Her iki takımın da amacı, önce galip gelmekti.
Çünkü beraberlik, ikisini de mutsuz edecekti.
Nitekim skor da istemedikleri şekilde gerçekleşti.
Klasik oyun dizilişleriyle sahada yer aldılar.
Her iki takımın da bloklar arası mesafeleri oldukça uzundu.
Bu anlamda birbirlerine çok boş alan bıraktılar.
Rahat oynayıp, bol pas yaptılar.
Çünkü bu kadar geniş bırakılan alanda pres yapamazsınız.
Yapsanız da çok çabuk yorulursunuz.
Takım boyları, 40 hatta 50 metreleri buldu.
Her iki takım da kompakt takım bütünlüğünden uzaktı.
Oyuncular arasındaki mesafeler arttıkça takım bütünlükleri kayboldu.
Her iki takım da altı savunmacı ve dört hücumcu ile oynadı.
Dörtlü savunmaların önünde onlara dahil ikişer ön stoper...
Tek santrforların arkasında da üç forvetleri vardı.
Yani iki takımın da orta alan blokları yoktu.
Her iki takım da gol pozisyonuna girdi.
Atılan birer golle birer puan aldılar.
Üç yerine bir puanla yetindiler.
Göztepe savunması, rakip kendi alanlarına girdiğinde hemen geri kaçıyorlar.
Böylece rakip, zorlukla karşılaşmadan kale önüne kadar geliyor.
Stoper Ramazan, patlamaya hazır dinamit gibi.
Bu sinir kendisine ve takımına zarar veriyor.
Ayrıca topu her ayağına aldığında santrfora gereksiz uzun oynuyor.
Böyle bir zorunluluğu mu var acaba?
Bucaspor da ise Mehmet Batdal ve Erkan, beklentilerin altında oynuyor.
Sonuç olarak:
Göztepe, ligde kalma yolunda...
Bucaspor ise ilk altıya girme hedefinde...
Yara aldılar.
İkisi de ikişer puan kaybetti.