Cumhuriyetimiz'in dünü ve bugününü anlamak, yarınlarımız anlamak için şarttır. ’¶
DÜN
Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Kasım 1922'de aldığı tarihi kararında, saltanata son vermiştir. Bu tarihi kararın da açık bir belirtisi olarak, 1921 Anayasası ile yeni siyasal rejime geçilmiştir. Ancak, Cumhuriyet resmen ilan edilmemiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Nisan 1923'te seçimlerin yenilenmesine karar vermiş ve yeni kurulan Meclis, Lozan'da elde edilen antlaşmayı onaylamıştır. Lozan Barış Antlaşması'nın kabulü ve 6 Ekim 1923'te Türk ordusunun İstanbul'a girmesi ile Türk vatanının bütünlüğü gerçekleşmiş ve böylece bir devir kapanmış ve yeni bir devir açılmıştır. Siyasal rejimin 23 Nisan 1920'den itibaren kaydettiği gelişmelere uygun devlet şeklini bulmak da bir zorunluluk haline gelmiştir.

Cumhuriyet'in Kabulü 25 Ekim 1923 günü gelişen bir kabine bunalımı, Büyük Millet Meclisi'nde çalışma güçlüğünü ortaya çıkardı. 28 Ekim 1923 günü akşamına kadar kabine kurulamaması üzerine, Gazi Mustafa Kemal Paşa, Çankaya köşkünde yemek sırasında arkadaşlarına; "Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz" diyerek görüşünü açıklamıştır. 29 Ekim günü Halk Fırkası Meclis Grubu’’nda, Bakanlar Kurulu’’nun oluşturulması konusunda tartışıldı. Sorun çözülemeyince, Gazi Mustafa Kemal Paşa'dan düşüncelerini açıklaması istendi. Mustafa Kemal Paşa, bunalımdan çıkış yolunu Anayasa’’nın değiştirilmesi zorunluluğu ile açıkladı. Cumhuriyetin ilanını hedefleyen tasarıyı da grubun bilgisine sundu.

Grupta cereyan eden uzun müzakereler sonunda, Cumhuriyet’’in ilanı kabul edildi. Parti Grubu'ndan sonra, Meclis toplanarak hazırlanan kanun tasarısını aynen kabul etti. "Yaşasın Cumhuriyet" sesleri arasında gece saat 20.30'da Cumhuriyet ilan edildi.
BUGÜN
Yaşanmış olan bu süreçlerin sonrasında elimize almış olduğumuz ve yıllarca da birlik ve beraberliğimizi sağlayacak olan devletimiz bugün hala dimdik ayakta kalmaya çalışmakta. Yalnız Türkiye Cumhuriyeti’’ni içerde ve dışarda kıstırmaya çalışan bedbahtlar var,
Demokrasi kavramını içine sindiremeyenler ülkemizde iktidara gelmiş durumda
Bilimgüder yapıdan uzaklaştırılmaya çalışılan bir ülke olduğumuz apaçık ortada
Ekonomik bunalım insanları bunaltmış her köşede bir kap-kaç, her gün yeni bir cinnet haberi yeni bir cinayet vs. almış başını gidiyor.
Tartşılmayacak olan milli bütünlüğümüz tartışılmaya açılmış durumda.
IMF denen zehir kanımızın son damlasına kadar işlemiş.
AKP iktidarının yanlış politikalarının sonucu Vakıflar Kanunu çıkmış ve yarın oluşacak olumsuzluklarının temeli atılmış durumda.
GAP’’ı unutmuş bir iktidar bunlar yetmezmiş gibi Güneydoğu Anadolu’’yu bir kere daha karıştırmaya başladı.
Tarım Politikası diye bir kavram hayatımızdan uzaklaştı son 7 yılda çiftçiliği bırakanların sayısı neredeyse son 30 yıllık süreçteki sayıya denk geldi.Yalnız özellikle belirtmek isterimki göstermelik yapılan açılımların içinin ne kadar boş olduğu çiftçilerin durumundan anlaşılmakta.
Sağlık politkalarımız parası olana sağlık anlamı taşıdı.
Eğitimdeki sistemsizlik yine para egemen bir konjoktüre oturtuldu. Düzenli sınav sistemi herkesi dershanelere bağımlı yaptı çünkü; bilim yuvası olan okullarımızda eğitim koordine ve kontrol edilmemekte. Araplar ülkemizde önemli imtiyazların sahibi oldu.
Çok büyük emekler verilerek oluşturulmuş önemli devlet kurumları pervasızca özelleştirildi, ne kar gözetildi ne de milli bir politika. Amaç sadece ülkemizde egemenliğimizi yabancılaştırmaktı.
Aslında o kadar şey var ki yazılacak ama insanın içi kararıyor.
YARIN
Evet asıl bizim için önemli olan yarınlarımız..
Yarınımız için neler yapmalıyız?Bugün bize kabul ettirilmeye çalışılanları nasıl anlamalıyız ve nasıl bir tepki koymalıyız?Nasıl bir ülkede yaşanmalı diye nasıl davranmalı ve evlatlarımıza nasıl bir miras bırakmalıyız?
Bugün yapılanların algılanmasında sıkıntı yok yapılmak istenenler ortada. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’’nin yapı taşlarıyla oynanıyor. Demokrasi yerine ’“teokrasi’” isteyenlerin sayısı artıyor. Humeyni’’ye hayran olanlar ellerinde mendillerle alanlarda, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’’ün ilkeleri tırpanlanmaya çalışılıyor ve de başarılı olunuyor. Bilimden gün gençtikçe uzaklaşılıyor, Emperyalizm o soğuk nefesini kulaklarımza doğru üflüyor ve AKP iktidarı da bunun maşalık görevini üstleniyor. Acı hem de çok acı’…
Yarınımız, yarınlarımız; bizi bugün yaşanılanların çerçevesinde gelişen bir ülke olarak bekleme bizim yarınımız böyle olmayacak!
Bizim yarınlarımızda mutluluk olacak, bizim yarınlarımızda Kemalizm yaşayacak ve yaşatılacak. Bizim yarınlarımızda IMF avcunu yalayacak. Bizim yarınlarımızda emekçiler haklarını savunacak ve haklarını alacaklar.
Bizim yarınlarımızda kapitalizm kanunu ağırlığını atacak. Bizim yarınlarımız bilimin ışığında aydınlanacak. Bizim yarınlarımızda analar ağlamayacak her gün askerlerimiz şehit olmayacak. Bizim yarınlarımızda Misak- Milli halen aynı kalacak.
Bizim yarınlarımızda gülen çocuklar olacak ve kaygıları daha iyi bir Türkiye olacak. Bizler bu ülkenin aydınlanmacı gençleri olarak yarınlarımıza sahip çıkacağız yarınlarımız için bugünden mücadele edeceğiz aynı daha önce bunları yapmış mücadeleci Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yaptıkları gibi.
Bizler yarınlarımız için Atamız’’dan aldığımız mirasımıza sahip çıkacağız
Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın Atatürk İlke ve İnkılapları, Yaşasın Mücadelemiz!