Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- Danıştay kararı ile iptal edilen ve bakanlık tarafından yeniden gündeme getirilen Çeşme Turizm Projesi yeniden kent gündeminde tartışılmaya başlandı.
AK Partili siyasilerin sık sık gündeme getirdiği Çeşme Turizm Projesi’ne Türkiye Komünist Partisi tepki gösterdi. TKP İzmir İl Başkanı Tuğçe Sezen Gedik, projenin yalnızca Çeşme’yi değil Alaçatı, Ildır ve Urla Zeytineli’ni kapsayan geniş bir alanı içerdiğini hatırlatarak, büyük bölümü kamuya ait olan ve önemli kısmı “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” statüsündeki bölgede yapılaşmanın önünün açılmak istendiğini ifade etti.
PROJEYİ ALLAYIP PULLAYIP CHP’Lİ BAŞKANLARLA TOPLANTI YAPIYORLARDI!
Tuğçe Sezen Gedik açıklamasında, “Çeşme Projesi” ilk olarak 2019 yılında kamuoyuna duyurulmuştu. AKP’liler yine projeyi allayıp pulluyor, hatta dönemin CHP’li belediye başkanlarını da yanlarına alarak toplantılar yapıyorlardı. Adı “Çeşme Projesi”ydi ama sadece Çeşme ile sınırlı değildi; Alaçatı ve Ildır’ı da kapsıyordu. Urla’dan Zeytineli’ni de içine alıyordu. Yaklaşık 16 bin hektara ulaşan bu proje alanı, neredeyse Çeşme’nin yarısı büyüklüğündeydi. Proje alanının %55’i ise yasaların üzerinde herhangi bir yapı yapılmasına izin vermediği “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” statüsündeydi. Önce alanın sit derecesini düşürdüler. Ardından Dubai’deki adalara benzer tasarımların görsellerini piyasaya sürdüler. Kurulacak otellere teşvikler verileceği ve arazi tahsisleri yapılacağı konuşuldu. Öyle ki tahsis edilmesi düşünülen proje alanının %97’si kamuya aitti” dedi.

ULTRA ZENGİNLERİN TATİL KEYFİ
Turistik tesislerde su tüketiminin, evsel tüketimin yaklaşık 5 katı olduğunu dile getiren Gedik, “Çeşme’nin zaten su krizi yaşadığı düşünüldüğünde, Çeşme’ye içme suyu sağlayan Kutlu Aktaş Barajı ile Karareis Barajı’nın kapasitesinin yetersiz kalacağı da açıktı. Su sorununa çözüm olarak sunulan “Deniz Suyu Arıtma Tesisi” ise büyük yatırım ve işletim maliyeti gerektiriyordu. Tüm bunlar ultra zenginlerin tatil keyfi için yapılacaktı. Tıpkı bugünlerde İsrail’in yıkıp yok ettiği Filistin’i bir tatil adası hâline getirmeye çalışanlar gibi… Ultra zenginler tatil yapacak, turizm patronları 12 ay boyunca zenginleşecek, İzmir halkı ise sadece ucuz iş gücü olacaktı. “Çeşme Projesi”, toplumsal tepkilerin ve açılan davaların sonucunda rafa kaldırılmıştı. TMMOB’un açtığı dava ile sit statüsünün küçültülmesi kararı iptal edildi. Ayrıca hem sit değişikliğinin iptali için açılan davalarda hem de Resmî Gazete’de yayımlanan “Çeşme Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi” sınırına ilişkin açılan davalarda bilirkişi raporları, projenin teknik ve bilimsel olarak da mümkün olmadığını açıkça ortaya koydu. Buna karşın şimdi “Çeşme Projesi” yeniden gündemde” ifadelerine yer verdi.
İNAN, İZMİR’İN KADERİNİN İZMİRLİLERİN ELİNDE OLMASINDAN RAHATSIZ
AK Parti Milletvekili Eyüp Kadir İnan’a tepki gösteren TKP’li Tuğçe Sezen Gedik, “Bu projeyi “İzmir’in kaderini değiştirecek devasa proje” olarak ifade ediyor. Çünkü İzmir’in kaderinin İzmirlilerin elinde olmasından rahatsız. Çünkü İzmir’in kaderinin yabancılara hizmet edecek, onların zenginliklerine daha fazla zenginlik katacak biçimde şekillenmesini istiyor. Çünkü ultra zenginleri seviyor; halkı ise zenginlere hizmet edecek bir güç olarak görüyor. İzmirlilere de bunu bir müjde gibi sunuyor. Halkın cebine giren ücretlerin düştüğü bir dönemde, AKP’nin büyük sermayeyi memnun etmek için projeler üretmesini başka türlü değerlendirebilmek imkânsız” dedi.
AK PARTİ NE YAPIYORSA PATRONLARIN ARZU ETTİĞİ ŞEKİLDE YAPIYOR
Tuğçe Sezen Gedik açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi.
“AKP, zenginleri memnun etmek için birçok endemik bitki türünü ve yaban hayatını yok etmek istiyor. Ayrıca altyapıyı, başta Çeşmeliler olmak üzere İzmir halkı için yetersiz hâle getiriyor. Artan toprak rantı, yarımadada doğal ve tarımsal alanları yapılaşma baskısı altına alıyor. Başta kiralar olmak üzere gündelik yaşam, emekçilerin yaşayamayacağı bir pahalılığa mahkûm ediliyor. Özetle AKP ne yapıyorsa patronlar için ve patronların arzu ettiği şekilde yapıyor. “Çeşme Projesi” de ultra zenginler için gündeme getirilen, sermayenin kazanacağı ve İzmirlilerin ise kaybedeceği bir projedir. Bu nedenle bu projeye itiraz edilmeli, projenin yapılması engellenmelidir. İzmirli olmanın gereği budur.”




