Gariplikler ülkesiyiz vesselam.
'Hukuk devleti yazıyor' Anayasamız da ama mahkeme kararlarını tanımıyoruz.
Görevden giden okul müdürleri mahkemeleri kazanıp görevine dönme hakkı kazanıyor, Bakanlık Valiliklere 'mahkeme kararlarını tanımayın' diye talimat yolluyor.
Kentlerde, milli eğitim il müdürleri hakkında mahkeme kararlarını uygulamadıkları için soruşturma izni isteniyor, valiler vermiyor İzmir'de de olduğu gibi!
Sit alanlarını korumakla görevli Kurul, Cumhurbaşkanlığı sarayı yapabilmek için bir gecede ilke kararını değiştirebiliyor.
Adı üzerinde ilke kararı ama ilkesizlik diz boyu!
Saray yapılıyor mahkeme 'böyle ilkesiz karar olmaz' diyor Sit alanını koruması gerekirken peşkeş çeken Koruma Kurulu'nun kararını iptal ediyor, milyar dolarlık sarayımız bir anda 'kaçak' oluyor.
Cumhurbaşkanlığı ise 'yok öyle bizim inşaatımız usulüne uygun' diye açıklama yapıyor.
Anlayacağınız her yerimiz dökülüyor…
Dökülmeye de devam ediyoruz.
Daha nice sayısız örnekle dolu memleket.
Bir örnek de İzmir'den…
Uyanık bir dernek kuruyor.
Adı 'Alkol ve Madde Bağımlılığı ile Mücadele Derneği…'
Memlekette uyuşturucu kullanımı ilk okula kadar indiği gerçeği karşımızda dururken son derece önemli ve gerekli bir dernek aslında.
Lakin o uyanığın maddeyle alkolle ilgisi yok derdi Buca'da Devlet Demiryolları'na ait Dokuz Eylül Üniversitesi yanındaki Son istasyon olarak bilinen alanı kiralamak.
Güya gençlik merkezi yapacak uyanık!
Dilekçe yazıyor istiyor yeri dernek adına.
Ama Demiryollları 3. Bölge Müdürlüğü koltuğunda o tarihlerde oturan Selim Koçbay, onay vermiyor.
Çünkü, Dernek Başkanı Mustafa Güney isimli kişinin niyetini anlıyor.
Yeri alamayan Güney, şikayetlere başlıyor.
Biliyor ki, memlekette şikayet mekanizması işe yarar. İktidar birini yiyecekse, daha önce itibar etmediği şikayeti bir anda işleme koyar.
Biz de böyledir şikayet mekanizması…
Eli kalem tutan herkes doldurur kağıdı, yalan mı yanlış mı bakılmaz, şikayet eden kim gerçek mi değil mi imza var mı yok mu araştırılmaz 'gereği yapılsın' diye sevk edilir.
Onun için aynı konunun 6 kez farklı müfettişler tarafından incelendiğini bilirim ben.
Nitekim uyanık dernek başkanı yeri vermediği için uyuşturucuyla mücadelenin önüne geçtiği iddiasıyla valilikten başlayarak Cumhurbaşkanlığı'na kadar Selim Koçbay'ı şikayet ediyor.
Uyanık Güney , Koçbay'ı şikayet ederken yardımcısı Murat Bakır'ı da yerin verilmesi için gösterdiği çabayı övmeden geçmiyor.
Sonra yanına önce kapanan ama aday yapılmayınca açılan milletvekilini alıp, Koçbay ile uğraşmayı sürdürüyor.
Koçbay direndikçe yalan yanlış suçlamalarla Bakanlığa şikayet üzerine şikayet gidiyor.
O eski milletvekili de devreye girince Koçbay, görevden alınıyor.
Ancak işe bakın ki, Buca'daki son istasyon alanı gençlere lokal olarak verilecekken Alkol ve Madde Bağımlılığı ile Mücadele Derneği Başkanı Mustafa Güney, mayıs ayında Torbalı'da uyuşturucu ticareti yapmaktan Polis tarafından yakalanıyor.
Polsin operasyonuda gençlerin en fazla ilgi gösterdiği 3 bin extasy hapı ele geçirilirken mahkemeye çıkan Uyuşturucuyla Mücadele Başkanı Mustafa Güney adli kontrol şartıyla serbest kalıyor.
Sonuç!
Yıllarca Demiryollarında en alt kademeden bölge müdürlüğü koltuğuna kadar çıkmayı başaran Koçbay haklı çıkıyor ama koltuğu gidiyor.
Sırf, birilerinin istediği olsun diye bürokratları harcayan bir memleketteyiz!
Sırf, iktidarı elinde tutanların tartıp biçmeden kararlar alıp harcadığı değerlerle dolu bir ülkeyiz.
Sadece bizim dediğimiz doğru, biz ne dersek o olacak diyen gücün yönettiği bir memleket olma yolundayız.
Bu ülke çok fazla gitmez bu zihniyetle.
Dökülüyoruz, durduramazsak dökülmeyi batacağız!