Değerli okuyucularımın, İzmir’’in kültür hayatıyla olan alakamı Sabetay Sevi Müzesi ile sınırlı sanmalarını istemem doğrusu. Geçtiğimiz günlerde İBB’’nin düzenlediği İzmir Kültür Çalıştayı’’nı da takip ettim.’¶ Toplantıya davetli olmamakla birlikte, katılımcı dostlarla görüş alışverişinde bulunduk.
Merak etmeyin ’“Neden Hüseyin Yavuz Kültür Çalıştay’’ına çağrılmadı?Karşıyaka’’yla ilgili, dedemin anlattığı ne hatıralar var bende. Hatta dayımın matbaasında hatıra binaen bu konuda bir kitap bile bastırdım. Çağrılmamış olmama, çok ama çok alındım. Hepinize küstüm’” demeyeceğim.

Kenar mahalle stand up’’çısının ’“looser journalist’’’” ve ’“Küçük Emrah’” karışımı ağlak sahne performansı bize yakışmaz.

İzmir’’de kültür ve sanatın gelişmesine katkıda bulunacak Çalıştay’’a, kamuoyunun olumlu tepki göstereceğini düşünmüştüm. Oysa konuyu gündeme getirenlerin kahir ekseriyeti, katılımcıların seçilme kriterleri üzerinden konuya yaklaştılar.
Bu eleştirilerin en sevimlisi Yenigün Gazetesi’’nin değerli yazarı Hasan Tahsin Kocabaş’’a ait olanıydı.

Bana göre Hasan Tahsin İzmir Medyası içinde, sadık okuyucu kitlesine sahip, kendi gündemini yaratabilen, az sayıdaki gazeteciden birisidir. Çeşitli sebeplerle yayını sona erdirilen televizyon programı, yerel televizyon kanallarının işlevinin ne olması gerektiğinin anlamamız açısından başarılı bir örnekti.

Kendisinin tam olarak anlatmadığı veya anlatamadığı ama biz okurlarına zaman zaman ipuçlarını verdiği nedenlerle ’“Sabah Resimleri’” yayından kaldırıldı. Dilerim gene ekran aracılığı ile izleyicileriyle buluşur. Özellikle programın sona ermesinin yıldönümü olan her 8 Nisan’’da kaleme aldığı anma yazılarında, incelikli duyarlılığın mümtaz örneğini görürsünüz.

Naif, kırılgan hali ve buna karşın aksiyon insanı cabası hep dikkatimi çekmiştir. İzmir’’in ihtiyacı olan bir gazetecidir.

Ben kendisinin iyi bir okuyucusu sayılırım. Uyku tutmayan, yapacak daha iyi bir şey bulamadığım bir gece, sabaha kadar, 17 Nisan 2006’’dan bu yana bütün yazılarını okumuşluğum vardır.

İzmir Kültür Çalıştay’’ı üstüne Hasan Tahsin’’in yazdıklarını okuyunca, külliyatı hatmettiğim o akşamdan kalan bir cümleyi hatırladım. Değerli yazarımızın, hemen her milli bayram öncesinde, yazılarında küçük değişikliklerle şu cümle geçer.

’”Kent Arşivi Müdürü Oktay Gökdemir ve Haluk Işık nerede bu kutlamalarda?’“

Bu bana, çocukluğumuzun masallarında, farklı versiyonları olan, bir prensin-prensesin kendisini öpüp, kötü büyücünün büyüsünden kurtarmasını bekleyen, edilgen kahraman metaforunu hatırlattı.

Kadirşinas Hasan Tahsin yıllardır arkadaşları için elinden geleni yapıyor. Ancak anlaşılıyor ki bu kahramanları prens öpmeyecek. Üstelik basın yoluyla, Büyükşehir belediye başkanına diz çöktürmeye çalışmak çok akıllıca değil. Benzer yazılar İzmir’’in unutulmaz başkanları, Yüksel Çakmur ya da Priştina’’ya yazılsaydı, sonuç bambaşka olurdu. Ne mutlu bizlere ki, Aziz Kocaoğlu kendine mahsus, mülayim bir yönetim anlayışına sahip olduğu için kimsenin canı yanmıyor.

Önümüz kış. İşsizliğinin ne demek olduğunu, Hasan Tahsin iyi bilir. Arkadaşlarının kariyerlerinde ilerlemeyi basın yoluyla tesis etmek istemesini anlayabiliyorum. Ancak bu iyi niyetli çabadan, kötü bir sonuç çıkarsa, biz okurları da kendisi de üzülür. Ben derim ki artık Hasan Tahsin, olur olmadık zamanda Haluk Işık ve Oktay Gökdemir ismini ortaya atmasın. Biz okuyucular kendisinden yeni isimler bekliyoruz.

Oktay Gökdemir’’i, Buca Belediye Başkanlığı’’na önce aday olup sonra basın açıklaması yapıp, geri çekildiği dönemde, Oğuz Oyan’’la akrabalık ilişkisi, Aziz Kocaoğlu’’nun hışmından korumaya yetmişti. O dönem Aziz Kocaoğlu’’nun CHP’’den adaylığının bıçak sırtında olması, konjonktürel bir avantaj sağlamıştı. Ancak önümüzdeki seçimlere daha çok var. Üstelik Aziz Kocaoğlu’’nun aday olup olmayacağı da belli değil. CHP’’de Büyükşehir Belediye başkanlığı için şimdiden çalışmaya başlayan ekipleri hepimiz biliyoruz.

Haluk Işık’’ın da yüksek makamlarda bir koruyucu meleği yoksa işi zor. Öyle Büyükşehir Belediye Başkanı’’na gazeteci baskısıyla iş yaptırmak. Aman diyeyim dikkat!
Sevgili Hasan Tahsin’’in külliyatını bir gece de okumuş bir büyüğü olarak, Büyükşehir Belediyesi’’ne, kültür işlerinde arkadaşları için kariyer danışmanlığı yapmak dışında, yazılarında dikkatimi çeken ikinci husus, sık sık Aziz Kocaoğlu’’nun halkla ilişkilerine ve halkla ilişkiler danışmanlarına yer vermesi. Bu kadar manüplasyonun, sokağın gözünden kaçmayacağını herkesten daha iyi bilmeli.

Aziz Kocaoğlu’’nun son seçimde aldığı oy oranına bakarsak, eleştirdiği halkla ilişkiler, ya çok iyi çalıştı ya da Aziz Kocaoğlu’’nun halka ilişkilere ihtiyacı yok. Kendi işini, kendisi çok daha iyi yapıyor.

Bizim oralarda ’“ne kadar gülsem oynasam da aklım eski oynaşımda’” diye bir söz vardır. Kendisinin yazılarında anlattığı, kısa danışmanlık günlerinin hatırasını unutamadığını düşünenler olabilir.

Ben kişisel olarak böyle düşünmesem de, Hasan Tahsin halkla ilişkiler mevzusuna bu kadar yüklendiğine göre, kendine yer mi arıyorlar diyenler var. Üstelik bu aralar gazeteciler arasında danışmanlık işleri bu kadar konuşulurken, ilçe belediyelerine transferler olurken. Ama hepimiz biliyoruz ki, Hasan Tahsin, bu mesleği bırakıp da, danışmanlık filan yapmayı aklından bile geçirmez.

Bu türden saçma fikirleri ileri sürenlere, Hasan Tahsin istese, Başkan’’ın arabasında ya da İZFAŞ’’ta kamelyanın altında bu işi hallederdi diyorum. Ancak ahalinin ağzı torba değil ki büzesin. Bıraksan, dinlemeye teşne olsan, aslı astarı olmayan neler anlatacaklar. Şimdilik onları boş verelim.

Hasan Tahsin’’in gür sesine, bağımsız ve tarafsız kalemine İzmir Basını’’nın ihtiyacı var. İnşallah önümüzdeki günlerde kendisini televizyonda belagat sanatını konuştururken izleme fırsatı buluruz.

Kültür Çalıştay’’ı diye başladık nerelere geldik. Neyse bu kültür Çalıştayı’’nın önümüzdeki günlerde tekrarı var. Kalan lafımızı da oralara saklayalım’…