Bundan 5 bin yıl önce uzaylı dostlarımızın gemilerinde yakıtın bitmesi, insanlık tarihi içinde önemli bir adımın atılmasına sebep oldu.

O zamanın en verimli topraklarından biri olan Mısır'a iniş yapmak zorunda kalan uzaylı dostlarımız, o coğrafyanın en ilkel kabilelerini kontrol altına alarak, günümüz insan zekasının bile çözemediği mükemmellikte irili ufaklı piramitler yaptırdı. Tabi bunlar olurken insanoğluyla uğraşmanın zorluğu yaşayan ve onlardan acayip mikroplar kapan uzaylı dostlarımız, gemilerini parça parça söktürüp satılmasın diye bu piramitlerin altına gömdürdü. Sonra da kendilerini Nil Nehri'nin sularına bırakıp intihar etti. Bildiğiniz gibi birkaç gün önce Mısır'da bir darbe yaparak yönetime el koyan CIA, pardon Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Abdulfettah El Sisi, Cumhurbaşkanı Mursi'yi görevden aldığını açıkladı.

Sisi, hemen ardından yeni seçimlere kadar bu göreve, Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur'un vekalet edeceğini söyledi. Böylece hem 1400 yıl sonra ilk defa Mısır'da bir Hristiyan yönetimin başına geçirilmiş oldu hem de yönetim erki 'Müslüman Kardeşlerin' elinden gitmiş oldu. Bu arada Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin (UKC) Sözcüsü Muhammed El-Baradai, ordunun ülkedeki krizi sonlandırmak amacıyla ortaya koyduğu yol haritasının 25 Ocak devriminin gidişatını düzeltme amacını taşıdığı belirtti. Sonrasında ise Baradai, birlik ve beraberliğe vurgu yaparak herkesi içine alan bir devlet ve adil bir anayasa inşa edilmesi çağrısında bulundu.

Gelinen noktada demokratik bir seçimle başa gelen Mursi, askeri darbeyle koltuğundan indirilerek, Mısır yeni bir siyasi krizin içine sokuldu. Tabi ki, plan ve program dahilinde bu gerçekleştirildi. Çünkü İslam Dünyası'nda önemli bir yeri olan Mısır'da, ABD'nin yardımlarını alan ordu toplumu yeniden dizayn etme rolüne soyundu. Amaç öncelikle genç ve muhalif Mısırlıları kontrol altına almaktı. Basında Başkan Obama'nın 'görevi bir an önce sivil hükümete devredin' çağrısı yukarıda söylenen ile çelişse de akla şu soruyu getiriyor: Madem ki, ABD demokrasiye bu kadar önem veren bir ülke o zaman Suriye'deki durumun sorumlusu kim? Her şeyi dizayn etmeye alışmış ABD için Suriye'deki rejimi niye düşürmeye uğraşıyor?

Soruları çoğaltmak mümkün... ABD'nin en sevdiği, can ciğer kuzu sarması olduğu Arap ülkesi Suudi Arabistan'ın bir mesaj yollayarak, Mısır ordusunu tebrik etmesi ne anlama geliyor? Özellikle Türkiye'de iş dünyasının bunu iyi okuması gerekiyor. Neden? Çünkü Türkiye'deki birçok firmanın burada önemli yatırımları bulunuyor. Üstelik Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; Türkiye'nin bu bölgeye olan ihracatı 2008'den 2012 sonuna kadar 2.5 kattan fazla artmış. Yaklaşık 3.6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilen ve birçok yatırımın bulunduğu bu ülkedeki her türlü sosyal ve siyasal gelişme, bu ülkeyle çalışan yerli firmaları yakından ilgilendiriyor. Afrika ekonomisinden pay almak için kolları sıvayan Türkiye'nin bu dönemde çok dikkatli olması gerektiği ortada. Lakin Mısır'da yaşanan ordu müdahalesiyle ilgili değerlendirmede bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, 'Demokratik bir seçimle işbaşına gelmiş olan Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin Mısır ordusunun müdahalesiyle görevinden alınması, Mısır devriminin kazanımları ve demokratik süreç açısından son derece kaygı verici bir durumdur' demesinin altında yatan nedenlerden birisi de bu. Dolayısıyla Mısır'daki yeni oluşumu yakından takip ederek, buna göre strateji geliştirmek belki de en doğru olanı. Mısır'da yeni yönetimin oluşmasının yaklaşık 2-3 yıl alacağı söyleniyor. Eğer böyle olursa, Türk iş dünyasını uzunca bir dönem belirsizlik bekliyor. Bu belirsizliği gidermek mümkün olmasa da tedbirli davranıp, alternatif pazarlara bakmakta fayda var. Çünkü yeni olanın ne getireceğini kimse bilmiyor.

Gelelim Mısır'da intihar eden uzaylı dostlarımıza. Biliyorum aranızdan bazı arkadaşlar benim 'deli' olduğumu ve uzaylıları kendine dost edinmiş bir organizmaya dönüştüğümü düşünüyorsunuz. Ancak yanıldınız. Çünkü bana inanmıyorsanız, Mısır'daki piramitlere bir bakın. O matematik, geometri ve astronomi dehası yapıları inşa eden insanlar, gerçekten Mısırlı olsaydı, böyle bir demokrasi trajedisi yaşanır mıydı?

Ataları piramitleri inşa eden bir toplum üçüncü dünya ülkesi konumunda ilkel komün hayatı mı sürdürür? Tahrir Meydanı'nı siz Mısır zannediyorsanız, biraz da ülkenin içlerine doğru develerle bir seyahat yapın? Bakalım bana hak verecek misiniz?