Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MAPEG), 308’inci grup maden sahalarına yönelik ihale süreci kapsamında İzmir’deki 4 maden sahası için teklifler alındı.
Ödemiş-Kiraz sınırında bulunan 1561,61 hektarlık IV. Grup, “3524852” numaralı maden sahası için Ahlatcı Altın İşletmeleri A.Ş. 160 milyon TL, YSK Group Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. ise 150 milyon TL teklif sundu.
Bozdağ çevresinde altın aranmasının önünü açan ihale köyleri ayağa kaldırırken, Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan Egedesonsöz’e açıklamalarda bulundu.
MADENCİLİĞE TESLİM EDİLEMEZ
Bölgede yapılacak maden faaliyetlerinin su kaynaklarını olumsuz etkileyeceğine dikkat çeken Başkan Mustafa Turan, “Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan, “MAPEG tarafından yapılan ihaleyle Ödemiş ilçemiz ile Kiraz ilçemiz arasındaki 1561 hektarlık alanda altın, gümüş ve bakır madenleri için maden ruhsatı ihalesiyle ilgili gelişmeler ana geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan bölgemizde endişeyle takip edilmektedir. Bu endişenin temelinde havzamızın ana su kaynaklarının bulunduğu bölgeye maden ruhsatı verilmesi bulunmaktadır. Çünkü ruhsat sahasında yer alan Kemer-Yılanlı-Dokuzlar bölgesi Küçük Menderes Nehri’nin ana su kaynaklarını barındırmaktadır. Tüm havzaya hayat veren, tarımsal sulama amaçlı Çatak Göleti’ni dolduran, Beydağ Barajı’na bereket taşıyan su kaynakları bu bölgede bulunmaktadır. Bu bölgede yapılacak herhangi bir madencilik faaliyeti doğrudan su kaynaklarımızı etkileyecektir. İlçemizden ayrıca Köfündere Mahallemizin kuzeyindeki alanları da kapsayan bu saha korunması gereken bir yaşam kaynağı olduğu halde bu bölgenin ülkemizde üzücü örneklerini gördüğümüz madenciliğe teslim edilmesi kabul edilebilir değildir” ifadelerine yer verdi.
GÜNÜBİRLİK HESAPLARA KIYMETLİ TOPRAKLAR FEDA EDİLEMEZ
Küçük Menderes havzasında tarımsal faaliyetleri anlatan Başkan Turan, “ Havzamız, ülkemizdeki tarım topraklarının binde beşine sahip iken buna karşılık tarımsal hasılamızın yüzde beşini karşılayacak kadar bereketlidir. Ülkemizin süt üretiminin en önemli merkezlerinden olan havzamız ayrıca süs bitkilerinin de ana üretim üssüdür. Hepsinden öte Kemer-Yılanlı-Dokuzlar bölgesinde yetişen kestanemiz de doğrudan ihracat ürünüdür. Kestanesiyle, ceviziyle, kirazıyla üreticimiz doğduğu yerde doyarken burada açılacak maden ocakları bu bereketi alıp götürecektir. Asırlardır atalarımızın, dedelerimizin emek emek işlediği, karnını doyurduğu, ülkemiz için değer ürettiği bu havzada, toprağın üstündekiler altından kat be kat değerlidir. Burada yapılacak vahşi madencilik sonrası geri dönüşü olmayan büyük bir kayıp söz konusu olacaktır. Günübirlik hesaplar için bizlere binlerce yıl daha yuva olacak, bereket olacak bu kıymetli topraklar asla feda edilmemelidir. Su kaynaklarının olduğu bu bölgede yaşanabilecek her olumsuzluk doğrudan bir çevre felaketine dönüşebileceği gibi Küçük Menderes Havzası’nın her noktasını da etkileyecektir” dedi.

KAZDAĞLARI’NDA YAŞADIĞIMIZ ACIYI BOZDAĞLAR’DA YAŞAMAK İSTEMİYORUZ
Turan açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi;
“Bu noktada halkımızın da siyaset üstü bir duyarlılığı söz konusudur. Biz de yine siyaset üstü bir anlayışla Bozdağlar’da ve Aydın Dağları’nda gerek madencilik gerekse de jeotermal enerji konusunda çevrede kalıcı tahribatlar bırakacak her türlü girişimin karşısında olduğumuzu bir kez daha hatırlatıyoruz. Kaz Dağları’nda yaşadığımız acıyı Bozdağlar’da yaşamak istemiyoruz. Yetkililerimizin de gerek havzanın ana su kaynaklarını, gerek verimli toprakları gerekse de bu bölgedeki kadim üretimi göz önünde bulundurarak geri dönüşü olmayan hatalara izin vermeyeceklerine inanıyoruz. Sürecin sonuna kadar takipçisiyiz.”





