Zaten bir gün önce gazetelerde çarşaf çarşaf, internet sitelerinde madde madde alınacak kararlar açıklanmıştı.
… Etik Kurulu'nun raporunu değerlendirecek olan 15 kişilik Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, bugünkü toplantıda o rapor doğrultusunda şu kararları alacak.
1-) Küme düşme cezası verilmeyecek.
2-) Puan silme cezası verilmeyecek.
3-) Asıl karar savcılığın hazırlayacağı 'İDDİANAME' sonrasına bırakılacak …
1-) Küme düşme cezası verilmeyecek.
2-) Puan silme cezası verilmeyecek.
3-) Asıl karar savcılığın hazırlayacağı 'İDDİANAME' sonrasına bırakılacak …
Editörler ayıp olmasın diye; biraz da 'soruşturmanın gizliliği'ne 'hörmeten' çokca da yasal yükümlülüklerden 'yırtmak' için, kararların başına 'İddialara göre' yi ekleyip yapıştırmışlardı.
Maddelerin başında 'iddia' vardı, yani olay savlanmıştı amma… Tıpa tıp aynısı çıkıverdi.
Sanırsın haberi yapan muhabir günlerdir 'kozmik oda' da Etik Kurulu mensuplarıyla birlikte yemiş içmiş, karar verilirken de o da masanın bir ucuna ilişivermişti, o kadar kesin yani…
Biz bu öngörülerimizi kararlar açıklanmadan tuşlara dökerken, bir ayı aşkın bir süredir merakla beklenen kararlar da canlı yayınla açıklandı.
Gizli soruşturmada, kozmik odada yapılan gizli oturumların ardından gazetelerde, portallarda yazılanların aynısı çıktı.
Kelimenin tam anlamıyla 'Federasyon topu taca attı' Yok efendim soruşturma gizliymiş, TCK 285'e göre belgeleri veremezlermiş, 1 yıldan 3 yıla kadar cezası varmış.
Canım Türkiyem!..
Bilgi sormak için aradığımız avukatlar 'Bizim bir şeyden haberimiz yok. Biz de sizin gibi dosyanın tarafımıza ulaşmasını bekliyoruz' derken, bir aydır gazetelerde haber portallarında 'gizli soruşturma'nın teknik takibe takılan en mahrem konuşmaları, karı-koca konuşmaları dahil, en ince ayrıntılar, noktasına, virgülüne, sabıka resimlerine kadar yer almadı mı?
Bu şüpheli avukatlarına akıl sır erdiremiyorum, doğrusu. O kadar dilekçe, üst kurula başvuru, HSYK'ya şikayet… Ne gerek var bunlara! Açacaksın gazeteleri, geçeceksin internetin başına. Ne istiyorsan öğren;
Kim kiminle konuşmuş? Kim neyle suçlanıyor - muş? Elde hangi belgeler var – mış? Kim kaç yıl yer - miş? Kim beraat eder – miş?...
Yap savunmanı ona göre.
Yetmedi mi? İn halkın arasına. Sen o kadar okumuşsun, ciltler dolusu kitabı devirmişsin, nafile.
Asıl hukukçular orada.
Çernobil'de nükleer bilimci… Körfez Savaşı'nda muharebe uzmanı… Depremde arama kurtarmacı… Tsunami'de oşinograf kesilen, benim aziz milletim… Engin hukuk bilgisiyle bu işte de en doğrusunu bilecektir elbette…
'Gizli' soruşturmanın en ince ayrıntılarını da tek tek ezbere saymazlarsa nağmerdim.
Gazeteler, portallar kararları 12'den vurmuştu.
Sürpriz ise 52 kişinin tutuklu olarak PFDK'ya sevki oldu. Bu listede medyamızda Milli Piyango'nun sıralı tam listesi gibi yer aldı.
İşin ilginç yönü şike konusunda bir karar alamayan Federasyon, ellerindeki bilgi ve belgelere bakarak 'bunlar şikeden şüphelidir' diyerek 52 kişiye tedbir koydu.
Bu kişiler arasında başta Başkan Aziz Yıldırım olmak üzere Fenerbahçeli yöneticiler, Sivassporlu, Giresunsporlu, Mersinli eski –yeni yöneticiler, Trabzonspor Başkanı Sadri Şener ve Asbaşkan Nevzat Şakar, Beşiktaş Asbaşkanı Serdal Adalı, Teknik Direktör Tayfur Havutçu, diğer teknik adamlardan Bülent Uygun, Yılmaz Vural, Levent Eriş'in isimleri yer aldı.
Ayrıca geçen hafta Manisaspor'un yollarını ayırdığı Teknik Direktör Hikmet Karaman da Disiplin Kurulu'na sevkedildi.
Disipline sevkedilen futbolcular arasında ifadesi alınan Emre Belözoğlu'nun yer almaması dikkat çekti. Emre yoktu. Ama elinde sakat raporu olan Rusya'ya transfer olan Emenike ve dayak yiyen karısının intikamıyla soruşturmaya çağrılan Önder Turacı vardı.
Sadece ikisi mi? Semih Şentürk'ten Sezer Öztürk'e, Mehmet Yıldız'dan İbrahim Akın'a, İskender Alın'a, Can Arat'tan Serdar Kulbilge'ye, Vederson'a varıncaya dek bir çok futbolcuya da tedbir konuldu. Neye göre? Hangi ölçüte göre.
'Kendini savunamaz' diye 'Şikeden cezalandırmam' diyeceksin ama maç oynatmayacaksın.
Bu futbolcuların geleceğini kim sorgulayacak? Kulüplerinin transfere harcadığı onca paranın hesabını kim verecek? Orası 'secret' Yani sır.
Liste kabarık 52 kişi… Ne var ki Galatasaraylı Başkan Adnan Polat ve medyayı yeni dalga gelinceye dek meşgul eden, mektubun sahibi Bülent Tulun da yok. Demek ki bu iş de üzerine çok gelinen Fenerbahçe taraftarının gazını almak için yapılmış. Buradan çıkan sonuç bu. Soruşturma, yasanın çıktığı Nisan'dan sonrasına yönelikse neden çağrıldılar? Hani bundan önce teşvik ve şikenin suç tanımı kanunda yoktu? Yok, şüphe varsa hani 20 yıl öncesine gitme yetkisi vardı?
Asıl skandal 'Kulüpler şüphe duyuyorlarsa Avrupa'ya çıkmasınlar' diyen F.B. sponsoru futbolumuzun patronu başkanın sözleriydi.
Şimdilik top taçta, bu 52 kişi dışında hiç kimseye hiçbir şey olmadı. Olsaydı ne olurdu? Olay bir kez daha Tahkim'e taşınırdı.
'Kararları kesindir' denilen Tahkim Kurulu, 'gariban' Bölgesel Amatör Lig'deki 'İzmirspor – Foça Belediyespor' olayında bile henüz kesin karar veremedi. Tahkim Kurulu kararı defalarca değişti. Neredeyse ligler başlayacak. 'Foça mı - İzmirspor mu - Yeşilova mı? sorusu hala yanıt bulmuş değil.
İşte milyonlarca dolarlık Süper Lig'in, devler arenası Şampiyonlar Ligi'nin yazgısını TFF'nin bu müthiş hukuki yapısı çözecek.
Görülüyor ki, olayın üzerindeki toz bulutu uzunca bir süre daha dağılamayacak..
Denilecek ki; Federasyon suç mu işlesin? Nasıl karar alsın?
Araştırdım, elime ilginç bir öykü geçti.
Bu öykü 2007/2008 sezonuna dek profesyonel liglerde mücadele eden üç Demirspor'dan (Adana, Ankara) biri olan Nusaybin Demirspor'un öyküsü.. Yani Türkiye'de şike nedeniyle küme düşürülme cezası verilen tek somut olayın ilginç öyküsü.
Şimdilerde Mardin Amatör Küme'ye kadar inen Nusaybin Demirspor kadro kuramayınca takım maçlara çıkamamış. TCDD de 'şikeden sabıkalı' bu takıma desteğini çekince, borçlar, hacizler dört bir yanı sarmış.
Belki o dönem kulağınıza gelmiş, ya da gözünüze çarpmıştır..
4 Mayıs 2008'de oynanan Nusaybin Demirspor-Şırnakspor maçının 1-1 biten ilk yarısının ardından, devre arasında çıkan olaylar nedeniyle, konuk takım sahaya çıkamamış ve maç tatil edilmişti. TFF, güvenlik önlemlerinin alınmamasını ve olayların faturasını Nusaybin Demirspor'a kesmişti. Demirspor 3-0 yenik sayılıp, 3 puanı da silinince 38 puandaki Kilis Bld. ile giriştiği kümede kalma mücadelesini yitirmişti.
Sonra iş Tahkim'e gitti. Tahkim Kurulu, hükmen mağlubiyeti onayıp, 3 puan silme cezasını kaldırdı. Asıl ilginç olan, bu maçtan önce Nusaybin Demirspor'lu 8 futbolcunun şehir dışına kaçması ve bu olayda Şırnakspor'lu yetkilililerin parmağının olduğunun öne sürülmesiydi. Alınan ikinci bir kararla, Şırnakspor bu maçta şike yaptığı gerekçesiyle küme düşürüldü.
Böylece Türkiye'de ilk kez şike nedeniyle bir takım küme düşürülürken, maça çıkmayan bir takım ise 3-0 galip sayıldı.
Şike ile ilgili eldeki en somut örnek bu öykü….
Yıllardır her köşe başında konuşulan, her tv proğramında dillendirilen, bir sürü gazetenin manşetlerine, portallara, forumlara konu olan, bir aydır onunla yatıp kalktığımız 'şike' de onca itirafa, onca ithama karşın bugüne kadar yapabildiğimiz en radikal iş bu yani.
Yetkili ve etkililer bundan sonrasını getirebilecek mi? Futbol aklanacak mı size göre?
Sporda bahisin, yani kumarın, devlet eliyle oynatıldığı bir ülkedeyiz. Potada Avrupa'nın en büyük kulüplerinden biri, tek Avrupa Şampiyonu, gençleri zararlı alışkanlıklardan korumak adına içki reklamı yasağına takılıp adını değiştirmek zorunda kalıyor. Öte yanda tam sayfa gazete ilanları, televizyon reklamları… Arjantin'den tutun da, Japonya, İran liglerini bile avucunun içi gibi bilen bahis uzmanlarının tiyoları… Sportif kumar özendiriliyor. Küçücük çocuklar ellerinde bahis kuponu… Cebindeki üç beş kuruşla kısa yoldan köşe dönmenin yollarını arıyor. Milyar dolarlık kumar pastasından, oyunun baş aktörleri kulüplerin ağzına, isim hakkı adı altında bir parmak çalınıyor. Ama malı götürenler hep o malum şahıslar oluyor.
Bu işe baştan beri inanmamıştım. Ama soruşturmanın selameti (!) adına da susmuştum. Nitekim daha ilk günlerden olay 'temiz eller' den çıkıp, bir yargısız infaza, ekranlarda film gibi izlediğmiz bir trajikomedyaya, sonra da bir toz bulutuna dönüştü. Ardından devreye kulübünü 'çok seven' taraftarlar girdi. İş 'renklerin kardeşliğini' yok etme harekatı, kan davasına, kamusal linç hareketine dönüştü.
Futbolu temizleyeceğiz derken, yeni düşmanlıklar, yeni kaoslar ve her şeyin altında bir kuşku arama paronayası yeni bir canavar yaratıldı. Dış dünyadaki futbol saygınlığımız ise geri gelmemek üzere gidiverdi.
TFF ise 'sis bombasının arasında topu göremeyen kaleci' misali hep golü yedi. Sonunda o da yapabileceğini yapıp topu taca attı.
Terör belası, ekonomik kriz, hayat pahalılığı, demokratik haklar, işsizlik, küresel ısınma, nükleer tehdit yetmezmiş gibi hayatımıza yeni bir kriz alanı daha eklendi.
Bu bilmeceyi değil TFF, UEFA, FIFA bile çözemez, artık.
Bu saatten sonra futbolumuzun temizleneceğini sanıyorsanız ya çok ütopiksiniz, ya da kusura bakmayın ama, çok safsınız.
Sahi, televizyon başına geçip sayın başkanı dinlerken, gerçekten…
Ne bekliyordunuz?