Mustafa Kemal’’in CHP’’si ’“Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri’”nin ilkelerine dayanan bir partidir. Mustafa Kemal’’in CHP’’si Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerin de olduğu gibi tabandan tavana doğru örgütlenen bir ’“say’” partisidir. Yani emeğin partisidir.
Mustafa Kemal’’in CHP’’si halkın gücüne dayanan milli iradenin demokratik, katılımcı, çoğulcu ve devletin ’“Yurttaş’” için var olduğu bir partidir.
Mustafa Kemal’’in Cumhuriyeti ve kurduğu CHP emperyalizme, kurulu düzene, eşitsizliğe, gericiliğe, imtiyazlara başkaldırının partisidir.

Mustafa Kemal’’in CHP’’si Türkiye’’yi bağımsızlaştıran, yenileştiren, çağı aşmak programının ve iddiasının partisidir.Mustafa Kemal’’in CHP’’si egemenliğin kaynağını ulusta bulan, milli iradenin geliştirilmesini ve gücünü ’“Yurttaş’” dan alan demokratik bir anlayışın partisidir.

Mustafa Kemal’’in CHP’’si barış içinde birlikte yaşamanın, farklı yarar grupları, farklı kültürel, toplumsal duyarlılık kümeleri arasında yeni anlayış ve hoşgörü kanallarının açılması, kendi farklılıkları içinde bütünleşmesi inancıdır, iddiasıdır. İşte Mustafa Kemal’’in ’“ Benim iki eserim vardır: Birisi Cumhuriyet bir diğeri ise Cumhuriyet Halk Partisi’”dir, dediği CHP bugün büyük belirsizlikler yaşamakta ve zor bir süreçten geçmektedir. Yıllardan bu yana da bir türlü iktidara gelememiştir. Bugünkü yapı ve anlayışlar da eğer böyle giderse, CHP’’yi iktidara taşıyamaz. Bunun en temel nedenleri bugünkü CHP’’si, Mustafa Kemal’’in kurduğu CHP’’sinin yukarıda sıraladığımız anlayışlarından yoksundur, uzaktır.

CHP halkla birlikte, halktan güç ve yetki alarak, toplumsal ve ekonomik düzenin savunuculuğunda ideolojisini ortaya koyamamış ve çağdaş topluma geçiş için kitlelerin emeğiyle, alınteriyle üreten değer yaratanların önde tutulması yönünde gerekli aktivizmi ve politikaları üretememiştir. CHP’’si kadroları tabandan tavana doğru değil, tavanın vesayeti ile oluşturulmuş ve bu kadrolar halkla birlikte, halktan güç ve yetki alma olgunluğundan uzak kalmıştır.CHP’’si kadroları meşrutiyetin temelini halkla bütünleştirmede cılız kalmış ve bireyselliği aşarak, bütünselliğe yönelmemiştir.

Baykal, Türkiye’’de 1990’’lardan beri artarak devam eden siyasetten, hayatın her alanına kadar uzanan ’“ahlaki çöküntünün’” son kurbanlarından oldu.
Videoyla ilgili spekülasyonlar ne olursa olsun; ister AKP’’nin bir komplosu, ister derin devletin bir tezgahı olsun, ister CHP’’nin içinden bir tertip olsun, hatta Baykal’’ın en yakınından bir oyun ve strateji olsun’…Bu ihtimallerin hangisi doğru olursa olsun, daha önemli olan ’“siyasi alana gayrimeşru bir müdahalenin yapılmış olmasıdır.’” Bu video kimin eseri olursa olsun, önemli olan böyle bir aracın kullanılmasına cüret etmektir.

Deniz Baykal’’ın başına gelen kaset olayından sonra istifa etmesi ve Kurultay’’a altı gün kala ne olacağı hala belirsiz. Bence bu aşamada Baykal’’ın tekrar dönmesi yanlış olur. Baykal partisinin arkasında durarak, halkın, seçmenin ne dediğini dinlemelidir.

CHP’’nin yeni lideri kim olmalıdır belirsizliği ortadan kaldırılmalıdır.
Şimdi, Baykal’’a büyük görev düşüyor. Halk, seçmen, partinin tabanından gelen ses, Kemal Kılıçdaroğlu diyor, bütün anketler ve yoklamalardan bu sonuç çıkıyor.

Halkın isteğine karşı çıkılmaz. Halk böyle olmasını istiyor. Baykal bunu desteklemelidir.

Çok yurttaşımızla konuştum. Kılıçdaroğlu halkın gönül tahtına oturmuş bir isim. Siyasi bakış açısı, kültürü, beyefendiliği, halka yakınlığı, dürüst ve düzgün oluşu Kılıçdaroğlu’’nu ön plana çıkarıyor. Kemal Kılıçdaroğlu, yeni, dişli, etkili, ses getiren, fikrini satmamış, paraya ve şöhrete önem vermemiş bir kişiliğe sahip. Kitleleri dalgalandırabilir. Kemal Kılıçdaroğlu, halkla , sorunlarla kavrularak bütünleşebilir. Önü açılarak yeni, birikimli, genç, dinamik kadrolarla, tabandan tavana yeni örgütlenmelerle, CHP’’yi Mustafa Kemal’’in kurduğu ’“Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’” ruhuyla yeniden dalgalandırabilir. Gandhi yakıştırmalı Kemal Kılıçdaroğlu bunu başarabilir. Ayrıca Gandhi yakıştırması Kılıçdaroğlu’’nda çok uygun durmuştur.