getirin. Üst katını getirin. Manzara ne? Dünyanın en güzel manzarasına bakıyor. Diğer adalara ve İstanbul’a bakıyor. O kamera açısı dünyanın hiçbir yerinde yok. Orayı nereye versen, olabilecek en yüksek kirayı alırsın. En yüksek kirayı alırsın ya da oraya bir belediye restoranı yapsan, dünyanın en zengin adamının gelip de örneğin 30 bin lira hesap ödeyeceği yerde, 300 liraya akşam yemeği yedirtirsin, 200 liraya akşam yemeği yedirtirsin. Oraya resim atölyesi açsan, gencecik ressamlar dünyanın en güzel resimlerini çizerler. Ne yaptı AK Parti onu? 25 yıllığına TÜGVA’ya vermiş. 25 yıllığına. Eğer İzmir’i tabii ki İzmirliler, meselenin farkında onlara vermedi ve vermeyecek ama örneğin İzmir’i AK Parti’ye verseydik, onlar Pasaport İskelesi’ni Ensar Vakfı’na vermeye niyetliydiler. İzmir AK Parti’de olsaydı, Karşıyaka İskelesi TÜGVA’da, Asansör Okçuluk Vakfı’nda olacak. Mahdumun Okçuluk Vakfı’nda. Paraşüt Kulesi’ni İlim Yayma Vakfı’na vermeleri an meselesi bile değildi. AK Parti kazansaydı, bugün burada 14 tane açılış yerine 14 yerin, yeşil alanın imara açılışını yapıyor olacaklardı sessiz sedasız. Bugün burada 10 tane hizmet binasının temelini atmak yerine, 10 tane gökdelen temeli atılıyor olacaktı yandaş müteahhitler tarafından. O yüzden bir şehri seviyorsanız, o şehri sevenlere emanet etmekle çok doğru yapıyorsunuz arkadaşlar.”

“SOSYAL BELEDİYECİLİKTE TARİH YAZIYORUZ”

“Son sözüm; tüm engellemelere, rağmen tüm silkelemelere, tüm hukuki saldırılara, tüm alçaklıklara rağmen dimdik ayaktayız. İki yıl önce hedef vermişiz. Demişim ki Gökan Zeybek burada. ‘1000 kreş, yani okul öncesi eğitimini kastetmiyoruz. Halk arasındaki kreş lafıyla, çocuk etkinlik merkezi. 1000 kreş, 100 tane de öğrenci yurdu.’ Niye? İstanbul’u aldığımızda ikisi de sıfırdı. Niye? ‘Kreşe ne gerek var? Kadının işi çocuğu doğurmak, çocuğu bakmak, varsa yaşlıya, engelliye bakmak. Kreş neyin nesi? Otursun evinde. Yurt? Yurt lazımsa onu verecek bir kurt bulunur. O çocuğu alıp da, o çocuğun beynini yıkayacak, zihnini yıkayacak ve bir takım tarikatların, cemaatlerin yurtları bulunur. Ne gerek var devletin yurt işine girmesine?’ ‘1000 tane öğrenci çocuk etkinlik merkezi ve 100 tane de öğrenci yurdu’ demiştik. İkinci yılın sonunda İzmir’de 10 yaşında gelip de 17 yaşında gittiğim, 18 yaşında gelip 22 yaşında gittiğim, dönüp gelip askerliğimi yaptığım İzmir’de Cumhuriyet Halk Partisi gururla sunar: 801 kreşimiz, 77 öğrenci yurdumuz açıldı bile. Silkeleyenlere inat, saldıranlara inat, hapislere, mahpusluklara, bedel ödeyen arkadaşlarıma selam olsun ki; yüzde 80 kreşlerde hedef tutmuştur. Öğrenci yurtlarında yüzde 77’deyiz. 172 kent lokantasıyla düşük gelir seviyesindeki insanların kursağındayız. Aşevlerimizle yoksulun evindeki sofradayız. 173 Halk Market, Halk Mandıra, Halk Ekmekle vatandaşa üçte biri fiyatına peynir verebilmenin, yarı fiyatına kıyma, kuşbaşı verebilmenin, bu zorluklarda bu mücadeleye, bu yaşam mücadelesine bir nebze olsun omuz verebilmenin onurundayız. Cumhur İttifakından belediyeleri devralmadan önce temel propagandaydı. ‘CHP’ye verirsen maaşı keserler, yardımı keserler.’ Tam net rakam söylüyorum. AK Parti döneminin 4,6 katı sosyal yardımla tarih yazıyoruz sosyal belediyecilikte.”

“İYİ Kİ İZMİR, İYİ Kİ CHP’NİN AMİRAL GEMİSİ, SANCAK GEMİSİ VAR”

“Onun için saldırılar, sonuna kadar çok kötü niyetli çelme çakmalar ve engel olmaya çalışanlara rağmen bilhassa İzmir’de dünya siyaset tarihinin en büyük algı operasyonlarına, ‘CHP şunu yapamıyor, bunu yapamıyorlar’a rağmen çok önemli işleri çok zor şartlarda yaparak hem geçmişten gelen zorlukları, eksikliklerimizi kapatarak, hem geleceğe önemli adımlar ve temeller atarak, hem de o günlerde hangi kente sahip olduğumuzun, hangi kente hizmet ettiğimizin bilincinde olarak buradayız. İzmir’de olmaktan, böyle bir ekiple çalışıyor olmaktan, böyle güzel bir kentin böyle güzel insanlarına hitap ediyor olmaktan çok büyük memnuniyet duyuyorum. İyi ki İzmir var, iyi ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin amiral gemisi, sancak gemisi ve iyi ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin çok sevdiği bu güzel şehir var. Hepinizi ayrı ayrı kucaklıyorum. İyi ki varsınız, çok daha güzel günleri sizin sayenizde Türkiye görecek. Sevgiler, saygılar sunuyorum.”

Özel’in iki günlük programı ise şöyle:

2 NİSAN 2026, PERŞEMBE
11:00 - 12:30
İzmir Büyükşehir Belediyesi Toplu Açılış | Temel Atma | Sosyal Konutlar Temel Atma ve Örneköy Kentsel Dönüşüm Anahtar Teslim Töreni
Yer: Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi

12:45
Ziyaret: İl Başkanlığı
Yer: CHP İzmir İl Başkanlığı

15:30 - 16:30
Açılış: Urla Toplu Açılış Töreni
Yer: Urla - Cumhuriyet Meydanı

17:00 - 18:15
Çeşme Belediyesi Kiralık Toplu Konut Temel Atma Töreni
Yer: Çeşme - Reisdere Mevki

3 NİSAN 2026, CUMA
12:00 - 13:00
Öğle Yemeği: Romanlarla Buluşma
Yer: Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi

15:00 - 16:00
Açılış: Konak Ferdi Zeyrek Gençlik Merkezi
Yer: Çınarlı Mahallesi, Konak